Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 87099
Yayın Tarihi : 11/11/2015 1:45:07 PM
تعداد مشاهدات : 238

İslamı Tanıma 159 (İslam ve Ahlaki Hukuk 4)

   

Tarih: 30.10.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salatve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya, Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.
Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık cennetin anahtarı ve cehennem ateşine karşı ise koruyucu siperdir.


Üzerimizdeki önemli haklardan biri de nefsimizin hakkıdır. Nefsin hakkının bilinmesi için İmam Zeyn-ul Abidinin hukuk risalesine başvurmamız lazım. Çünkü bu konuda İmam Zeyn-ul Abidin çok güzel, faydalı ve hayati hususları Hukuk Risalesinde dile getirmiştir. İnsanın eğitim ve terbiyesinde nefsin hakkının bilinmesi ve amelen riayet edilmesi çok önemli bir rol ifa etmektedir. Peygamberlerin gönderiliş hedeflerinden biri die insan nefsini terbiye etmek ve hidayete yönlendirmektir. Peygamberlerin kendileri Rabbul Aleminin kendisi tarafından terbiye edilmişlerdir. Nitekim sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktdır. “Rabbim beni en güzel bir şekilde terbiye etmiştir” Peygamberler de hem öğretmen ve hem de pedagog murebbi olarak gönderilmiştir. Öğretmen olmaları hasebiyle peygamberler insanlara fikri ve zihni olarak ta çeki düzen vermek, ve kendi gerçek konumunu yakalamsı için insanı sağlıklı ve doğru bir şekilde terbiye etmek için oldukça çaba göstermişlerdir.

AYETLERDE VE RİVAYETLERDE NEFSİN HAKKI
Nefis tezkiyesi, talim, terbiye ve hikmetin öğretilmesi haiz olduğu öneme binaen Kur’anı Kerimde bu konu defalarca zikredilmiş ve İnsanın tezkiye ve terbiyesinin gerekliliği bir çok ayette vurgulanmıştır. Cuma suresinin ikinci ayetinde Peygamberin gönderiliş amacı şu şekilde dile getirilmiştir.

Okuma ve yazma bilmeyenlerden, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan,onları arındıran, kitap ve hikmeti onlara öğreten bir elçi gönderen O’dur. Oysa onlar bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.” İmam Ali Hazretleri de nefsin terbiyesi konusunda şöyle buyurmaktadır: “Nefisn tabiatı serkeşlik ve kötü edeptir, kişi nefsini güzel edeple terbiye etmekle yükümlüdür. Nefis itaatsizlik meydanında cirit atmaktadır, kul onun kötü istek ve arzularınaı kontrol etmeye çabalamaktadır. Nefsin kontrol ve gemini elden verdiğinde onun bozgunculuk ve çöküşünde ortaktır. Nefsin kötü taleplerinde ona yardımcı olan, kendi ölümünde ortak aramıştır.

Dolayısıyla insanların en zor misyonu, nefsi kontrol altına almak ve nefsani güçler ve garizalar arasında dengeyi sağlamaktır. Sevgili peygamberimizde insanın en büyük düşmanı olarak nefsi göstermiştir. İmam Ali Hazretleri de Resulü Ekremden şu hadisi nakletmektedir: “En faziletli cihad kişinin kendi nefsiyle sürdürdüğü cihaddır.” İmam Ali kanalıyla varit olan bir diğer hadiste ise şöyle denilmiştir. “Nefsine muhalefet et ki doğruyu yakalıyasın, Öğrenmek ve cehaletten kurtulmak için de alimlerle oturun” Yine başka bir hadiste şöyle denilmektedir: “Kendi nefsi üzerinde kontrol sağlayan gücün zürvesini yakalamıştır”


Peygamber Efendimiz başka bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Güçlü kişi, insanlara galebe çalan değil, güçlü olan kendi nefsi ve egosunu kontrol altına alabilendir.” Bu bağlamda hatırlatılması ve üzerinde durulması gereken husus şudur: İmam Seccad Allah’ın hakkından sonra en önemli hak olarak nefsin hakkına değinmektedir. Çünkü insan en şerefli mahluktur. Bu üstün konum ve şerefinden dolayı varlıklar arasında Allah’ın hilafetine layık görülmüştür. Bu hilafet ve velayet makamına ulaşması için varolan engelleri ber taraf etmesi lazım. Bunların başında büyük düşman olan nefis gelmektedir. Nefsin tezkiye ve terbiye edilmesi ilahi hilafetin temel şartıdır. Nefis terbiyesinde ifrat ve tefrite kaçmamak için bir murşid ve doktirine ihtiyaç vardır.

Nefisle cihad konusu arifleri de çokca meşgul etmiştir. Çünkü uygulamada büyük bir dikkat ve hassasiyet gerektiren bir konudur. Bunun içindir ki büyüklerimiz bu bağlamda şöyle diyorlar. “Yolu daha önceden giden bu yolun yolcuları gibi git” Yeryüzünün en pak ve temiz insanları olan ve en güzel bir edep ve terbiye ile donanmış olan Peygamberler, imamlar ve evliayullahın yolundan gitmek lazım. Konuyla ilgili olarak bir çok önemli nokta ve nükteyi içeren Peygamber efendimizin bir hadisini sizlere nakledeceğiz. Rivayet şudur: “Mucaşi’ adındaki bir sahabi Peygamberin huzuruna şerefyab oldu. Peygambere çok önemli sorular sordu. Bu cümleden olarak: Hakkı tanımanın yolu nedir? Dedi. Resulullah , Nefsi tanımaktır dedi. Hakkın kabulünü hakketmenin yolu nedir? Dedi. Peygamber,nefse muhalefet etmektir dedi.  Ey Allah’ın Resulü Hakkın rızasına kavuşmanın yolu nedir? Deyince , Resulullah nefse karşı şiddetli davranmaktır dedi. Adam Allaha varmanın yolu nedir? Deyince, Resulullah nefsi terketmektir. Hakka itaatın yolu nedir? Deyince. Resulullah, Nefse isyan etmektir dedi. Hakkı zikretmenin yolu nedir deyince. Alllah Resulü nefsi unutmaktır dedi. Allaha yaklaşmaın yolu nedir? Deyince. Allah Resulü nefisten uzaklaşmaktır dedi. Hakk ile üns peyda etmenın ( kaynaşmanın) yolu nedir? Deyince, Allah Resulü nefisten vahşete kapılmaktır dedi. Bu vahşete nasıl karşı konulur? Deyince, Allah Resulü, nefse karşı haktan yardım almakla dedi.”

Anlatılan bu hususlar ve nefsin düşmanlığı ile nefise karşı mucadle etmenin zarureti hakkında varit olan rivayetlere dikkatle, nefsi tanımanın en faziletli ve faydalı bilgi olduğu anlaşılmış olur. Dolayısıyla nefsi terbiye etmek ve isyan ile tuğyanını önlemek için nefsin tüm durum ve ahvalini gözetim ve muşahede altında tutmak gerek.

 






Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :