Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 81128
Yayın Tarihi : 8/21/2015 1:15:36 PM
تعداد مشاهدات : 354

İslamı Tanıma 153 (İslam ve İnsan Hakları 29)


Tarih: 31.07.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.

İnsan  hakları evrensel  beyannamesinin  mukaddimesi (girişi) ile  bazı  maddelerini  ele  alıp  inceledikten   sonra  bu  beyannamenin  genel  olarak bir incelenmmesinin   yapılması yerinde  olacaktır.  Bu  meyanda  tabiki   bazı  eksiklikler ve  ihmallere de  dikkat  çekeceğiz.

Hatırlanacağı  üzere  insan  hakları  evrensel  beyannamesi   10  Aralık 1948  yılında  birleşmiş  milletlerin  kahir  ekseriyeti  tarafından  onaylandı. Hiç  bir  ülke  bu beyannameye  olumsuz  oy  vermedi.  Ancak   zamanın  Soviyetler   Birliği  ve  yörüngesindeki  bazı ülkeler   bu    beyannamenin  oylamasında  çekimser  oy  kullandılar.  Bu   beyanname   bir  mukaddime ve  otuz  maddeden  ibarettir. Giriş  bölümünde, bu   beyannamenin  alanı, içeriği ve  kapsamlılığına  dikkat  çekilmiştir.

Beyannamenin  birinci  maddesinde,  bütün  insanların özgürlüğü ve eşitliğinin felsefi  dayanağına atıf  yapılmış ve   bunun  rasyonelliği ve  ahlaki  oluşuna  işaret edilmiştir.  İkinci  maddede  ise  bütün  insanların eşit  haklara sahip  olduğu ve özgürlükler  ile  haklar  konusunda  hiç  bir  ayrıcalığın tanınmaması  gerektiği  üzerinde  durulmuş  ırk, dil, din cinsiyet veya  mezhep bazında yapılan  her  türlü  ayrımcılık  yasak ilan edilmiştir. 3. Maddeden 21. Maddeye  kadar  ki  bölümde  ise  bir  ölçüye  kadar  insanların medeni ve   siyasi  haklarına  açıklık  getirilmiştir.

Bu  hakları  şu  başlıklar altında  özetleyebiliriz.  Hayat, özgürlük, güvenlik  hakkı, işkence ve insanlık  dışı  davranışlar  ile, keyfi  tutuklamalar, hapis cezaları veya  sürgünlerin  yasaklanması, adilane  yargı  hakkı, özel  yaşamın  korunması  (dokunulmazlığı) mülk edinme  hakkı, fikir, düşünce ve  inanç özgürlüğü  dini veya  inancını  değiştirme  hakkı, miting, gösteri, grev, sendikal haklar ve  yürüyüş  özgürlüğü ve bütün bunlara  katılım  hakkı. Vatandaşlık  hakkı ve  keyfi  vetandaşlıktan atmanın  yasaklanması. Aile  kurma, evlenme  hakkı, evlilik  ve  aile  yuvasıyla  ilgili  tüm  konularda  kadın erkek  eşitliği. Bireylerin yaşadıkları toplumlarının idaresi ve  geleceğini  belirleme  hakkı. Çünkü hükumet  meşruiyetini  halkın iradesinden almaktadır.

Bu  beyannamenin  22. Maddesinden  27 madesine kadarki bölümde ise insanların ekonomik, toplumsal ve  kültürel  haklarına vurgu  yapılmıştır.  Bu  hakları da  şöyle  sıralamak  mümkündür.  Toplumsal güvenlik  hakkı, çalışma ve  sosyal güvenlik  hakkı. Işsizlik durumunda  bireyin korunması. Dinlenme ve tatil hakkı, çalışma saatlerinin  sınırlandırılması,  sağlık istirahatı, uygun  yaşam  standartları, ilim, teknik ve  sanat alanlarında  fırsat eşitliği  v.s

Bu maddelerde   tüm insanların  sahip  olmaları  gereken    haklar  teker  teker  dillendirilmiş, bir  ölçüye  kadar beyan edilmiş  ve  bütün  hükumetler bu  haklara  riayete  davet  edilmiştir.

Bu deklerasyonun sonunda  bu  hakların sınırlılığına  işaret edilmiş ve  şöyle  denilmiştir. Bu deklerasyonda (beyannamede) dillendirilen  bütün  haklar ve  özgürlükler   mutlak ve  sınırsız değildir. Dolayısıyla  devletlere  bu    hak ve  özgürlükleri sınırlandırmak  için  kanunlar   koyma   yetkisi  verilmiştir. Tabiki  konulan  tüm  kanunların, başkalarının  hak ve özgürlüklerine saygı, ahlaki  ve genel  düzeni  muhafaza  ve  kamu  refahını  gözetleme  ruhunu  taşıması  lazım. Kısıtlama  getiren  bir  diğer   faktör  ise  Birleşmiş  milletlerin  kendi  kanun ve  kurallarıdır. Çünkü   bu  beyannmamenin  3.  ve 29  maddlerinde   bu  hakların ve  özgürlüklerin  birleşmiş  milletlerin  amaç ve     ilkelerinin aksine  kullanılamıyacağı      tasrih edilmiştir. Bu  bağlamda  şu  hatırlatmada da  bulunmak  gerek. Birleşmiş  milletler  tarafından  onaylanan  bu  deklerasyon, hukuki  olarak ülkeler  için   bir  ilzam  bir  zorunluluk  oluşturmamaktadır,  sadece  bir beyanname   mesabesindedir.

Tabi  ki  bu arada  şu  soruyada  cevap  aramamız  gerek.  Genel  olarak insanların  bir  çok   sahih ve  yerinde  olan  haklarına değinip ve  bazılarını  detaylı  olarak  ele  almış  olmasına  rağmen ne  tür  eksiklik ve  noksanlık  bu  deklerasyonda mevcut   bulunmaktadır?  Bir  takım  eksiklikler ve  ihmallerin  olduğu   muşahede  edilmektedir.

1-      Bu beyanname  mantıklı  bir  düzen ve  tertipten  yoksun bulunmaktadır. Dağınık  bir  şekilde  insan  haklarına  değinilmiştir. Herhangi  bir  taksimat söz  konusu  değildir.  Yani  insanların hakları maddi-manevi, bireysel-toplumsal ve  toplumsal alanda  ise  siyasal, kültürel ve ekonomik haklar  olarak  bir  sınıflandırılabilirdi. Antolojik, epistomolojik ve etik  olarakta insan  hakları  arasında  bir  ayırım  yapılmamıştır.

2-      Bu  hukuk beyannamesinde, varlık  piramidinin   zırvesınde  bulunan    yaratıcıyla,  kainat ve   insan arasında ki  irtbiattan  gaflet  edilmiştir. Her  ne  kadar  din ve  mezhep  kavramlarına  yer  verilmişsede  dinin  ve  Allah’ın   insanların hidayeti ve  doğru  yönlendirmesi ve  terbiyesindeki  rolüne  hiç  bir  işaret ve  imada  bulunulmamıştır.

Halbuki  günümüzün  karışık ve sıkıntılı dünyasında olduğu  gibi  her zaman ve  mekanda dinin ve ahlakın  rolü ve yeri    kaçınılması  imkansız  bir  gereksinimdir. Bu önemli  olan  eksikliklerin ve  noksanlıkların  bertaraf edilmesi  için mutemmim ve  mukemmil  maddelere  yer   verilmesi   gerektiği  kanaatindeyiz.

Bu  beyannamenin  seküler  karekteri  apaçık  ortadadır.  Bu  yaklaşım  dine  yönelik  tefriti  bir yaklaşımdır.  Dine ilgisizlik bir  çok  sıkıntı ve  sorunu  beraberinde  getirir. Din ve ahlak  aslında  tüm  insani  hakların alt  yapısını  oluşturmaktadır. Dolayıısıyla ahlak ve  dine  amelen  bağlılık  gösterilmediği  takdirde insanlık  camiası  üstün  bir  ülkü  olan  insan  haklarının tahakkukuna tanıklık etmiyecek, zulüm,sitem,fakirlik, sefalet, adaletsizlik ve ayrımcılık ve  diğer  bir  çok kültürel, siyasi,  toplumsal keşmekeşlikler ve kargaşalar her  geçen  gün  daha  fazla  yaygınlaşacaktır. İnsanların  barışçıl    yaşamı  için ruhi  ve deruni  bir  değişim  ile  ahlaki ve  adilane  bir  yaklaşımın  şekillenmesi  için tüm  insanlığın  dinin ve ahlakın özüne  geri  dönmesi  lazım.  Dünyadaki  gelişmeler ve başgösteren  sorun ve  sıkıntılara dikkatle,  Peygamberin  risaletinin  insanların  ahlaki ve değersel  gelişminde ve  insan   hakları  maddelerinin bir  bir  uygulanmasında  ki  önemi ve etkisi  daha  iyi  anlaşılmış  oluyor.  Buna  binaendir  ki  Resulü  Ekrem  buyurmaktdır. ‘‘Ben ancak ahlaki değerleri  tamamlamak  için  gönderilmişim‘‘

Ancak dini ve  ahlaki değerlere dönüş  yaparak insanlık  camiası  gerçek  barış, emniyet, dürüstlük, adalet, aklaniyet ve  maneviyatı  yakalamış  olacaktır.

Vesselamu aleykum wa  rahmatullahi wa  barakatuhu







Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :