Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 98302
Yayın Tarihi : 4/19/2016 1:11:18 PM
تعداد مشاهدات : 152

İslamı Tanıma 173 (İslam ve Ahlaki Hukuk 18)

 

Tarih: 01.04.2016
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Dr. Ramazani

 
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.


İnsanın maddi, manevi ve ruhani terbiyesinde çok önemli bir rol ifa eden ustadın ve alimin hakkına dair Hukuk Risalesinde, İmam Seccad hazretlerinin önemli bir çok hususu dile getirmiş olmasına dikkatle ve toplumun eğitim, kültür ilimi ve ahlaki şekillenmesi ve terakksinde öğretmenin sahip olduğu yükümlülük ve sunduğu önemli hizmete binaen, öğretmenin ve alimin hakkının daha detaylı bir şekilde izah edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.


İNSANIN İLK TERBİYECİSİ
Öğretmenin terbiyemizde ve kişiliğimizin şekillenmesinde ne denli bir rol ifa ettiğini şu husustan açık bir şekilde anlamaktayız. İnsanın en önemli varlıksal sermayesi kalbi ve aklıdır. Biz bu iki sermayenin de neşvu nema bulması ve rüşdünü yakalayıp filizlenmesi ve iy bir şekilde terbiye edilmesi içn alime ve öğüretmenin emrine sunuyoruz. İnsanın hayatına yön veren, insani ve ahlaki erdem ve değerleri insana aşılayan, insana ilim ve irfan öğreten kişi öğretmendir (alimdir). Haiz olduğu öneme binaendir ki İmam Cevvad (a.s) hazretleri, öğretmenin sözünün dinlenmesini ibadet hükmünde değerlendirmiştir. Imam hazretleri nurani beyanatında şöyle buyurmaktadır. „Bir konuşmacının konuşmasına inanarak kulak vermek o kişiye ibadet etmek anlamına gelmektedir. Eğer konuşanın konuşmaları Allah canibinden ise kişi Allaha ibadet etmiş sayılır. Eğer konuşan kişi şeytan adına konuşuyorsa, bu durmda inanarak bu sözleri dinleyen kişi şeytana kulluk etmiştir.” (El-Kafi c 6.s 434)

Dolyısıyla kişinin hayat yolunu ve rotasını iyi tanıması ve yaşam felsefesini öğrenmesi için ilim ve irfanla donanmış olması lazım. İnsanın gerçek varlığı da her yerde ve her zaman onunla birlikte olan, elinden tutan ve hiç bir zaman ondan ayrılmayan ve tükenmeyen bir sermayesi olan ilmi ve marifetidir. Tabiki ilim ve irfan kişinin eti ve kanıyla yoğrulup can ve ruhunun bir melekesi haline geldiği zaman bu durum söz konus olur. Aksi takdirde ilim kendisi bir ağırlık ve vebal olur. İlin canla yoğrulursa yar olur yalnızca kafada olursa yük olur. Yani kişi ilımle kendisine yar olacak bir şerkilde davranmalı ve bir yük olmasına fırsat vermemelidir. Buna binaen kim olduğunu ? Nasıl yaşaması gerektiğini? Ve neden iki boyutlu bir varlık olduğunu? Bu varlığının iki boyutunu veya kendisine bağışlanmış olan maddi ve manevi varlıkları nasıl eğitip yönlendirmesi gerektiğini bilmelidir. İlim hakikatı öğrenmemize, kendimiz tanımamıza, yolu ve rkanı öğrenmemize katkı sağlamalı. Türk arif ve şair Yunus Emrenin de ifade ettiği gibi:

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmesen
Bu nice okumaktır.
Okumaktan mani ne
Kişi hakkı bilmektir.
Çun okudun bilmezsen Hakk
Bu bir kuru emektir

Dini öğretilerimiz bizlere bilmediklerimizi öğrenmemizi, ilim v bilgi ehline sorularımızı yöneltmemizi emir buyurmaktadır. “Eğer bilmiyorsanız zikir (ilim) ehline sorun” (Nahl 43)

 Konuyla ilgili olarak sevgili Peygamberimiz bir hadisi şerifde şöyle buyurmaktadır: “Alimlere sorun, hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun” (Caferiyat, Muhammed bin Muhammed. S 230)


 İmam Ali hazretleri, valisi Malik Eştere gönderdiği bir mektupta müslüman bir yöneticiye yönetim ile ilgili bir ders olarak şu tavsiyede bulunmaktadır. Ey Malik! idaren altındaki ülke işlerini düzenlemek için ve senden önceki insanların ortaya koyduğu şeyleri ayakta tutmak için daima alimlerle görüşmeyi ve hikmet sahipleriyle de danışmayı (tartışmayı) çoğalt.(Nehcu’l Belağe hutbe 53)

 Insanin maddi ve manevi terbiyesini üstlenecek ve hayatında ona klavuz ve ışık olacak, onu yönlendirecek bir alime bir ustada ihtiyacının olduğu gün ışığı gibi açıktır. Kişinin aklını ve zihnini teslim edeceği bu hocanın faydalı ve onun dünya ve ahiret saadetinin teminine yardımcı olacağından emin olması lazım. Buna binaendir ki İmam Bakır hazretleri “İnsan yiyeceğine bir bakı versin” ayeti kerimesinin şerhinde şöyle buyurmaktadır: “ Zeyd Eşşeham şöyle diyor: Ebu Cafer İmam Bakır hazretlertine,İnsan yiyeceğine bir baksınayeti kerimesinin maksadı nedir? Diye sorduğumda şöyle buyurdular: Aldığı ilmi kimden aldığına baksın” (Kafi c1. s 50)

Safi tefsirinin sahibiyse yiyeceği ikiye ayırmaktadır. Fiziki ve ruhani yiyecek. Çünkü insan fiziki ve ruhani iki boyuta haiz olan bir varlıktır. Insan maddi gıdasına dikkat ettiği oranda manevi gıdasına da gereken teveccühü göstermiş olmalı. Vahiy kanalıyla gelen ilmi hangi kaynaktan ve kimden alması gerektiği hususunda duyarlı olmalı.

 ÜSTADA SAYGI VE HAKKINA RİAYET
Ustada saygı konusunda Kur’anı kerimin Kehf suresinde yer alan Hazreti Musa İle Hazreti Hıdırın ilginç kıssasına bir tevvccüh etmek yerinde olur. Bu kıssada Hz. Musa (a.s) kendisini ustadın emrine amade ve ona tabi olan bir kimse olarak tanıtmaktadır. Hazreti Hıızıra soru yöneltme biçimiyle tam bir edep ve tevazü örnekliği sergilemektedir: Ustadına karşı kendisini bilgisiz ve ilim ile irfan arayışında olan bir kimse olarak tanıtmaktadır. Dolayısıyla İmam Ali hazretleri alim ve ustadın sahip olduğu makama ve konuma binaen Ustadın hakkını şu şekilde tanımlamaktadır. “İmam caferi Sadık (a.s) Emiru’l Müminin Ali (a.s)’ın ustadın hakları konusunda şöyle söylediğini beyan buyurmaktadır: “Ustadın hakları hususunda şu noktalara dikkat etmek gerek: Ustada fazla soru sormamalı, eteğinden tutmamalı, huzuruna çıktığında başkaları yanındaysalar hepsine selam etmeli, ustadın arkasında oturmamalı, Ustadın sözlerine aykırılık arzedecek şekilde kaş ve göz işaretlerinde bulunmamalı, onu yoracak şekilde oturumu uzatmamalı. Alim meyve ağacı misalidir. Bir meyvenin yetişmesini ve düşmesini beklemek gerek. İlim meyvelerinin dökümün beklemek için ustadın ağzına bakmak gerek.” (Kafi c1. S 50)

 Bu konuda İmam Gazzalinin görüşlerine de bir atıfta bulunmak yerinde olur. İmam Gazzali ilim ile malın tahsili ve kulllanımı konusunda bir kıyas yaparak şöyle diyor: “İnsan öğrendiği ilimler hususunda malı toplayan kişi gibi dört durumla karşı karşıyadır: Servet elde etmek peşinde olan kimse gibi. 1- Mal kazanmak ve toplamak. 2- Biriktirmek ve depolamak. 3- Maldan ve servetten şahsen yararlanmak. 4- Infak etmek, başkalarına yardım etmek, başkalarının onun telaş ve çabalarının sonuçlarından yararlanmasına fırsat hazırlamak. Son durumda olan maldan en güzel bir şekilde yararlanan ve en iyi behreyi elde eden kimsedir. Böyle bir durumda kişi cömert ve bağışlayıcı olarak tanımlanır. Alim de böyledir. 1- Önce ilmi tahsil eder, toplar. Bu halette kişi kazanç elde eden kimseye benzer ama kazancı para veya mal cinsinden değildir. 2- İkinci halet, öğrendiği ilmi konuları depolamak, korumak ve muhafaza etmek. 3- Kişinin kendisinin elde ettiği ilimden yararlanması. 4- Dördüncü halet, kişinin elde ettiği ilmi başkalarına öğretip onları helaket ve felaketten kurtarmaya çaba göstermesi.” (İhyau Ulumu Din c 1, S 93 İmam Gazali)

Eğer alimler kendi görevlerini tam anlamıyla yerine getirseler ve toplumu, akleden, düşünen bilgi ve irfan tahsiline çalışan bir topluma dönüştürseler ve diğerleri de öğrendikleriyle amel etseler, bu durumda beşeri toplumun bir çok sorunları kendisinden halledilmiş olur ve insanlık bilgisizlik ve cehaletin esaret ve karanlığından kurtulmuş olur.





 

 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :