Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 87160
Yayın Tarihi : 11/12/2015 3:50:18 PM
تعداد مشاهدات : 231

Hüseyni izzetin Zeynebi misyonda dirilişi

Hz. Zeynep’in Kerbela’yı ‚güzellik‘ olarak tanıtması, Aşura’nın ölümsüzlük sırrının anahtarıydı…

Yazar: Ayetullah Nasir mekarim Şirazi



Hiç şüphesiz Kerbela vakıasının en zor ve en ağır sahnesi ki ağırlığı göklerin ve yerin ağırlığına eşitti diyebileceğimiz; esirler kervanının şehitlerin parçalanmış bedenleriyle vedalaşma anıydı.

Cennet gençlerinin efendisi ve Peygamber’in (s.a.a) biricik torununu Kerbela toprakları üzerinde hem de o yürek burkan halde bırakıp gitmek en acı tabloydu.

Atların ayakları altında ezilmiş ve çoğunluğu tanınmayacak hale gelen bedenleri görmek belki birçok insanın nefesini kesebilirdi. Ancak Hz. Zeynep’in (s.a) sabır, metanet ve direnişi, dalga dalga yayılan edebi ve akılcı sözleri, Kerbela’nın acı tablosuna şahit olanlara sabır aşıladı ve Resul hanedanı üzerine çöken o ağır atmosferi bir anda parçaladı.

Hz. Zeynep (s.a), düşmanın kendilerini pusuda beklediğini biliyordu. Peygamber hanedanının duyacağı en ufak bir pişmanlığa ve gösterecekleri en ufak zafiyete kahkahayla gülecek düşmanın farkındaydı. Bu nedenle kardeşi Hüseyin’in (a.s) parçalanmış bedenini kollarının arasına aldığında:

أَللَّهُمَّ تَقَبَّلْ هذا الْقُرْبانَ
„Allah’ım! Bu kurbanlığı bizden kabul et“ dedi.
İşte bu tek cümle, düşmanın başına balyoz gibi inmiş ve onların rezil yüzlerini aşikâr etmişti.

Kerbela Kıyamının Stratejisini Belirleyen Zeynep
Esirler kervanı Küfe ve Şam’a götürülünce İmam Seccad (a.s) ve Hz. Zeynep’in (s.a) okuduğu hutbeler, Şam’daki mevcut durumu tersine çevirmişti.

Çark tersine dönmüş, Emevi hanedanı ve Yezit aleyhine karşı öfke uyanmıştı. Böyle bir durumda Yezit’in pişmanlığını izhar etmekten başka çaresi yoktu. Öngörülemeyen gelişmeler o kadar çabuk etkisini gösterdi ki Emevi hanedanına mensup kadınlar bile Şam’da Hz. Hüseyi’in Ehlibeytine mensup kadınların üç gün süren matem ve eza meclislerine katılmaya başladı.

Hz. Zeynep’in (s.a) Şam’daki konuşmaları, Ümeyyeoğulları aleyhine başlatılacak ayaklanmaların tohumu ekmişti. Bu hutbelerin sonucunda, Ümeyyeoğulları tüm dünyanın gözünde rezil ve katil bir aile olarak tanındı. Müslümanların ve İslam’ın maruz kaldığı tehlikeler Kerbela şehitlerinin kanı ve Hz. Zeynep’in (s.a) konuşmaları sayesinde bertaraf edilmiş oldu.

Hüseyni İzzetin Zeynebi Misyonda Dirilişi
Kerbela kıyamının en şaşırtıcı yönlerinden birisi Hz. Zeynep’in sarsıcı ve şok edici tarihi hutbesiydi.

İbn. Şerik Esed’i şöyle der:
„O gün Ali’nin kızı Zeynep hutbe okuyunca, bir an Hz Ali’nin (a.s) dili onun ağzındaydı zannettim.“

Daha dün altı kardeşini, iki oğlunu ve babasının dostlarından onlarca insanın şahadetine tanık olduktan sonra Şam’a esir olarak getirilen bir kadının yorgun ve perişan hali dikkate alınarak normal sözler bile söylemeye gücü olmayacağı tahmin edilirken, Hz. Zeynep’in Küfelilere öfkeyle hitabı şöyleydi:

„Ey Kufe halkı! Ey aldatılmış zavallı halk, bize mi ağlıyorsunuz? Oysaki bizim gözlerimiz hala yaşlı ıstıraplarımız dinmemiş, feryatlarımız yatışmamıştır. Sizler, gerdanlığın kayıp edip sonrada toprak içerisinde arayan kadın gibisiniz…
Sizden fesat, şer ve şarlatanlıktan başka bir şey de beklenemez…“

Yine kükreyen bir aslan, yerle bir eden bir tufan edasıyla baştan sona serzeniş ve melâmet (ayıplama) dolu cümlelerle şöyle devam ediyordu konuşmasına:
„Sizin nefisleriniz ne kadar da kötü bir nefistir, sizler Allah’ın gazabına uğramış ve cehennemlik olmuş bir toplumsunuz… Uğraşlarınız, eliniz, yaptığınız her iş Allah’tan bela olarak size dönsün…  Öyle büyük bir günah işlediniz ki günahınız yer ve gökyüzünü doldurdu, sizin bu yaptığınız günah ve işlediğiniz cinayetten dolayı gökyüzünden kan yağmasına şaşırmayın.“

Devamında kalpleri ve duyguları titreterek:
„Siz, iyiliklerin mabedini ve yardıma muhtaç olanların derman kapısını yıkıp öldürdünüz. Siz, Allah’ın ve Resulünün size olan Hüccetini öldürdünüz“ demişti.

Son olarak ise Ümeyyeoğulları’nın baskıcı yönetimine karşı devrimin tohumlarını kalp topraklarına ekecek cümlelerle şöyle seslenmişti:
„Allah’ın verdiği şu sürede mutlu yaşamayın ve Allah azap etmede acele etmez sabrı çoktur ve bilin ki Allah size bu cezayı vermek için sizi beklemektedir.“

Hz Zeynep, (s.a), Küfe pazarında yaktığı devrim ateşiyle Şam’da Yezit’in tahtını sarsan ve Ümeyyeoğulları saltanatını alt üst eden yolun kapısını aralamıştı.

Aşura’nın Güzelliği ve Zeynep’in Yüce Misyonu
Şunu açıkça söyleyebilir ki Hz. Zeynep’in (s.a) Kerbela’yı ‚güzellik‘ olarak tanımlaması, Aşura’nın ölümsüzlük sırrının anahtarıydı. İbn. Ziyad’ın küstahça ‚Allah’ın kardeşine ve dostlarına neler yaptığını gördün mü‘ sözlerine karşı Hz. Zeynep’in;

ما رَأَیْتُ إِلّا جَمیلًا
„Kerbala’da güzellikten başka bir şey görmedim“ cevabı, kıyamı zirveye taşıyan asli unsurdu.

İnsan böylesi bir cesaret ve sarsılmaz ruh hali karşısında neler söyleyeceğini bilemiyor. Yapılacak tek şey; Ali’nin kızı Zeynep’in (s.a) cesareti karşısında diz çökmek. Kelime ve cümlelerin, İbn. Ziyad gibi merhametsiz ve kana susamış birisi karşısında hem de öyle zor ve acı bir sahnenin hemen sonrasında sarf edilen bu eşsiz cümleyi yorumlamaktan aciz kaldığını itiraf ediyoruz. Söylenecek tek söz:
– Gerçekten de sen, Ali’nin (a.s) kızı ve Hüseyin’in (a.s) kız kardeşisin!

Yezit’in Sarayındaki Ezici Tarihi Hutbe
Hiç şüphesiz Hz. Zeynep’in beliğ  ve güçlü bir hutbe  Yezit’in sarayında okuması, İslam tarihinin en veciz, en edebi ve en fasih hutbelerinden birisidir.

O gün Ali bin. Ebu Talib’in yüce ruhu ve korkusuzluğu, Hz. Zeynep’in ruhunda ve dilinde yeniden hayat bulmuş gibiydi. Babasının cesareti ve edebi mantığıyla konuşuyordu. Her satırından yiğitlik süzülen bu tarihi hutbenin 7 önemli hedefini şöyle sıralayabiliriz:

1- İslam’ın bu yiğit kadını ilk olarak bir kaç ezici cümleyle Yezit’in gurur dağlarını tuzla buz etti. Hz. Zeynep (s.a) sözlerini ilahi ayetlerle perçinleyerek şöyle diyordu:
„Gerçek çehreni saklamak istediğin için istediğin kadar hileye başvur. Kitabını bize indiren Allah üzerine yemin ederim ki, siz bizim sahip olduğumuz şeref ve mertebeye asla ulaşamayacaksınız. Ne bize bırakılan mirası ortadan kaldırmaya, bizim ışığımızı söndürmeye gücün yetecek, ne de bize karşı giriştiğin iğrenç ve alçakça hareketlerinle kendi hesabınıza kaydettiğiniz rezaletleri silip yok etmeye gücün yetecektir.

‚İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz sürenin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye süre veriyoruz Küçültücü azap onlaradır‘ ayetinin mısdakı sizlersiniz.“

2- İkinci olarak; Peygamber’in (s.a.a) Mekke’nin fethinde Yezit’in dedelerini affettiğini ama Yezit’in Peygamber’in (s.a.a) torununu şehit ettiğini, kesilen başını mızrak ucuna taktırdığını ve Peygamber hanedanını esir aldıktan sonra şehir şehir dolaştırdığını söyleyerek peygamber’in (s.a.a) ve İslam halifesi(!) Yezit’in davranışlarını mukayese etmiş ve Yezit’in alnına hilafetinin batıl olduğu mührünü vurmuştu.

3- Hz. Zeynep (s.a), hutbenin üçüncü bölümünde; Yezit’in küfür ve şirk dolu ruh halini ibraz ederek, imandan yoksun olduğu ve en kısa zamanda Yezit’in de tıpkı ataları gibi kendilerini bekleyen ‚cehennem ateşi‘ kaderine ulaşacağını vurgulamıştı.

4- Hz. Zeynep (s.a) daha sonra şehitlerin Allah katındaki makamına değinerek özellikle Peygamber (s.a) hanedanından ve Kerbela’da şehit olanlardan iftihar ettiğini vurguluyor. Böylece Kerbela şehitlerinin Peygamber (s.a.a) hanedanı için büyük bir gurur ve ayrıcalık kaynağı olduğunun altını çizmişti.

5- Yezit’in karşısında ilahi mahkemeye işaret eden Hz. Zeynep (s.a), bu yolla tek hâkimin sadece Allah ve tanıkların Peygamber (s.a.a) ve melekler olduğu ilahi mahkemede Peygamber’in (s.a.a) ailesine düşmanlık edenleri bekleyen acı sonu bir kez daha hatırlatmıştı.

6- Hz. Zeynep (s.a) hutbenin devamında Yezit’i aşağılayarak şöyle diyordu;
„Zannetme ki ben seni muhatap alacak kadar insan görüyorum. Zaman bana sitem ederek senin sarayına esir olarak getirmiştir. Sen konuşulmayacak kadar değersiz birisin. Ama bu durum seninle konuşmaya (bizi) mecbur etmiştir. Seni kınamak ve aşağılamaksa benim gözümde değerli ve büyük bir iştir…”

7- Hz. Zeynep (s.a) konuşmasının son bölümünde ise, Allah’ın Peygamber (s.a.a) hanedanına vermiş olduğu sayısız nimetlere şükürler ederek aslında ‚İlahi rahmet ve mutlulukla başlayan yaşamlarının yine şahadet ve onurla son bulduğunu‘ söylüyordu.

Hz. Zeynep’in (s.a) Başarısının Sırrı; Vakar ve Direniş
Hz. Zeynep’in (s.a) Aşura öğretilerini, vakar ve direnişi canlı tutma yolundaki çabasını açıklamak için O yüce İslam kadınının Yezit’in karşısına dikilerek söylediği şu sözler yeterlidir:

„Ey Yezit! Benim bir esir gibi karşında durduğum fikrine kapılma sakın. Senin gibi birisiyle muhatap olmak bana utançtır.“
Hz. Zeynep’in bu sözlerinden çıkan mesaj; hangi şartta olursa olsun zillete boyun eğilmez. Aslında bu, Aşura mektebinin en asli öğretilerinden birisidir.

Son Söz:
Hz. Zeynep’in tarihi hutbesi, esirlere teselli vermişti. Zira Hz. Zeynep (s.a) şöyle haykırmıştı:
„Bizi aç ve sefil bıraktığına, bizim varlığımızı tehlikeye soktuğuna mı inanıyorsun gerçekten? Bağlanmış ve zincire vurulmuş halimizle huzurunda bizi el pençe divan durdurmakla bizi zavallı tutsaklar durumuna düşürdüğüne ya da bu yolla bizim üstümüzde egemenlik kurduğuna mı inanıyorsun?

Allah katında bizim itibarımızı yitirdiğimizi, gözden düştüğümüzü, buna karşılık sizin de yüceldiğinizi, şereflendirildiğinizi mi düşünüyorsun? Sizin dış görünüşteki başarınızın yüce şerefinizden ya da üstün konumunuzdan ileri geldiğini mi sanıyorsun? Kibirli ve basiretsiz kılığına bakmadan buna mı dikmişsin gözünü? Dünya âlemi elde ettiğine, bütün cihan üstünde nüfuz sahibi olduğuna mı inanmaya başladın yoksa? Dalavere işlerinizin düzlüğe çıktığını ve kendini ülkenin efendisi, devletin de yöneticisi olduğunu mu sanıyorsun?“

Yani bundan asırlar sonra Hüseyin’in (a.s) türbesinin üzerinde hiçbir zaman eskimeyecek bir bayrak dalgalanacak. Zalimlerin bu bayrağı indirme çabasına rağmen Hüseyni direnişin sembolü olan bu bayrak, her geçen gün biraz daha yükselecek ve diyardan diyara dalgalanacaktır.

Evet, Hz. Zeynep’in konuşmaları Hüseyni bayrağın sönmeden, eskimeden yücelerek dalgalanmasına sebep olduğunu söylemeliyiz. Sanki Hz. Zeynep, bugünleri anlatıyordu. Bugün Hac mevsiminde Kâbe’yi ziyaret edenlerin kaç katı insan aynı anda Hz. Hüseyin’in türbesine doğru yürüyor?

Şii, Sünni, Hıristiyan ve farklı inançtan milyonlarca insanın aynı anda gözyaşı dökerek Hz. Hüseyin’in türbesine yürümesi, Kerbela şehitlerinin elde ettiği zaferin simgesidir.
 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :