Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 93825
Yayın Tarihi : 1/28/2016 1:49:07 PM
تعداد مشاهدات : 170

İslamı Tanıma 165 (İslam ve Ahlaki Hukuk 10)



Tarih: 18.12.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu,nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

Ahlaki hukuka riayet, nefsin terbiyesine önemli bir katkı sağlar ve insan güç ve kuvvelerini dengeler. Organların hakları konusunda şu noktanın altı önemle çizilmiş oldu. İnsanın her organının bir hakkı vardır, ifrattan ve tefritten kaçınmak için bu hakların tanınması ve bilinmesi lazım. Teveccüh edilmesi gereken kuvve ve organlardan biri de kuvvei şeheviyedir (cinsellik güdüsü). İslam bu konuda da ifrat ve tefritten kaçınılması gerektiğini emir buyurmaktadır. Bu kuvvede diğer kuvveler gibi terbiye edilmeli, dengelenmeli ve kontrol altına alınmalı.


Maalesef bu kuvve de, insanlık tarhinde ifrat ve tefritle karşılaşmıştır. Ve her toplumda bir çok sorunlara sebebiyet vermiştir. Bu kuvve hakkında iki yaklaşım varolagelmiştir. Bu yaklaşımlardan biri cinsi özgürlüğü tervic eden diğeri ise cinselliği bastıran bir yaklaşım. Bu güne dek bu iki zıt yaklaşım süre gelmiştir. Bu iki yaklaşımda dengesizlik ve keşmekeşlikten başka bir şeyi beraberinde getirmemiştir.. Hatta bazıları tüm ahlaki sapıklıkların ve ruhi psıkozların kaynağının cinsi üçgüdü olduğunu söylemekteler. Bu yaklaşımı savunanlar, toplumsal veya dini geleneksel nedenlerden veya başka faktörlerden dolayı cinsi temayüllerin baskı altına alınmasıyla insanlık camiasında bir çok sorunun baş göstereceğine inanmaktalar.

Bu duyguların sindirilmesi sinirsel dengesizlikler ve ruhi sarsıntılara ve arızalara sebebiyet verebilir. Bu da psikolojik hastalıklara yol açar. Tabiki insanların karşılaştıkları sorunlarda maddi, toplumsal, ekonomik ve çevresel ilişkileri ve amilleri görmezlikten gelemeyiz. Tabiki bazı psikologlar ve toplum bilimcileri, cinsi üçgüdünün ruhi, fiziki veya toplumsal kriz ve sıkıntıların oluşmasında ki rolünü çokca abartmaktalar. Bazı bilim adamları ve dini şahsiyetler de bu güdünün bu sorunların ve hatta krizlerin oluşmasında cinselliğin sanki hiç bir rolü yokmuş gibi bir yaklaşım sergilemekteler. Her iki yaklaşım da isabetli ve itidalden uzak. İnsanlık tarihine ve insanlık ile ilgili psikolojik ve toplumsal olayların akış seyrine bir göz attığımızda, sorunların aslı sebebinin yanlızca cinsi güdünün ihmali veya sindirilmesi olmadığını görerceğiz.. Fakirlik, işszilik, adaletsizlik ırki ve dini ayrımcılık gibi faktörler bir çok çeit toplumsal kargaşanın ve psıkolojik sarsıntı ve dengesziliklerin nedeni olmuştur. Hatta bazen de cinsellikte aşırı gitmek ruhi ve psıkolojik sorun ve bozukluklara neden olmaktadır.


Bu konular hakkında sağlıklı sonuçlar almak ve doğru tespit ve saptamalarda bulunmak için bir çok araştırmalarda bulunup, bir çok çeşit oturum düzenleyp cinsellik konusunu tüm yönleriyle ele alıp incelemek gerek. Bu konuda aşırılık nasıl fert ve toplumun sağlığı için tehliklei ise aynı şekilde ihmal ve bastırılması da birey ve toplum için ciddi tehditleri beraberinde getirebilir. Maalesf bazı filozoflar ve ahlak alimleri cinsi ilişkiyi hayvani bir davranış niteleyip iğrençliği ve pest oluşu üzerinde durmuşlardır. Bazıları daha aşırı gidip şu sloganı dillendirmişlerdir.

Evlilik ağacını, bekarlık baltasıyla kökünden keselim” Böylesi bir yaklaşım düşünün eğer uygulanmış olsaydı, insanlık nesli kurumuş olurdu. Evlilik olmasaydı bir çok insan bu dünyaya gelmez ve elde ettikleri kemalata kavuşmuş olmayacaklar ve bunlardan mahrum kalacaklardı. Bu yaklaşım hem tabii kanunların, hem ibrahimi dinlerin ve hem de ilmi kanunların hilafınadır.

Şehvet Hakkı
İslam hiç bir zaman insanların cinsi güdü veya duygularının bastırılmasını tavsiye etmemiştir. Bu duyguları doğru ve sağlıklı bir şekilde yönlendirip kontrol etmenin gerekliliği üzerinde durmuştur. Buna binaendir ki Kur’anı Kerim bu konuda şöyle buyurmaktadır.

Onlar iffetlerini korurlar, Sadece eşleri ve sahip oldukları cariyeleri bunun dışında, (çünkü bunlarla ilişkiye girmekten dolayı) kınanmazlar. Kim bu sınırların ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.” (Mü’minun 5.6.7)

Cinsi garize (güdü) çok serkeş olduğu için, İslam evlilikle bununun dengelenmesi ve kontrol edilmesini emretmiştir. Buna binaendir ki İmam Seccad hazretleri Şehvet garizası hakkında şöyle buyurmaktadır:

Fercin (tenasül uzvunun) senin üzerinde olan hakkkı, onu sana helal olmayan şeylerden koruman ve gözü kapatmakla onun kontrolüne yardımcı olmandır. Zira gözü helal olamayan şeylere kapamak, ölümü çok anmak ve nefsi Allah’ın azabıyla tehdit edip korkutmak, onu korumak için en iyi yardımcılardandır. Güç ve kuvvet ancak Allahtandır.” (Tuhefu’l Ukul 251)


Haramdan korunmanın en önemli yollarından biri namahremden gözü muahafaza etmektir. Ölümü sürekli olarak hatırlatmak ta haramdan ve cinsi ahlaksızlıktan korunmak için önemli bir destek olur. Çünkü insan azapla tehdit olunduğunda kendini daha iyi kontrol eder ve azaba düşmemeye çaba gösterir. Buna binaendir ki İslam evliliği yaşamın en önemli dinamiği ve yapısı olarak görmektedir. Nitekim konuyla ilgili olarak Resulü Ekrem şöyle buyurmaktadır: “İslam dininde aile binasından Allaha daha sevimli olan başka bir bina inşa edilmemiştir. (Men la yahduruhu’l Faqih c 3. s 373)

İffet ve ahlakın korunması için evlilik çok iyi bir örtüdür. Nitekim Kur’an eşleri birbirleri için bir örtü ve elbise olarak tanımlamaktadır. “Onlar sizin için bir elbise ve sizler de onlar için bir elbisesiniz.” (Bakara 187)

Burada tabiki evlilik insanları kesinlikle kötülüklere ve günaha düşmekten muhafaza eden, pak ile temiz tutan bir elbiseye benzetilmiştir. Allah resulü başka bir hadisinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın huzuruna pak ve temiz olarak çıkmak isteyen kimse, kendisini günahlardan temiz tutan bir eşle O’nun huzuruna çıksın” (Aynı kaynak c 3. S 385)

“Kadınlardan yüz çevirip gece ve gündüz namaz kılıp, oruç tutup inzivaya çekilerek temiz ve iffetli kalacaklarını zannedenlere Peygamber Efendimiz şu cevabı vermektedir. “Siz kadınlardan yüz çeviriyorsunuz? Halbuki ben onlarla oluyorum, gündüzleri yemek yiyiyorum ve geceleri namaz da kılıyorum. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” İslam nasılki bekar kalmayı mekru görüp ondan nehiy ediyorsa, aynı şekilde cinsi ihtiyacın haram yollarla temin edilmesini de şiddetle haram kılmıştır. Buna binaendir ki haram cinsi ilişkiler konusunda Yüce mevla şöyle buyurmaktadır: “Zinaya da yaklaşmayın. Çünkü o pek iğrençtir ve kötü bir yoldur”. (İsra 32)

Zinanın haram oluşu ve bu yoldan cinselliğin doyurulmasının yasaklanmış olmasının bir çok hikmeti mevcut bulunmaktadır. Birincisi aile yuvası dağılır ve hercu merce uğrar. Nesepler ve soylar karışır. Eşler arası karşılıklı güven ve sevgi sarsılmış, aile ve topluma ahlaksızlık hakim olmuş olur. Bireysel ve toplumsal sorunlar ve kargaşalıklar artmış olur. Şehvet perestler elin ırzı ve namusuna tecavüz ederek bin bir cinayete sebebiyet vermiş olurlar. Cinsi sapıklıklar çoğalır. Zina bir çak hastalıkların da sebebidir. Zina ilahi rahmet ve bereketin kesilmesine yol açar. Zina insanlık neslinin kesilmesine de sebep olur. Nitekim bu gün dünyanın bir çok yerinde buna tanık olmaktayız.

Bazıları evliliğe, sadece cinselliğin doyumu açısından bakmaktalar. Halbuki evlilik muesesesini sırf bu maksat için düşünenler büyük bir hata ve yanılgı içindedirler. Eviliğin ana hedeflerinden bir de insanlık neslini idame ve muhafaza etmektir. Öte yandan insanlar aile muesesesindeki sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirerek rüşd ve kemallerine katkı sağlayabilirler. Zinanın dünya ve ahirette bir çok çeşit zarar ve ziyanı mevcut bulunmaktadır. Resulü Ekrem İmam Aliye yaptığı bir tavsiyede şöyle buyurmaktadır: “Ya Ali Zinada altı kötülük mevcut bulunmaktadır. Bu kötülüklerden üçü dünya ve üçü de ahiret ile ilgililidir.”

Dünyayla ilgili olan üç hususa gelince:
İnsanların yüzünden safa ve nuraniyeti götürür. Ölümü çabuklaştırır. Rızkı keser. Ahiret ile ilgili kötülüklere gelince: Allahın gazabı, Hesabın zorluğu, cehennem ateşine giriş.” (Men La Yahzuruhu’l Faqih c 4. S 367
 

 





Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :