Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 95573
Yayın Tarihi : 2/23/2016 1:23:16 PM
تعداد مشاهدات : 142

İslamı Tanıma 168 (İslam ve Ahlaki Hukuk 13)


 
Tarih: 15.01.2016
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Dr. Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu,nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

İmam hazretlerinin Hukuk Risalesinde gündeme getirdiği ahlaki haklardan bir diğeri ise Hacc ibadeti ve farızasının hakkıdır. Hacc bir çok ibadeti ve menasiki bünyesinde barındıran çok kapsamlı bir ibadettir. Bir başka ifadeyle farklı ibadetlerin erdem ve faziletlerine şamildir. Hacc namaz ve zekat gibi sadece ibadi boyutu olan bir farıza değldir. İnsanın sarıldığı bir ahit ve sözleşmedir. Hacc farızasının işlenmesiyle aslında ilahi ahid ve sözleşmeye bağlılık, bu vesileyle topluca teşhir edilmektedir. Buna binaendir ki Rabbu’l Alemin Ali İmran suresinin 97. Ayeti kerimesinde şöyle buyurmaktadır. “Orada (Haccın yapıldığı yerde) apaçık işaretler ve İbrahimin makamı bulunmaktadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi ziyaret etmesi (haccetmesi) Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Kim de inkar ederse, (bilsin ki) Allah tüm alemlerden mustağnidir.


EN FAZİLETLİ VE İLK İBADET MERKEZİ
Bu ibadi–siyasi amelin fazileti hakkında İmam hazretlerinin bu buyruğu yeterli geliyor zannediyoruz. „Kabirde olanlar, dünya ve dünyada bulunanların hepsine karşın keşke defterlerınde bir haccın olmasını arzulayacaklardır“ (Tusi Tehzibu’l Ahkam c 5, s 23) Kabe Allah adına yeryüzünde inşa edilen en eski mabed ve kulluk merkezidir. Kabeden önce başka bir kulluk, yakarış ve ibadet merkezi olmamıştır. Kur’an konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: „Kuşkusuz insanlar için yeryüzünde kurulmuş olan ilk ev, Mekkedeki mubarek ve alemlere hidayet kaynağı olan evdir.

Güvenilir İslami Kaynaklara göre Kabe hazreti Adem tarafından inşa edilmiştir. Daha sonra Nuh tufanında hasar görmüş ve Hazreti İbrahim zamanına kadar böyle devam etmiş Ve hazreti İbrahim ile oğlu İsmail tekrar kabe binasını yenilemişlerdir. Kur’anı Kerim Mekkenin o günkü durumunu hazreti İbrahimin ağzından şu şekilde dillendirmektedir. „Ey Rabbimiz! Ben evlatlarımdan bir kısmını ekinsiz bir vadide, senin saygın evinin yanında yerleştirdim. Ey Rabbimiz namazı hakkıyla kılsınlar diye. Artık sen insanlardan bir kısmınının kalplerini onlara meylettir. Çeşitli meyvelerden onlara rızık ver. Umulur ki şükrederler. (İbrahim 37). Bu ayeti kerimeden de anlaşıldığı üzere Hazreti İbrahim eşi Hacer ve oğlu İsmaille Mekkeye geldiğinde Beytullahın izleri vardı. Nıtekim başka bir ayeti kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Hani İbrahim ve İsmail, o evin Kabenin temellerini yükseltiyorlardı (ve şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz bizden kabul buyur. Şüphesiz, sen hakkıyla işitensin ve hakkıyla bilensin.“ (Bakara 127)


HİDAYET İÇİN GÜVENİLİR MERKEZ
Kabe tevhid merkezidir. Maddi ve manevi olarak tüm müvahhid insanlar için bereket ve fayda teminatıdır. Bu mekan bütün her kes için hidayet boyutu olan mukaddes bir mekandır. “Yeryüzündekiler için bir hidayet kaynağıdır.“ (Ali İmran 96). Ayrıca bu evde tevhid, uluhiyet ve kulluğun apaçık ayet ve nişanelerini taşımaktadır. Bunlardan birisi, tarih boyunca bu evi tahrib etmeye kalkışan tüm kafir, zalim ve tağutların bütün çabalarına rağmen bu evin korunmuş olmasıdr. Dolayısıyla Zemzem, Safa, Merve, Rükün, Hacer-ul Esved, Hıcri İsmail ve İbrahim makamının her biri büyük, önemli ve kalıcı hadiseleri anımsatmaktalar. Her şeyden daha önemlisi ise Beytullah emniyyet ve huzur evidir. Yani her mümin orda huzur ve güvenliğini yakalamalı.“ Oraya giren güvendedir“ (Ali İmran 97) Buna binaendir ki Hazreti İbrahim(a.s) duasında Allah’tan bu evi güvenli kılmasını talep etmektedir. İbrahim „Ey Rabbim burayı güvenli bir belde (şehir) kıl ve halkından Allah‘a ve kıyamet gününe iman edenleri çeşitli ürünler ve meyvelerle besle“ dedi“ (Bakara 126)


HACC KULLUĞUN EN BÜYÜK TEZAHÜRÜ (NEMAYIŞI)
Haccda ruhi ve manevi büyük bir nemayış sergilenmektedir, bir sahne canlandırılmaktadır. Allah’ın konukları olan hacılar Haccın menasiki ve ritulleriyle. Dua ve munacatlarıyla kendilerini Rabbe daha yakın hissetmekte, manevi ve ruhani rüşd ve tekamulleri için tüm erkan ve mensiklerden azami derecede yararlanmaktalar. Hacdaki her amel ve ibadet hacının kulluğunu ve ubudiyetini dahada pekiştirir. Hacı dönüşünde ailesine ve ehline en güzel hediye olarak Allah’ın rengi ve kokusunu beraber getirmeye çabalar. İnsan bu yolculuğunda kulluğun hakikatına vakıf olup bunu başkalarına nakledebilir. Zira Resulu Ekrem (s.a.v) konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın ismi ve zikri canlı tutulsun diye, oruç farz kılınmış, Hacc, tavaf ve diğer mnasikler(Ritueller) emrolunmuştur. Senin kalbin ibadetin asıl maksadı olan Allah’ın heybet, büyüklük ve azametinden boş olduğunda, yanlızca dil ile yapılan zikir veya ruhu olmayan (kuru) fiziki ibadetlerin bir değeri olmaz.“ (Camiu’s Saade c3. s 327)

Dolayısıyla haccın her amel ve ibadetinin insanın kulluğu ve maneviyatında önemli bir rol ifa etmesi gerek. Allah’ın evinin ziyaretçisi hacc döneminde tüm dünyevi ilgi ve alakalardan soyutlanmış olmalı. Kendisini ter türlü zulumat ve karanlıklardan kurtarıp nur ve hidayete yönlendirmeli ve sonuç olarak kulluğun sırrı olan ubudiyete nail olmalı. Bu vesileyle insan sahip olduğu varlıksal kapasitesini asli amacı yolunda kuıllanmaya muvaffak olmuş olur.


HACCIN HAKKI
Tanınması ve bilinmesi gereken ahlaki hakları Hukuk Risalesinde beyan eden İmam Seccad hazretleri haccın hakkı hakkında şöyle buyurmaktadır: Haccın hakkı, Allah’ın dergahına dahil olduğunu ve günahlardan ona kaçış olduğunu, tevbenin kabul gördüğünü ve Allahhın emrettiği farızayı yerine getirmekte olduğunu bilmendir. (Tuhefu’l Ukul 252)


Bu nurani beyana göre: İnsan manevi seyru süluk ile ginah, isyan ve tuğyandan Allaha sığınarak Haccın hakikatına vakıf olmalı ve bu hakikat doğrultusunda hareket etmelidir. Böylesi bir yaklaşım ve kendi hakikatına teveccüh ile günahlar affolunur. İmam Sadık hazretlerinden varit olan Bir hadiste şöyle denilmektedir: “Hacı, sa’y tavaf, şeytan taşlama, arafat ve maş’er vakfesi ve benzeri her amelden çıktığında, aslında günahlarından çıkmaktadır" Yine İmam Caferi Sadık hazretlerinden gelen bir başka hadiste ilahi haremden dönen insanların üç sınıf olduğu söylenmektedir..

Bunlardan birinci grup ateşten kurtulanlardır. Bir grupta Annelerinden doğduğu günde olduğu gibi günahlarından temizlenenlerdir. Üçüncü grup ise mal ve ayalının (Aile ehlinin) salim korunmuş olmasıyla geri dönenlerdir. (Kafi c.4, s.254)


HACCIN MADDI VE MANEVI BOYUTLARI
Hadislerden anlaşıldığı kadarıyla haccın batını ve hakikatı kıyamet gününde parıldayan bir nur şeklinde tecelli edecek ve mümin insan ışıldayan bu nurun parıltılarından yararlanacaktır. Haccın ruhani ve manevi faydaları ve boyutları çok fazladır. Bir hutbede bunları anlatmakla bitiremeyiz. Haccın oldukça önemli olan siyasi ve toplumsal boyutları da bulunmaktadır: Farklı milletler, ırklar ve kültürlerden olan müslümanların katılımıyle tertiplenen bu yıllık islami, ibadi, siyasi ve toplumsal kongrenin bütün bu saydığımız boyutlarda derin etkileri ve faydaları bulunmaktadır. Bu vesileyle yılda bir defa müslümanlar farklı kültürler ve islami kavimlerle tanışma ve yakınlaşma fırsatı bulmaktalar. Birbirlerinin imkanları, çalışmaları faaliyetleri ve kapasiteleri hakkında bilgilenmekte ve birbirleriyle daha yakın irtibat ve teşriki mesainin yollarını aralama fırsatı yakalamaktalar. Ayetlere istinaden haccın en önemli boyutlarından birinin de “müşriklerden teberri“ etmek olduğunu görüyoruz. Bu beraet müslüman kimseyi her türlü zulüm, baskı, Allaha isyan ve tuğyan karşısında tavrını ve safını beirlemesine yol açar. Müslümanlar haccın bu boyutu üzerinde daha fazla yoğunlaşmalıdırlar. Çünkü hacı kazandığı bilinç ve aydınlanmayla sadece kendine ve ailesine karşı değil bütün müslümanlara ve hatta insanlık ailesine karşı sorumluluk taşıdığının idrakinde olur. Ve bu sorumluluğunu en güzel bir şekilde yerine getirmek için azami çaba gösterir. Buna binaen haccın amel ve menasiklerini ruhsuz, klişeleşmiş bir takim ibadi rituellerden ibaret bilmemek lazım. Aslında hacc bir misak ve sözleşmeyi yenileme ve tahkim etme sahnesidir. Bu mısakın ve vecibenin hikmet ve felsefesi üzerinde yoğunlaşan kimsenin duyarlılık ve sorumluluk bilinci daha da güçlenmiş ve kökleşmiş olur. Nihayetinde, hacı bütün bu imkanları ve amelleri kendi hayatına tümüyle ilahi bir renk kazandırmak için bir fırsat olarak telakki etmeli.

 

 

Vesselamu aleykum wa rahmatullahi wa barakatuhu

 

 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :