Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 93229
Yayın Tarihi : 1/21/2016 12:46:46 PM
تعداد مشاهدات : 176

İslamı Tanıma 164 (İslam ve Ahlaki Hukuk 9)




Tarih:04.12.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu,nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

Tekamulü için çaba gösteren, ebediyet düşüncesinde olan, doğru ve insanca yaşamayı öğrenen kimse tam bir bilgiye sahiplenmek için doğru bir kapıdan giriş yapmalı. Doğru bir yolu yakalamak ve mükemmel bir bilgiye sahiplenmek için vahiyden beslenen insanlara baş vurmalı ve köklü derin bir bilgi elde etmeli. Çünkü kişi bu bilgiden yararalanarak, gayret ve çabayla rüşd ve tekamul ortamını kendisi için hazırlamalı. En temel bilgilerden biri de kişinin organ ve beden uzuvlarının haklarını ve vazifesini saptayıp tahkkuku için çaba göstermiş olmasıdır.

 
Karnın Hakkı
Tanınması ve bilinmesi gereken haklardan biri de karnımızın hakkıdır. İmam Seccad hazretleri bu hakkın izahında şöyle diyor: “Karnının senin üzerindeki hakkına gelince, onu haramın azınada çoğunada kap yapmaman, helalde ifrattan ve tefritten sakındırman, takviye etmen, haddini aşıp karnını yaracak gevşeklik getirecek ve haysiyetini zedeliyecek bir şekilde yememen. Açlık ve susuzluğu hissettiğinde de karnına hakim olmandır. Çünkü ağırlığa sebeb olacak derecede doymak gevşetici, tembelleştirici ve her hayır ve erdemden uzaklaştırıcıdır. Insanı sarhoş edecek derecede içecek içmeside akılsızlaştırıcı, cahilleştirici ve müruvveti gidericidir.” (Tuhefu’l Ukul s. 250)

İmamın ahlak hukuku ile ilgili, bu beyanının açıklamasında şöyle diyebiliriz: Her insanın sahip olduğu farklı güç ve güdülerden dolayı farklı ihtiyaçları bulunduğu ap açık bir hakikattır. Bu ihtıyaçların bir kısmı maddi ve bir kısmı da manevidir. İnsanın ihtiyacına uygun olarak beslenmesi lazım. Her insanın doyurulması gerekli olan maddi ihtiyaçları bulunmaktadır. Peygamberlerde bu durumdan mustesna değillerdir. Buna binaendir ki Yüce Mevla Peygamberler hakkkında Kur’anı Kerimde şöyle buyurmaktadır: “Biz onları yemek yemeyen cesetler yapmadık. Onlar ebedi de değiilerdi” (Enbiya 8)

Her ne kadar Peygamberleri inkar eden ve onların mesajını yalanlıyanların bahanelerinden birisi de peygamberlerin yemek yemesi ve çarşı pazarda gezmiş olmaları olmuşsada. Ayette de beyan edildiği üzere “Dediler ki: bu ne biçim Peygamber? Yemek yiyiyor ve çarşılarda (pazarlarda) dolaşıyor! Kendisiyle beraber uyarıcı bir melek indirilseydi ya.” (Furkan 7) Önemli olan husus yemek yeme değil de ne kadar ve nasıl yemeğin yenilmesi hususudur. Yani insan aldığı gıdaya dikkat etmeli. Her yemek ve gıda insan vücudunun yararına ve maslahatına değildir. Maddi ve manevi sağlığımız ve tealimiz için pak ve temiz gıda lazımdır. Bunun da ölçülü ve ihtiyaç oranında alınması lazım.
 

Karnın hakkına riayet edilmemesinin beraberinde getireceği menfi sonuçlar:
Yeme ve içmede aşırı gitmenin vucuda her hangi bir faydasının olmamasının yanı sıra. Bir takım zarar ve ziyanı olur. Mide düşkünlüğünün başlıca zararlarından biri de bitkinlik ve tembelliktir. Yenilen temiz ve helal olmazsa ruhi ve manevi menfi etkiler geride bırakır. Buna binaendir ki İmam Zeynu’l Abidin hazretleri karnın hakkının tanınması ve riayet edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İnsan bitkin ve tembel olacak şekilde yememeli. Yani boğazına ve midesine hakim olmalı. İnsan her şeyi de içemez. Bazi içecekler insan aklının zevaline yol açtığından dolayı bir çok ahlaksızlık cehalet ve insanlığa aykırı namert davranışlara sebebiyet verebilir. İmamın sözü şöyle: “İnsanın, sarhoş edecek derecede içecekler alması akılsızlaştırıcı, cahilleştirici ve muruvveti (erkekliği) gidericidir.

Yani yeme ve içmekte ölçülü davranmamak bir çok fiziki ve psikolojik hastalıklara sebebiyet verir. Günümüzde insanlık bireylerinin bir çoğu yeme ve içmede itidallı davranmayıp seçim yapmadıkları için bir çok çeşit ruhi ve fiziki hastalıkları katlanmak durumundalar.
 

Ayet ve rivayetler aiçısından Karnın Hakkı:
Allah Kur’anı Kerimde yeme ve içmeyi zaruru bir durum olarak tanımlamaktadır. Ancak İsraf ve aşırlığı yasaklamakta ve caiz görmemektedir. “Yeyin için ama israf etmeyin Allah israf edenleri (savurganları) sevmez. (A’raf 31) Bu ayet sağlık alanındaki en önemli ve faydalı bir kural ve reçetedir. Bilim adamlarının araştırmalarıda midenin bir çok hastalığın kaynağı olduğunu ıspatlamaktadır. Perhiz etmek ve ölçülü yemek ve içmek tüm tedavi ve ilaçların başında gelmektedir. Konuyla ilgili olarak sevgi Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Mide tüm hastalıkların evidir ve imsak etmek (ölçülü olmakta) en önemli dermandır.” (Khisal c 2. S 512. Ibn-i babveyh). İmam Ali (a.s) da konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “ Az yemek vucudun bir çok hastalıklarını yok eder.” (Ğurer’ul Hikem s 500 hadis 56) Bir başka yerde de İmam hazretleri şöyle buyurmaktadır. “Çok yemek veya çok yatmak nefsi fesada uğratır ve bedene kötü zararları olur.” (Aynı kaynak s 526 hadis 37)

Sevgili Peygamberimiz de konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Kalpleri çok yemek ve içmekle öldürmeyin. Bir ekine fazlasından su verildiği zaman nasıl ölüyorsa aynı şekilde çok yemek ve içmekle de kalp ölüyor” ( Tabersi Mekarimi Ahlak s 150) Kur’an ve sevgili Peygamberimiz haram yemeklerden kaçınılması konusunda bir çok tavsiyede bulunmaktadır. “İnsan yemeğine baksın ( dikkat etsin ) (Abese 24.) Peygamber Efendimiz de haram lokma hakkında şöyle buyurmuştur: “Haram bir lokma yiyen kimsenin kırk gün kırk gece ibadeti kabul görmez ve kırk gün duası kabul edilmez. Haram lokmadan biten et ateşe layıktır.” (Biharu’l Envar c 63 s 314)

Helal yemenin faydaları ve olumlu etkileri hakkında Sevgili peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Kırk gün helal yiyen kimsenin kalbini Allah nurlandırır ve kalbinden hikmet pınarlarını dilinden akıtır.” (Meheccetu’l Beyda c 3. S 204)

 







 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :