Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 91527
Yayın Tarihi : 1/17/2016 1:29:47 AM
تعداد مشاهدات : 79

İslamı Tanıma 162 (İslam ve Ahlaki Hukuk 7)



 Tarih: 20.11.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani
 
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
 Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu,nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-I Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

İnsan organlarının yaratılış hikmeti hakları ve sorumluluk alanı hakkında çokca konuşulmuş ve yazılmıştır. Ele alınan hususlardan biri de beden organlarımızı maddi ve manevi rüşd ve tekamülümüz için nasıl ve ne şekilde kullanmamız gerektiği hususudur. Çünkü Kur’an öğretilerine göre ilahi nimet olarak tanımlanan aza ve organlarımızı eğer maksadına matuf ve yerinde kullanmazsak, bu organların her biri bizler için sorun olacak ve bir çok çeşit proplemlere sebebiyet verecektir. Biz genellikle organlarımızın işlevine ve haiz olduğu değer ve öneme yüzeysel yaklaşıyoruz. Organlarımızda bir aksama veya sakatlık ve eksiklik hasıl olduğunda ancak önem ve değerini takdir edebiliyoruz.

 Bu husustaki bir diğer ihmal ise şudur: İnsanlar genellikle vucut organlarının kendilerinin huzur ve saadet ile rüşd ve takemullerinin asıl faktörleri olduğuna çok az teveccüh etmekteler. Ahlaki hukuk açısından, hukuk risalesinde bu organları ele alan İmam Zeynu’l Abidin (a.s), vucut organlarımızın her birisinin görevi ve taşıması gereken risaleti ele almıştır. Imam hazretlerinin Insan organlarından her biri hakkında söylemiş oldukları organlarımızı daha iyi tanımak ve maddi manevi olarak bunların işlevinden yüksek bir randıman almak için gerekli olan geniş bir marifet ve bilgiye kapıyı aralamaktadır.

 

AYAKLARIN HAKKI

İmam Seccad hazretleri ayakların hakları hakkında şöyle buyurmaktadır. “Onlarla sana helal olmayana doğru gitmemen ve gidenleri küçük düşüren yolda onları kullanmamandır. Çünkü ayak seni taşıyan, din yoluna ghötüren bir araç ve senin için bir illerleme vesilesidir. Kuvvet ancak Allah’tandır.” (Tühefu’l Ukul s 250)

 Dolayısıyla ayaklarımız da dahil olmak üzere organlarımızı doğru bir şekilde terbiye etmeli ve meşru dairede kullanmalıyız. Ayaklarımız bu kuraldan istıina değildir. Nasılki insanın konuşması, oturup kalkmasına ve diğer hal hareket ve davranışlarına dikkat etmesi gerekiyorsa aynı şekilde insan yürüyüşüne de dikkat etmeli, yürüyüşünde ne mutekebbir olmalı ve ne de mütezellil. Orta yollu olmalı yani mutevazi bir şekilde adım atmalı. Nitekim yüce Allah konuyla ilgili olarak şu iki ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır:

Rahman’ın kulları yeryüzünde yumuşak ve mutevazi olarak yürürler ve cahiller onlarla konuştuğunda selam derler.” (Furkan 63)

İsra suresi 37. Ayeti kerimede ise Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen yeri yaramazsın ve boyun da dağlara ulaşmaz” Bu ahlaki kural, insanın kendisini terbiye ve tezkiye ederek hakka karşı mutevazi olmasını amaçlamaktadır. İnsan mütekebbir ve zalimler hariç tüm insanlara karşı yumuşak ve mutevazi davranmalı. Insanın derununda kibir, gurur, bencilik ve üstünlük duyguları kabarırsa, ister istemez bu haleti ruhiye davranışlarına yansımış olacaktır. Bu da fesat, ahlaksızlık ve davranış bozukluğu beraberinde getirecek, hem insanın kişiliği ve hem de insanlar arası ilişkiler bozulmuş olacaktır.

 Kibir ve gururu en fazla yansıtan insan uzvu ayaklarıdır. Bunun için insan ayakların vazıfe ve sorumluluklarına dikkat etmelidir. Buna binaendir ki Sevgili Peygamberimizin bir hadislerinde şöyle deniliyor: “Bir gün Peygamberimiz bir yoldan geçerken, bir grubun bir yerde toplandığını gördü, onlara niiçin toplandıklarını sordu. Burda davranışlarıyla insanların dikkatlerini kendine çeken bir deli var onun için burada toplanmış bulunuyoruz dediler. Peygammber o insanları yanına çağırıp şöyle buyurdu. Gerçek delinin kim olduğunu sizlere beyan edeyim mi? Bu sözü işitenler bir sessizliğe kapılıp pür dikkatle Peygamberi dinlediler: “Gururlu ve kibirli bir şekilde yürüyen ve sürekli sağına soluna bakan omuzlarıyla yanlarını sallayan ve halkın hayrına umut bağlamadığı ve şerrinden güvende olmadığı kimse asıl delidir. Bu deli nitelediğiniz kimse ise bir hastadır.” (Bihar-ul Envar c 70 s 233) Dolayısıyla Hazreti Lokman Hekim oğluna şu tavsiyede bulunmaktadır. “Saygısızlıkla insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde kibirlenerk yürüme. Kuşkusuz Allah kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.” (Lokman 18)

Buna binaen ilahi bir nimet olan bu organımızı iyi doğru dürüst bir şekilde kullanmalı ve yaratılış maksadına yönelik rotadan sapmasına fırsat vermemeliyiz. Bunun için İmam hazretleri şöyle buyurmaktadır: “Ayağını helal olan yönde hareket ettirmeli, haram yolda hareket ettirmemeli ve zilet ile rüsva olmana sebebiyet verecek amellerden ayaklarınla sakınmalısın.”

Herhalukarda görünürde ayakların seni taşımaktadır, ancak ayakları hareket ettirmenin fermanı senin elindedir. Sen ayaklarını hak yolunda hareket ettirebilir ve din ile dünyanın maslahat ve menfaatına olacak şekilde onlardan yararlanabilirsin. Bütün güç ve kuvvetin Allahtan olduğu ap açıktır Allah’n yardım ve hidayeti ile doğru adım atmalıyız. Çünkü ilahi görevliler olarak hakkın divanında ve mahkemei Kübrada ayaklarımız aleyhimize şahitlik edeceklerdir.

O gün ağızlarını mühürleriz, yaptıkları işler hakkkında elleri bizimle konuşur ve ayakları şahitlik eder.” (Yasin 65) Nur suresinin 24 ayetinde de benzer bir beyana tanıklık etmekteyiz. “Yaptıklarından dolayı o gün dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde tanıklık edeceklerdir” Dolayısıyla insan ayaklar dahil olmak üzere organlarını halkın ve Halıkın (yaratıcının) hizmetinde kullanmalı ve dünya ile aihret saadetinin temininde bunlardan azami derecede yararlanmanın yoluna bakmalıyız. Halka hizmetin karşılığı ve sevabı çoktur. Konuyla ilgili olarak İmam Sadık hazretleri şöyle buyurmaktadır: “İnsanın Allah rızası için mümin bir kardeşinin bir ihtiyacını bertaraf etmek için kendisi için bir hasene yazar. Bir günahını affeder ve bir derecesini yükseltir.” (Kafi c 2 s 197)

Bu bağlamda İmam Zeynu’l Abidin hazretleri şöyle buyurmaktadır: “İki ayağınla sırat köprüsü üzerinde durmaktasın, dikat et ayakların kayıp seni cehennem ateşine atmasın” (Men La Yahduruhu’l Faqih c 2. s. 619)

Bütün bu ayetler ve rivayetler, ayaklar başta olmak üzere organlarımızın dünya ve ahiret saadetimiz veya şekavetimizde (mutsuzluğumuzda) ne kadar önem arzettiğini bunun için sağlıklı ve doğru bir şekilde terbiye edilmes ve her türlü ihmalın bedelinin ağır olacağını göstermektedir.



Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :