Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 78214
Yayın Tarihi : 7/7/2015 2:46:08 PM
تعداد مشاهدات : 497

İslamı Tanıma 150 (İslam ve İnsan Hakları 26)

Aile terbiyesinde başta çocukların hakları, maddi ve manevi bakımı olmak üzere tüm erkanın hukukuna özen gösterip aile ile toplumun irtibatı, aile bireylerinin birbirlerinin haklarına karşılıklı olarak riayet edip ahlaki ve insani değer ve usüllere teveccüh ederek duygusal ilişkileri yani saygı, sevgi ve musamahayı pekiştirmek lazım.

Tarih: 26.06.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.

Kadın ve erkek  haklarıyla  aile  hukukunu konu alan  insan   haklarının 16 ıncı  maddesini ele alıp  bazı  hususlara  değinmiş ve   şu   sonuca  varmıştık. Mukaddes  bir  yapı  olan ve   toplumun  temel  taşını ve ana  çekirdeğini oluşturan  aile,  kadın ve erkeğin  yetki  alanı,  onur  ve  saygınlığı  korunarak  idare  edilmelidir.  İdeal, sağlam ve  verimli  bir   aile  ancak  karşılıklı  haklara riayet ve  güzel  ahlak  ile  insani  değerlere  ayakta  tutarak şekillenebilir.  Böylesi  bir  yaklaşım  aile  muhitinde  safa, samimiyet, sevgi, saygı ve  maneviyatı  beraberinde  getirir. Kadın ve erkek  ortak  aile  atmosferinde, gerekli  olan rüşd ve  tekamule  ulaşmak  için ferdiyetçi  yaklaşımlardan ve çıkarlardan ferağet  edip toplu çıkar ve  yararlar  üzerinde yoğunlaşıp çocuklarını insani değerler  üzerine  ve  yaratılış amacı  ve  maksadına  uygun  olarak   terbiye  etmeyi  öğrenirler. Tüm  ebeveynlerin ve eğiticilerin  eğitim ve  terbiye  hususunda   mezkur  hususlara  dikkat etmeleri  bir  gereksinimdir. Aksi  takdirde  toplum  bireyleri normal ve  sağlıklı  bir  yaşam  için  gerekli  olan  huzur ve  güvenden  yoksun  kalacaklardır. Bu  güvensizlik hayatın  her aşaması ve  boyutunda  kendisini  gösterecektir.

Toplumsal  hayatın   devamı ve  bekasında  yapıcı  bir  rol  oynaması gereken insanlık  camiasının  temel  taşı  olan aileyi nasıl  güçlü ve   sağlıklı  hale  getirip    koruyabiliriz? Bu önemli  husus  için  hangi  kanun ve  kurallara  riayet etmek  gerek? Bu  oldukça önemli  bir  sorudur. Bir  başka  ifadeyle sağlıklı  bir  ailenin  terbiyesi   hangi  ilke  ve  prensipler  ve değerler  üzerine şekillenmelidir?

Aile  terbiyesinde başta  çocukların  hakları,  maddi ve  manevi  bakımı  olmak   üzere  tüm erkanın hukukuna  özen gösterip aile  ile  toplumun  irtibatı, aile  bireylerinin birbirlerinin   haklarına  karşılıklı olarak  riayet edip ahlaki ve  insani  değer ve  usüllere teveccüh ederek duygusal  ilişkileri  yani saygı, sevgi ve  musamahayı  pekiştirmek  lazım. Maalesef  günümüzde   bu usullere önem ve  teveccüh  yerine bazı  muhalifler ve  çevreler  aileyi  dağıtmak ve  yıkmak  için  ellerinden  geleni  yapmaktalar. Dolayısıyla  günümüzin en  önemli  toplumsal  sorunlarının başında  dağılmış  aileler ve  yanlız  yaşıyan anne ve  babalar  ile evlatlar gelmektedir. Yaşadığımız  bu  toplumda  ya  annesinden veya  babasından  veya   her  ikisinden uzak  aile  yuvasının  sıcaklığıyla  anne ve  baba  şefkatinden  mahrum  yaşıyan   çocukların  sayısı  yüzde  atmışlara  varmış  durumdadır. Aile  sıcaklığından  yoksun ve  anne   baba şefkat ve  muhabbetinden  mahrum  yetişen   nesil  tabiki bir  çok çeşit psikolojik ve  fizyolojik  sorunla  karşı  karşıya  kalacaktır. Bu  ayrılıklar  yüzünden  aile  bireyleri arasında  var olması lazım  gelen  duygusallık, atife, sevgi  ve  muhabbet  ciddi  bir  tehdit   altında   bulunmaktadır.  Bunun içindir ki  Yüce  İslam dini ailenin  şekillenmesi,  güçlenmesi ,sağlıklı  bir  şekilde devam ve  bekası  için  bir  çok  çeşit ölçü koymuş ve  tavsiyede  bulunmuştur.


Birinci  teavsiye ailenin  tesisi  ilkesidir.
Bunun için İslam  evlilik üzerinde dururken, evliliğin ruhi, fizyolojik, terbiyevi ve  pedagojik etkilerini de    hatırlatmaktadır.   Ailenin tespit ve  takviyesi   için vazettiği  kuralları da gözler  önüne serdetmektedir.

İkincisi:  İslam  bekarlığı  yermektedir.
İslam  şiddetli  bir   dille  bekar ve  yanlız  yaşamayı  yermektedir. Hatta imanın korunması ve  takviyesinin aile  yuvasının teşkilinin  ipoteğinde  görmektedir.  Resulü  Ekreimin  beyanıyla “ Allah nezdinde  yer  yüzünde  inşa edilen en sevimli  bina   aile  yuvası (binasıdır)   Bir  başka  hadisinde  şöyle   buyurmaktadır “Evlenin de  rızkınız  bol  olsun,  geçim  sıkıntısından dolayı evlenmeyi  terk eden kimse, Allaha karşı kötümserlik  göstermiştir. Çünkü Allah şöyle diyor: Eğer fakir  olsalar  lütfumla  onları ihtiyaçsız kılacağım 

Üçüncüsü:  Güzel  ahlak
Aile  yapısını  takviye etmenin  en  önemli  faktörü güzel ahlak ve  musamahadır. Eşler ailevi  ilişkilerde sabırlı ve  halim  davranmalı,  öfke  ile hırçınlıktan kaçınmalı. Aile yuvasında  şiddet ve  öfke   şiddetli  bir   dil   ile   nehiy edilmektedir.

Dördüncüsü: Karşılıklı  güven
Eşlerin birbirlerine İtimad,  karşılıklı güven  beslemesi,  kötümserlikle  bedbinlikten  uzak durmaları  tavsiye edilmiştir.

Beşincisi: Beklentilerin makul ve  dengeli  oluşu
Karşılıklı  beklentilerin  dengeli ve  makul olması, eşler arası ilişkilerin  ıslahı, ailevi  ihtilaflardan  kaçınılması İslamın  yapıcı ve sağlıklı aile ile ilgili  bir  takım  öğretilerini  oluşturmaktadır. Bu öğretileri aile  hayatında  tahakkuk ettirmek  için önce  kişinin   kendisine   şayeste  ve  münasib  bir    bulması  lazım.

Altıncısı:Evlat  sahibi  olmak
Ailenin devam ve  kıvamında etkili  olan bir diğer  faktörde evlat sahibi olmaktır. Anne ve  babanın her  birisinin çocuk  terbiyesinde kendine  düşeni yapması  gerek. Annenin  terbiyevi rolü herkesten daha  önemlidir. Bu role büyük önem vermek  gerek. Kadın, bireysel ve  toplumsal  görev  ve salahiyetinin yanı sıra sıra.  Anne olarak  çocuğunun ruhi ve   cismi  gelişmine  azami  derece  ihtimam  göstermeli. 

Yedincisi: Eşlerin  tabiat ve  gücüne  uygun görev  dağılımı
Burada  önemli  olan  bir diğer  noktaya   dikkatlerinizi  çekmek  istiyorum. İslam  kadın ve  erkek  arasındaki  fiziki ve  ruhi  farklılıkları  nazarı  itibara  alarak  adilane bir  görev  dağılımı  yapmaktadır. Ancak  üzülerek  söylemek  gerekir ki  İslamın bu konudaki  öğretilerine  cahil  olan  veya  inat ve  muhalefetlerinden dolayı bazı  kimseler, kadının konumuyla uzaktan  yakından irtibatı  olamayan bazı  hususlar  üzerinde  durmakta  ve  bunları  İslama  nispet  etmekteler.


 Kadınların   konumuna  işaret  eden ayetlere   daha  önceki  hütbelerimizde değinmiştik malumunuz  Kur’anda  bir  kaç   sure kadınların  ismiyle   adlandırlmıştır. Kadınlar  suresi da  vardır,   Nisa suresi. İnsanlık tarihinin  büyük kadınlarından  olan iki  hanım adına  iki  sure  mevcut  bulunmaktadır.  Meryem ve Kevser. Kevser de hazreti  Fatimanın lakaplarından  biridir.  Kevseri Ali  Muhammed. Dolayısıyla  bu yakıştırmalar ve  nispetler   hiç  bir  şekilde  İslam  ile uyum arzetmemektedir.  İslam  kadın konusunda hiç bir kusurda ve  eksiklikte  bulunmamıştır. Kadının korunması ve  haklarının savunması  için en  güzel ve  kapsamlı   savunmayı   İslamda ve  Kur’anda   görmekteyiz. Az  bir  parça  insaf sahibi  olan  insan ilgili  ayetlere  bir   göz atarsa bahsettiğimiz  sonuca  varacaktır.

Dolayısıyla kadınlarla  ilgili  olarak, gündeme  getirilen bazı  konular  kadınlara  yönelik acıma  duygusunun bir  sonucu  değildir.  Ancak  günümüzde   kadın  hakları   mudafilerinden bazı  kimseler ve  çevrelerin  kadın haklarını  savunmayı    kendi  çıkar ve  menfaatleri  için bir  araç ve  malzeme  olarak kullandığını  kabul etmek  gerek.  Nitekim kadınların mülkiyet  hakkı, seçme ve seçilme  hakları ve  diğer  bazı  toplumsal hakları  bir  asırdan az  bir  zamandır  gündeme  gelmiş   ve  kanun  maddeleri şeklinde hukuk sistemi ve  kitaplarında yer  verilmiştir.  Halbuki  kadınların  bu  hakları  Kur’an ve  Peygamber  ile  Ehl-i Beytinin  dilinden 1400 senedir   ayrıntılı bir  şekilde  beyan edilmektedir.  Bu vesileyle kadının   kişiliği ve  onuru  en güzel  bir şekilde   savunulmuştur.  Kadının ve  annenin  ailedeki  yapıcı rolünün  idrakinde  olan  İslam kdının toplumsal  rolünü   ihmal etmemiş ve toplumda da  kendilerine  düşen  rolü  ifa etmelerini vurgulamaktadır. İslam, sahip  olduğu  içgüdüsel  baha  biçilmez  bir  takım  özelliklerden bu cümleden  şefkat, sevgi ve duygusallıktan dolayı  kadın için  anneliği ve    eğiticiliği  en  önemli  rol olarak  görmektedir. Evin  idaresi de  kadının  uhdesine  bırakılmıştır. Ancak ailenin ekonomi ve  dış  sorumluluğu  aile erkeğine  bırakılmıştır.  Tabiki  her  iki  hususta  da  eşler  birbirlerine  yardımcı  olabilirler. Böylesi  bir  yaklaşım  ailede  safa, samimiyet sevgi ve  muhabbetin  artması ve  toplumun asıl  çekirdeği  olarak ailenin daim ve  payıdar  kalmasına  sebep  olur...



Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :