Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 96958
Yayın Tarihi : 3/31/2016 3:21:08 PM
تعداد مشاهدات : 131

İslamı Tanıma 171 (İslam ve Ahlaki Hukuk 16)

 
Tarih: 18.03.2016
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Dr. Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.


Geçen haftaki hutbemizde dinin siyasetten ayrılığının İslam açısından makbul bir yaklaşım olmadığına dair açıklamada bulunmuştuk. İnsanın onur ve saygınlığını farklı yönleriyle korumayı ve temniat altına almayı ühdesine almış olan dinin hakikatına dikkatle, toplum adalet, güvenlik, akılcılık ve maneviyat için münasip bir ortam olmalı ve her inanan insan rüşd ve kemal yönünde hareket edip Allah’ın rızasını tahsil etme fırsatı bulmalıdır. Sekular bir siyasi ve toplumsal yapı bu fırsatı sunmamaktadır. Dolayısıyla kuşatıcı ve sürekli olan ve adalete öğretilerinin başında yer veren bir dini siyasetten ayrı düşünmek mümkün değil. Adalet, güvenlik adilane gelir dağılımı ve diğer toplumsal konular ile ilgili varolan bir çok ayet ve rivayeti görmezlikten gelerek sekular bir yaklaşımı İslami bir topluma dayatmak veya bu ayetleri ve rivayetleri asli manasından uzak olarak başka bir şekilde izah edip yorumlamak doğru bir şey değildir. Sözün özü; İslami hükumet İlahi ayetler ve nebevi hadis ve uygulamalara dayanmaktadır.

ADİL YÖNETİCİ
İmam Seccad (a.s) ‘ın hukuk risalesinde değindiği bir diğer önemli husus ise kendi görev ve sorumluluğunu yerine getiren adil yöneticinin haklarının tanınması ve riayet edilmesi hususudur. İmam Hazretleri adil yöneticinin hakları hususunda şöyle buyurmaktadır: “Sana önderlik yapan yöneticinin senin üzerinde olan hakkı şudur: Bilmelisin ki, Allah seni ona bir imtihan vesilesi kılmıştır. Sana olan hakimiyetinden dolayı da imtihana tabi tutulacaktır. Halisane bir şekilde onun hayrını istemelisin. Sulta ve iktidarını nazara alıp ona karşı mucadele etmemelisin. Çünkü bu iş hem senin helak olmana sebep olur, hem de onun. Alçak gönüllülük ve yumuşaklıkla, şerrini kendinden uzaklaştıracak şekilde ve dinine zararı dokunmayacak derecede onu razı etmelisin ve bunu yapmak için de Allah’tan (onu deffetmek için) yardım dilemelisin. Ona karşı böbürlenme ve mucadeleye de kalkışma. Aksı takdirde ona asilik yapmış olursun. Ve kendine eziyet edip kendini onun çirkin davranışına maruz bırakır ve onu da helak olmaya sevk edersin. Sonuçta onunla kendi aleyhine yardımlaştığın gibi, sana karşı yapacağı zulümde de ona ortak olursunuz. Ve kuvvet ancak Allahtandır.” (Tuhefü’l Ukul s 252)


Imam hazretleri bu nurani beyanatında, kendisini insan ve toplum onuru ve haysiyetinin korunmasına adamış olan ve bu yönde hiç bir çabayı esirgemeyen adil yöneticinin her türlü saygı ve hürmete şayeste ve layık olduğunun altını çizmektedir. Çünkü o toplumda adaleti hakim kılmak için çabalamaktadır. Buna binaendir ki Sevgili Peygamberimiz konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Yöneticilere saygı ve ikramda bulunun eğer onlar adil olsalar Allah’ın yeryüzündeki izzeti ve gölgesidirler.” (Zamekhşeri Rebi’ul Ebrar ve Nususu’l Ahbar c 5. S 161). Çünkü bu tür hükumetlerde insanlar bir takım sınavlardan geçmekteler. Zira adil yönetici hükumetinin devam ve bekası için halkın çok yönlü destek himaye ve birlikteliğine ihtiyaç duymaktadır. Bunun içindir ki iktisadi. Kültürel ve siyasi alanlar başta olmak üzere bir çok alanda halk adil yöneticinin yanında yer almalıdır. Halkın haklı talepleri ve programlarından hükumete yardımcı olmamaları hukümetin zaafına ve gevşemesine sebebiyet verecektir. Dolayısıyla adil yöneticinin hayırhah nasihatlerine ve beyanlarına kulak vermeli. Gerekli olduğu zamanda ona fikir vermeli ve meşverette bulunmalı, ama nihai kararı onun uhdesine bırakmalı. Çünkü uygulanması mümkün olmayan bir çok çeşit görüş ve önerinin gündeme gelmiş olması mümkündür. Halka düşen hüsnü niyyetle farklı konulardaki görüş ve düşüncelerini dile getirip yapıcı eleştirilerde bulunmalı ama her hususta da sorun ve bahane peşinde koşmamalı. Düşmanlık ve muhalefettten kaçınmalıdırlar. Tabiki hayırhahlıkla yapılan bilinçli ve gerçekçi eleştiriyle muhalefet ve düşmanlığı birbirinden ayırt etmek gerek. Danışmanlıkta bulunan ve farklı konularda görüş ve önerilerde bulunan kimseler kendi görüş ve yaklaşımlarının uygulanması gibi dayatmalardan kaçınmalıdırlar. Farklı zevk ve salikaların (yaklaşım ve usüllerin) olduğunu göz ardı etmemek gerek.

İmam Hazretleri, adil yöneticiye karşı tevazü gösterilmesi ve yumuşak davranılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü o memleketi, en güzel bir şekilde idare etmek için azami çaba gösterdiğinden dolayı bütün saldırı, eleştiri ve hatta tehlike oklarının hedefinde bulunmaktadır. Halkın kendi barışı ve selameti, toplumun devam ve bekası, barış ve huzuru için onun sözlerini dinlemesi gerekir. Toplumun huzur ve refahı, barış ve birlikteliği için gösterdiği geceli gündüzlü telaş ve çabalardan dolayı kendisini takdir etmek ve her fırsatta ona karşı şükranları dile getirmek gerek. Tabiki hakimiyeti zayıflatan haksız ve gayrı kanuni çıkışlar kanuni işlem ve mueyyideleri beraberinde getirebilir.

Burada üzerinde önemle durulan husus şudur. Her bireyin adil olan yönetimi desteklemesi ve yanında yer alması her türlü düşmanlık ve muhalefetten kaçınması ve adil yöneticiye saygıulı davranıp güzel hizmetlerinden dolayı takdir ve teşekkürlerini dile getirmelidir

Adil yöneticinin halk üzerindeki bir diğer hakkıysa şudur: Yönetici sıfatıyla tavsiyelerine kulak verilmesi. Çünkü bu husus herkesin yararınadır. Tabiki daha önce hayırhahanen yapılan alimane eleştirilerinin toplumun rüşd ve tealiisine katkı sağlıyacağını söylemiştik.


Islam’ın öğretilerine göre kıyamet günü her toplum kabul gören imamıyla birlikte haşir meydanına gelecektir. O gün bütün insanları kendi imamlarıyla çağıracağız.” (Isra 71) Bu ayeti celilenin tefsiri konusunda İmam Huseyin (a.s) hazretlerinden şöyle bir rivayet nakledilmiştir, şöyle: “Buşr bin Ğalib bu ayetin tefisrini İmam Huseyin hazretlerine sordu. İmam Hazretleri onun cevabında şöyle buyurdu: “Hidayete davet eden bir İmam var bazıları icabet ettiler, aynı şekilde delalete davet eden bir imam var bazıları da ona icabet ettiler böylece bir grup cennnete ve bir grup ta ateşte yer aldı. Nitekim Yüce Mevla buyurmaktadır “O gün insanların bir kesimi cennettedir ve bir kesimi de yakıp kavuran ateştedir” (Şura 7) (Tefsir Nuru’s Saqaleyn c 3. S 192). Tabiki adil yöneticiye olan bu saygı ve takdirin, onun tüm insanlara karşı adil davranmasına binaen olduğu apaçıktır. Ancak yönetici zalim ve zorba olursa, toplumu ve halkı baskı ve istibdat altında tutmaya kalkışırsa, böylesi bir yönetici hiç bir saygı, hürmet destek ve dayanışmayı hakketmez. Buna binaendir ki İmam Bakır (a.s) mustebid yönetici hakkında şöyle buyurmaktadır. “Üç kişinin hürmet ve saygınlığı olmaz, bıdatkar heva ve hevesine uyan, zalim yönetici, alenen fasıklık yapan kimse” (Kurbu’l Isnad s 176. H 645)

Bundan dolayıdır ki İmam Ali hazretleri hiyanette bulunan bir yöneticiye hitaben şöyle buyurmaktadır:
Bazı işlerini bana haber verdiler; eğer yaptıysan Allah’ın gazabına uğradın, imamını da kızdırdın demektir. Müslümanların ok atarak, at koşturarark elde ettikleri, elde ederken uğruna kanlarını döktükleri, canlarını verdikleri ganimetleri kavminden istediğin kimselere paylaştırmışsın. Tohumu yarana, mahlukatı yaratana and olsun ki eğer bu doğruysa, gerçekten benim yanımda çok aşağılık ve itibar açısından da çok değersiz biri olursun. Rabbinin hakkını aşağılama, küçük görme ve dinini mahvederek dünyanı düzeltme. Yoksa işlediklerinden en çok hüsrana uğrayanlardan olursun.” (Nehcu’l Belağe mektup 43)

Adil yöneticinın hakları ve saygınlığının korunmasının dini bir toplum için bir çok faydayı beraberinde getireceği bir gerçektir. Bu durum gerçek anlamda toplumsal adaletın şekillenmesine de yol açar.

Vesselamu aleykum wa rahmatullahi wa barakatuhu

 




 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :