Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 89100
Yayın Tarihi : 12/11/2015 12:39:18 PM
تعداد مشاهدات : 229

İslamı Tanıma 160 (İslam ve Ahlaki Hukuk 5)



Tarih: 06.11.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu,nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

İmam Seccad nefsin hakkı ile ilgili nurani beyanatında şöyle diyor:”Onu yanlız ve yanlız Allah’ın kulluğu için kullanmalısın.” (Allah’ın istediği şekilde bir yatırıma dönüştürmelisin)1


Allah Celle ve Ala’nın Halıkımız ve Yaratcımız olduğunu unutmamak gerek. Bizi hak üzerine ve belli bazı hedef ve maksatlara matuf olarak yaratmıştır. Sahip olduğumuz kapasite ve yeteneklere dikkatle, boş ve basit şeyler ile çapkınlık, ayyaşlık ve ahlaksızlık için yaratılmadığımız anlaşılmış olur. Yaratılış maksadımız olan Kemalı Mutlaka doğru yol almak için çabalamalıyız. Tüm kabiliyetlerimizi bu yönde kullanmalıyız. Eğer İmam hazretleri tüm varlığımızla tamam ve kemal ile Allaha itaat ve ibadet etmemiz gerek diyorsa bundan maksat yaşamıyalım ve hayattan el etek çekelim demek değildir. Tam tersine, insan bu dünyada sanki ölmiyecekmiş gibi yaşamalı ve yarın da ölecekmiş gibi ahirete hazılıklı olmalı. Tümüyle Allaha itaat etmekten maksat yaşamımızı ve hayatta karşılaştığımız her durum ve hadiseyi Allahın istediği şekilde tanzim etmeliyiz. Yani Allah’ın istediği şekilde evlenmeli, yuva kurmalı, yemeli içmeli, israf etmemeli Allah’ın sevmesini istediklerini sevmeli ve buğz edilmelerini talep ettiği kafir, zalim ve fasıklardan da uzaklaşmalı, topluma hizmet etmeli insanlara faydalı olanlardan olmalı, yani sözün kısası kendimiz ve çevremizle olan ilişkilerimiz başta olmak üzere tüm ilişkilerimizi ve davranışlarımızı Allah’ın istek ve muradına ayarlamalı ve uyarlamalıyız. Dolayısıyla nefsin hakkı teveccüh edilmesi gereken çok önemli bir husustur. Çünkü yaşam gerçek rotasında şekillendiğinde bir anlam ve mana kazanmış olur. Tabiki ilahi murada uygun insani ve hakiki bir hayat sürmek için Allah’tan yardım ve inayet talep etmeliyiz. Kalpten yükselen bir yardım ve imdat çağrısına muhakkak o cevap verir. Beni çağırın, benden isteyin ben cevabınızı veririm diyen Odur.

Peki bu önemli husus nasıl gerçekleşebilir. Yani Allahın istediği hakiki yaşamı nasıl elde edebiliriz. Nefsin hakkını, farklı organların haklarının tanımı ve tarifiyle ancak öğrenebiliriz. Organlarımızın hakları bilindikten sonra, hem nefsin hakkı tanınmış ve hem de ilahi ve insani yaşam aralanmış olur. İmam Seccad Hazretleri Nefsi tanıma bahsinin devamında organların haklarına işaret etmekte ve şöyle buyurmaktadır.

DİLİN HAKKI
Dilinin üzerindeki hakkına gelince, kötü ve küfür sözlere alışmaktan uzak tutarak onurlandır. Onu güzel ve şayeste sözlere alıştır, onu mueddeb kıl ve ağızda muhafaza et. Din ve dünyanın faydasına ihtiyaç duyulduğunda onu konuştur. Boş, çirkin, zarar ve ziaynından güvencede olmadığın ve kazancı naçiz olan sözlerden onu muaf tut. Dil aklın şahidi ve delili nitelenmiştir. Akıllının güzelliği aklı sayesindedir. İnsanın davranış güzelliği ise dilinde yatmaktadır. (Dilin muahafazasında) Allahtan başka bir imdat söz konusu değildir.” 2 (Tuhef-ül Ukul s 256)

İmam hazretlerinden organların hakkı ile ilgili beyana baktığımızda, İmamın dilden konuya giriş yaptığını müşahede etmekteyiz. İmam Ali hazretleri de Nehc-ül Belağenin 193 hutbesinde muttakilerin sıfatları hakkında konuşurken “Onların konuşması isabetli ve doğrudur” diyor. Bir başka ifadeyle dillerini doğru ve sahih bir şekilde kullanırlar. Ameli süluk ve davranışımızda bu organlarımızı doğru dürüst bir şekilde terbiye etmemiz gerektiği pür vazıh ve açıktır. Çünkü bir çok günah bu yedi organdan sadır olmaktadır. Ameli olarak organlarımızı terbiye edip kontrol altına aldığımızda. Allah’în inayet ve yardımı salik olan kula gelir.

Dil eğer doğru bir şekilde terbiye edilmeyip kulllanılmazsa bir çok günah ondan sadır olacaktır. Ahlak alimleri dil için 20 den 100 kadar günah zikretmişlerdir. Allahın büyük nimetlerinden sayılan dil, insanı tanımanın da asıl faktörürdür. Nitekim Kur’anı Kerimde de bu hususa işaret edilmiştir. “İnsanı yarattı ona konuşmayı öğretti”. (Rahman 3.4) İmam Ali hazretleri de “İnsanın dilinin arkasında saklı olduğunu söylüyor” (Uyun-ul Ahbar. İmam Rıza. C 2. S 54) Yine İmam Ali (a.s) bir başka konuşmasında ise şöyle diyor: “Konuşun ki tanınasınız, çünkü kişi dilinin arkasında saklıdır.” ( Nehc-ül Belağe 392 inci hikmet) Konuyla ilgili olarak Sadi Şirazi de Gülistanında şöyle diyor:

Kişi konuşmadıkça ayıbı ve hüneri saklı kalırDilin toplumun ıslah veya fesadında çok önemli bir faktör olduğu apaçıktır. Çünkü dil ile en güzel insani faziletler ve erdemler topluma öğretilebilir. Dil faktörü yerinde ve doğru dürüst kullanılmadığı takdirde ise en büyük bireysel ve toplumsal fesat unsuruna dönüşmüş olabilir. Çünkü bazen bir siyasinin yersiz ve başkalarına yönelik tahrik ve ihanet dolu bir sözü yıkıcı savaş alevlerinin tutuşmasına ve binlerce belki de milyonlarca suçsuz insanın ölümüne sebebiyet verebiliyor. Bunun için dili usuli bir şekilde terbiye etmek gerek. Dilin terbiyesinin amacı konusunda İmam Seccad hazretleri şöyle buyurmaktadır: “Dili insana rüşd ve kemal kazandıracak bir biçimde terbiye etmek gerek.”

Kişi güzel ve edepli, konuşmayı adet edinmeli. Dili yalandan, töhmetten, küfürden, gıybetten, dedikodudan, nifaktan, boş ve beyhude sözlerden korumalı. Dolayısıyla dilin afetlerine dikkat edip onlarla sürekli mucadele etmeye gayret göstermeliyiz. İslam ahlak alimleri ayet ve rivayetlere istinaden dilin büyük afetlerine karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiği konusunda bir çok hususu zikretmişlerdir. Bu yollardan biri de bazen insanın sükutu tercih etmesidir.

Safvan bin Selim Resulü Ekremden şu hadisi nakletmektedir: “ En kolay ve bedene en hafif gelen ibadeti sizlere bildireyim mi? Sükut etmek ve güzel ahlak? ( İbni Ebi Dünya sükut ve dilin edebi. S 43. Hadis 27) Ayrıca İslam ahlakında kişinin faydası olmayan boş sözlerden sakınması tavsiye edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “ Kişinin islami güzelliğınden biri de faydası olmayan boş sözlerden kaçınmasıdır.” ( Amali s 34. Hadis 9) Ayrıca ihtiyaç kadar konuşulması hususunda da bir çok rivayet varit olmuştur: Peygamber efendimiz konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır: “Dilin fazlalığını tutan ve malın fazlalığını infak eden kişiye ne mutlu” (Tenbih-ul Khawatır c 1 s 108) Ayrıca bir fayda getirmeyen cedel ve tartışmalardan uzak durulması tavsiye edilmiştir. “ Kişi haklı olduğu halde tartışmayı bırakmadıkça imanın hakikatını mükemmelleştiremez.” (Şehidi Sani Minyet-ül Murid s 171) Diillerini terbiye ederek kontrol altına alma çabasında olanlar, ihtiyaç kadar konuşup edep ve terbiyeye aykırı sözlerden kaçınmaya özen göstermelidirler. Kimseyi diliyler incitmeyip alay konusu etmemelidirler. Başkalarına lakap takmak veya alay etmek iğrenç bir davranış ve günahtır. İnsanın onur ve vakarını zedeleyen şakalardan kaçınmak gerek. Dili doğruluğa ve yalandan uzak durmaya alıştırmalıyız. Dilin hakkı doğru dürüst tanınıp, fazilet ve erdem yolunda kullanılırsa ve İmam Seccadın buyurduğu şekliyle amel edilirse bu durumda dilin hakkı verilmiş olur. Aynı zamanda dil ile gerçekleşen ahlaki rezaletlerden kaçınmak gerek. Dilin insanın akıl ve şuurunun tercumanı olduğunu unutmamak gerek. Güzel bir dil ve edebi bir ifade ve beyan aklın zineti sayılmaktadır. Bu büyük ilahi nimeti hak ve hakikat yolunda kendimiz ve toplumun selah ve felahı için kullanmakta başarılı olmayı Allah Celle ve Aladan temenni etmeliyiz. Bu süreç ve sülukta lazım olan disiplini elden vermemeliyiz.

 

__________________________
1 Men La Yahzuruh-ul Faqih c 2 s 619.

 






Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :