Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 94832
Yayın Tarihi : 2/12/2016 12:20:39 PM
تعداد مشاهدات : 169

İslamı Tanıma 167 (İslam ve Ahlaki Hukuk 12)



Tarih: 01.01.2016
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Dr. Ramazani

Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu,nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

İmam Seccad Hazretlerinin Hukuk Risalesinde üzerinde durduğu bir diğer hak ise Orucun hakkıdır. İmam bu konuda şöyle buyurmaktadır:

Orucun senin üzerinde olan hakkı şudur: Bilmelisin ki oruç, Allah’ın cehennem ateşinden seni koruması için, diline,kulağına, gözüne, fercine, karnına, çektiği bir perdedir.. Nitekim Hadiste şöyle geçer: “Oruç aateşe karşı bir siperdir” Eğer uzuvların o perdenin arkasında sakin olurlarsa (korunurlarsa) umulur ki ateşten örtülü kalırsın. Eğer uzuvlarının perdenin arkasında (oruç gibi bir sığınakta) taşkınlık göstermelerine ve perdenin açılmasına müsade edersen, uzuvlar kendi hadlerini aşarak bakılması caiz olmayan şeye şehvetle bakarlar ve güçlerde Allaha uyma yerine başka bir yerde harcanırlar, artık o zaman perdenin yırtılarak bedenin dışarıya çıkmayacağına güvenme. Ve kuvvet ancak Allahtandır.” (Tühefu’l Ukul. S 253)



Orucun teşri edilmesinin (Emrolunmasının) hikmeti
İmam Seccadın beyanatından da anlaşıldığı üzere oruç nefis terbiyesini sağlamak ve insanın kendisiyle olan ilişksini sağlıklı bir zemine oturtmak, Allah’în nimetlerinin değerini daha fazla idrak edip hakkıyla şükrünü yerine getirmek ve diğer insanlarla ve hem cinslerle yardımlaşma ve dayanışmayı pekiştirmek ve insanın deruni güç ve kapasiteleri arasında gerçek ve dengeli bir irtibat sağlamak için teşri edilmiştir. (emrolunmuştur) Haiz olduğu bunca önem ve ehemmiyete binaendir ki bütün dinlerde oruç vecibesi mevcut bulunmaktadır. Kur’anı Kerim bu gerçeğe açık ve sarih bir şekilde değinmektedir: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır. Umulur ki sakınırsınız (Takvayı yakalarsınız)” (Bakara 183.) Uygulamada bir takım farklılıkların olmasına rağmen hem Tevrat ve hem de İncilde oruç söz konusu olmuştur. Tevratın tesniye sıfrında 9. Bab. 9 numarada şöyle denilmektedir: “Ben sizinle olan ilahi ahdin yazılı olduğu taş levhaları almak için dağa geldiğimde, kırk gün kırk gece dağda kaldım, ne ekmek yedim ve ne de su içtim

Meta İncili dördüncü bab 1.ve 2. Ayetlerde şöyle denilmektedir: “İsa şeytanın onu denemesi için Ruhul Kudüsün eliyle yabana götürüldüğünde kırk gün- kırk gece oruç tuttuğundan dolayı acıkmıştı

Eğer Orucun hakkı doğru dürüst bir şekilde tanınıp bu farıza hakkıyla eda olunsa, hem insanın cismi ve ruhu ve hem de toplum bireyleri ve insanlık camiasının geneli üzerinde çok yapıcı etkileri olacaktır. Konuyla ilgili olarak İmam Caferi Sadık Hazretleri konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Allah zengin ve fakir aynı seviyede olsun diye orucu farz kılmıştır. Çünkü eğer zengin açlığı tatmasaydı fakire acıyıp ona yardım etmiyecekti. Zira zengin bir şeyi istediği zaman ona sahiplenebiliyor. Oruç vasıtasıyla Allah mahlukatı arasında musavat (eşitlik) sağlamayı, zenginlere açlığın çilesini tattırmayı ve bu vesileyle zayıflara şefkatlı ve açlara merhametli davranmalarını irade buyurmuştur.” (Men La Yahduruhu’l Faqih c 2, s 73. Hadis 1766)



ORUCUN DİNİ-İNSANİ KİŞİLİĞİN ŞEKİLLENMESİNDEKİ ROLÜ
İnsanların istekler ve arzularının terbiyesinde orucun rolü oldukça önemlidir. Tabiki bu terbiyevi rol sadece oruçla sınırlı değildir. Tüm islami ahkamın insanın fiziki ve ruhi terbiye ve tezkiyesinde büyük önem arzetmektedir. Tabiki bu etki eğer ilahi ahkamın felsefesi sağlıklı bir şekilde anlaşılsa ve uygulanırsa kendisini gösterir. Sevgili Peygamberimiz orucun yapıcı etkileri hakkında şöyle buyurmaktadır: “Oruç nefsi istekleri ve şehevi tabiatı zayıflatır, insan organlarının temizlenmesi ve İnsanın zahiren ve batınan mamur olmasına yol açar. Ayrıca oruç ilahi nimetlere şükretmenin ve fakirlere ihsanda bulunma vesilesi ve dergahı ilahide tazarru, niyaz, münacat ve yalvarıp yakarmanın çokluğunun sebebidir. Oruç sağlam ilahi bağa sımsıkı sarılmanın ve şehvetlerin yatıştırılıp hesabın hafifleştirilmesi ve hasenelerin de artmasının vesilesidir. (Misbahuş Şeri’a; c 1. S 136)

İslamın terbiye konusunda önem atfettiği hususlardan biri de şudur: İnsan bütün hayatını Allah Celle ve Ala’nın istek ve rızasına uygun bir şekilde dizayn edip çeki düzen verip, fiil ve eylemlerine ilahi bir renk kazandırmalı. Çünkü böylesi bir şekilde hareket edildiğinde kulun fiili ve eylemi payidar ve kalıcı olur. Çünkü Allah ebedi ve kalıcıdır ve O’nun vechi ve rızası için işlenen ameller de kalıcı olur. Bu hususta Allah Rahman suresi 27. Ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır. “Her kes fanidir ve yalnız Rabbinin yücelik ve ikram sahibi zatı baki kalır” Çok üstün ve ülvi olan ihlas erdemine kavuşmakta da orucun etkisi ve önemi çok büyüktür. Nitekim Hazreti Fatima konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Allah ihlasımızın tesbiti( kökleşmesi) için orucu farz kılmıştır” (Men La Yahduruhu’l Faqih c 3. s.568)

İmam Alinin de bu konuda şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Allah ihlası sınamak için orucu farz kılmıştır” (Nehcu’l Belağa Hikmet 252)

Kişinin bu ihlaslı amel ile yakin ve hikmet kapılarını kendisine açması ne güzel. Orucun deruni huzur ve sükunetin sağlanmasında da önemi ve etkisi çoktur. Nitekim Allah Resulü Rabbinden şu suali sormaktadır: “Ey Rabbim orucun bırakacağı miras nedir: Allah şöyle buyurdu: Oruç hikmeti, hikmet ise marifeti ve marifet ise yakini, insan yakine vardığında onun için sıkıntıdamı- kolaylıktamı sabahlaması (yaşaması) önem arzetmez.“ (Kafi c 2. S 19)



İmam Seccad ( a.s )‘ın orucun hakkıyla ilgili beyanında da bu hususa işaret edilmiştir. Oruç bir çok insan uzvunun cehennem ateşinden korunmasını temin eden bir örtü ve perdedir. Buna binaendir ki Emiru’l Müminin İmam Ali şöyle buyurmaktadır. “Ramazan ayının orucu azaba karşı bir siperdir.” (Nehcu’l Belağe hutbe 110) Resulü Kibriya (a.s)’ın beyanında da konuyla ilgili olarakl şöyle buyurmaktadır. “Oruç ateşe karşı bir koruma (siperdir) (Kafi c 2. s 19)

Ayrıca oruç insana huzur ve sükunet kazandırır. İstırap ve depresyonlardan kişi kurtulur. Zira oruç her yönüyle insanı korur ve muhafaza eder. Oruç ayrıca insanı bir çok tehdit ve tehlikeden korur. Oruç vasıtasıyla insan Allah’ın rızasını elde eder ve bu aşamaya varan insanın duası makbul olur. Haiz olduğu bir çok fayda ve maslahata binaendir ki oruç İslamın erkanlarından biri kılınmıştır. Bu bağlamda İmam Bakır hazretlerinden şöyle bir rivayet nakledilmiştir. “İslam Beş esas üzerine inşa edilmiştir. Oruç, zekat, namaz hac ve velayet. (Aynı kaynak c2 s 18) Tabiki insan bu dini vecibenin önemini idrak ettiğinde bu fayda ve etkileri temin edebilir. Böylesi bir haleti ruhiyeyle hareket edildiğind insan kendisini daha iyi gözetlemek ve korumak için daha fazla oruç tutmak ister. Bu irfani ve ubudi makama Allah’ın inayet ve yardımı olmadan varmak imkan dahilinde değildir. Tabiki Oruçtan maksat yanlızca yeme ve içmeden uzak durmak demek değildir. İnsan tüm organlarıyla ve hatta düşüncesiyle oruç tutmalıki mezkur faydaları elde edebilsin. Bilhassa diline, gözüne, kulağına ve midesine hakim olmak için çabalamalı. “Sen oruçlu olarak sabahladığında kulağın ve gözün haramdan kaçınarak oruç tutsunlar ve bütün organ ve uzuvların da kötülüklerden çekinerek oruç tutsunlar” (Eş’eri Kummi; Ennevadır; S 20; H 9)










 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :