Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 77823
Yayın Tarihi : 7/1/2015 4:55:26 PM
تعداد مشاهدات : 186

Ayetullah Burucerdi’nin İslami Vahdet İdeali

„Ömrümün en güzel yılları Ayetullah Burucerdi’nin derslerine katıldığım döneme aittir…“Ayetullah Mekariz Şirazi’nin anlatımıyla merhum Ayetullah Burucerdi’nin bazı önemli özellikleri

Ayetullah Burucerdi, ilim havzası kurucularından, Şia âleminin önemli şahsiyetlerinden, vahdet kavramını fiili olarak İslam âlemine duyuran, amel ve ilim noktasında eşine az rastlanır örnek bir şahsiyettir. Sözleri insanların kalplerine işleyen, basiretli, susması birçok mana ifade eden, insanlarla diyalogda samimi, derslerinde başarılı ve birçok seçkin öğrenciler yetiştiren biriydi.
Necef ve Kum ilim havzası müçtehitlerinden, Ayetullah Humeyni, Ayetullah Sistani, Ayetullah Gulpeygani, Ayetullah Fazıl Lenkerani, Ayetullah Mekarim Şirazi, Ayetullah Şubeyri Zencani gibi şahsiyetler o büyük üstadın öğrencileri olmuşlardır. Bu büyük şahsiyetler içerisinde özellikle İslam âleminin iftihar ettiği merhum İmam Humeyni, Ayetullah Burucerdi’nin İslam’a ve Müslümanlara armağan ettiği müstesna şahsiyetlerden biridir.
Ayetullah Burucerdi’nin özel öğrencilerinden biri olan Ayetullah Mekarim Şirazi şöyle diyor:“Ömrümün en bereketli ve güzel yılları Ayetullah Burucerdi’nin derslerine katıldığım döneme aittir. Bu zaman zarfında ilim, marifet ve ahlak gibi birçok erdemli vasıfları o yüce şahsiyetten öğrendim.
Hiç şüphesiz o büyük bir âlimdir. Bildiğiniz gibi ilim tek başına sahibinin takva ehli olduğuna delil olmaz. İlim, emel ile beraber olduğu zaman sahibine marifet ve makam bahşeder. Ayetullah Burucerdi, ilmini amel sahnesinde pratiğe dökmüş bir insandı.
O büyük şahsiyet, ahlak ilmini dille söyleyen biri değildi. Bazen ders esnasında ahlaki konulardan bahsederdi ama ahlaki kuralları bize yaşayarak yansıtırdı.”
Ayetullah Burucerdi’nin en önemli dört vasfı;•    Sözlerinin insanlar üzerindeki etkisi•    Bakışlarındaki tesir•    Suskunluğunun altında yatan derin manalar•    Tüm ömrünü İslami maarifleri öğrenme ve öğretmeye adaması
Ayetullah Burucerdi’nin oturup kalkmasından konuşup susması kadar normal gündelik hareketlerine dikkat eden biri birçok ahlaki olgulara canlı şahitlik ederdi. Elbette o büyük üstadın tüm faziletlerini anlatmak benim haddim ve takatimin dışındadır ama Ayetullah Burucerdi’nin sadece bir kaç özelliğini sizlerle aktarmaya çalışacağım.
1- Eşsiz Bir TakvaTakva; insanın şahsiyetinin ölçüsü, Allah katındaki makamının göstergesi, kıyamet için en iyi azık, kalbin nuru, Kur’an’ın pratik yaşamdaki simgesidir.Üstat, her yönüyle muttaki bir insandı. Sözleri, dersleri, yaşam biçimi tam anlamıyla Allah’ın rızası doğrultusundaydı.
Kıyamete Olan İnancıAyetullah Burucerdi’nin dostlarından biri, o şahsiyet hakkında öyle bir cümle kullandı ki, cümleyi duyduğumuzda şaşırmamak elden değil fakat biraz o cümle üzerinde düşündüğümüzde ne demek istediğini daha iyi anlıyoruz. Ayetullah Burucerdi’nin dostunun kullandığı cümle şuydu:
“Ayetullah Burucerdi ile şimdiye kadarki konuşmalarımızda anladığım, O’nun kıyamete olan ilmi, yakin mertebesindeydi.”Acaba taklit edilen bir müçtehit kıyamete olan inancının zayıf olduğu düşünmek mümkün mü?Hz Ali’nin (a.s) Muttakiler Hutbesinde şöyle buyuruyor:“Cennete karşı, sanki cenneti gözleriyle görüyor ve nimetlerinden yararlanıyorlarmış gibidirler. Cehenneme karşı ise sanki onu gözleriyle görüyor ve orada azaba uğruyorlarmış gibidirler.”
Bir HatıraAyetullah Burucerdi’nin dostlarından biri şöyle nakil ediyor:“Bir gün arkadaşlarımla beraber otururmuş üstadın yapmış olduğu işlerden konuşuyorduk, derken arkadaşlardan biri şöyle gedi.
“Bir gün üstadın huzurunda konuşuyorduk. Üstat, bana dönerek ‘sende bir şey söyle’ dedi. Ben, ‘Aslında söyleyecek bir sözüm yok fakat müsaade ederseniz ecdadımdan aklımda kalan bir hadis var onu nakletmek istiyorum’ dedim. Üstat ‘buyur’ dedi.Ben, şu hadisi zikrettim. Hz Peygamber (s.a.a) buyuruyor: “Amellerini ihlas üzere yapın, zira amellerinizi hesaba çekecek olan (Allah) çok dakiktir.”
Ben bu hadisi okurken üstadın gözlerinden yaşlar akmaya başladı ve şöyle dedi “Gerçekten de bizim amellerimiz ihlasla olmazsa o gün (kıyamette) ne yaparız?”Bu olaydan sonra üstat ne zaman beni görse bu hadisi bana zikrederdi.”
2- Başkalarının Hakkına Saygı DuymakMümin kardeşinin haklarına riayet etmeko kadar çok önemlidir ki bu konuda İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:“Müminin saygınlığı Kâbe’nin saygınlığından üstündür.”
Ayetullah Burucerdi, başkalarının haklarına o kadar çok riayet ederdi ki tek bir Müslümanın hakkının bile zayi olmasına asla müsaade etmezdi. Eğer bir örnek verecek olur isek, Ayetullah Burucerdi, derslerinde bazen arkadaşlarının yapmış oldukları yersiz itirazlara karşı biraz sinirleniyordu. Elbette bu sinir üstadı günaha sürükleyecek tarzdan değildi. Ayetullah Burucerdi, dersten sonra incitmiş olduğu düşüncesiyle o arkadaşımızı çağırır ve kendisinden özür dileyerek onun kalbini kazanırdı.
Kısacası karşı tarafın gönül rızasını almadan özür dilemekten vaz geçmezdi. Hatta Ayetullah Burucerdi’nin bu hareketine istinaden öğrenciler arasında şu söz bir anı olarak kaldı: “Ayetullah Burucerdi’nin siniri bizim bereket kaynağımız oldu.”
Bazen özür dilemekle yetinmeyip bir sonraki gün tedris için minber üzerine çıktığında tüm öğrenciler önünde kırdığı insandan özür dilerdi. Hâlbuki bu durum öğrenci ve öğretmen arasında uygulanan daha önce uygulanmamış bir metottu. Zira öğrenci ve öğretmen ilişkisi bir baba ve oğul ilişkisi babındandır. Nasıl ki babanın evladına kızması onun iyiliği içinse, öğretmenin öğrencisine kızması da aynı nedenledir.
Tüm bunlar o büyük şahsiyetin başkalarının hakkına ne kadar çok önem verdiğinin göstergesidir. Zira (Allah korusun) bir Müslümanın saygınlığını korumamak Allah’ın çizdiği hudutların dışına çıkmak anlamına gelir ve üstat, bunlardan beridir.
İnanılmaz Azmiİnsan, çıkmış olduğu yolculukta ancak azim ve gayretle attığı kararlı adımlarla hedefe ulaşabilir. Kur’an’ı Kerim’in tabiriyle hidayet üzere zafere ulaşmak için iki şey gereklidir, cihat (mücadele) ve ihlas.“Ve Biz, bizim uğrumuzda (nefisleri ile ve Allah’ın düşmanları ile) cihat edenleri, mutlaka yollarımıza (Sıratı Müstakim’e) hidayet ederiz…” (Ankebut 69)
Ayetullah Burucerdi’nin içtihadı, tüm İslam ümmetini kapsayan bir özelliğe sahipti. Zira üstadın yaşadığı dönemde onla denk olanların hepsi vefat etmişti. Ayetullah Burucedi, kendi döneminin tek taklit merciiydi. Bu nedenle karşılaştıkları sorunlar ve sıkıntılar bir hayli fazlaydı. Tüm bu sıkıntı ve zorluklara rağmen derslerini aksatmaz ve tatil etmezdi. Yine derse ön hazırlık yapmadan girmezdi.
Mütalaaya Olan DüşkünlüğüAyetullah Burucerdi’nin şöyle dediği nakledilir:“Ben mütalaa etmekten yorulmuyorum. Beni yorgunluğum diğer işlerin yoğunluğundandır. Hatta ben yorgunluğumu mütalaa ederek atarım.”Bazen belirli saatlerde kendini evini veya odasını kilitleyerek kimsenin mütalaa etmesine engel olmasını istemiyordu.
Yine üstadın şöyle buyurduğu nakledilir:“Gençlik yıllarımda bazen kendimi mütalaaya öyle kaptırıyordum ki müezzinin ezan okumasıyla sabahın olduğunun farkına varıyordum.”
Ayetullah Burucerdi’ye yakın olanların nakil ettiklerine göre; üstat genellikle gece yarısından sonra uyanır, vaktini mütalaa ve ibadet ayırırdı. Bu, üstadın ömrünün sonuna kadar böyle devam etti.
Tatlı Bir HatıraSizlere kendi yaşadığım bir hatırayı anlatmak istiyorum.
Gençlik yıllarımda “Hakkın Cilvesi” adlı ilk kitabımı yazmıştım. Bu kitabın içeriği tasavvuf ilminin hataları ile ilgiliydi. Yazmış olduğum kitabı okuması için Ayetullah Burucerdi’ye gönderdim. Birkaç gün sonra üstat beni yanına çağırttı. Üstadın huzuruna vardığımda bana “kitabını başından sonuna kadar okudum” dedi. Daha sonra beni teşvik etmek için bir cümle kullandı. Fakat o cümleyi burada sizlerle paylaşmayacağım. Ama söylediği teşvik cümlesinden ziyade “kitabını baştan sona kadar okudum” demesi beni şaşırtmıştı. Zira yaşlı bir insanın onca işi arasında zaman ayırıp genç ve yeni bir öğrencinin kitabını baştan sona kadar okuması beni çok etkilemişti.
3- Sabır ve TahammülHz Ali (a.s) şöyle buyuruyor:“Yöneticilerin vasıflarından biri göğsünün geniş (sabırlı) olmasıdır.”
 Ayetullah Burucerdi, çok sabırlı ve basiretli bir kişiliğe sahipti. Hatta bu özelliği ilmi konularda daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyordu.
Üstat, derste tüm öğrencilerin sözlerini dikkatle dinler, soru ve eleştirilerine taassuba kaçmadan delillerle cevap verirdi. Ayetullah Burucerdi, bazı üstatların yaptığı gibi zayıf olan görüşleri dikkate almadan geçiştirmez aksine zayıf görüşleri bile ciddiye alıp söz konusu görüşün neden zayıf olduğunu delillerle ortaya koyuyordu. Öyle ki birçok öğrencisi sunulan deliller karşısında üstadın asıl görüşünün ne olduğunu çözmekte zorlanırdı.
Üstat, çoğu zaman öğrencilerin kendilerini geliştirmeleri için naklettiği görüşlerden hangisini kabul ettiği söylemezdi. Hiç unutmuyorum üstat, bir dersinde kendi görüşü için deliller sunuyor bazı öğrenciler ise onun görüşlerine karşı itiraz ediyorlar. Üstat, bu durum karşısında bile büyük bir sabır ve metanet örneği göstererek “Ben kendi delillerimi sundum. Başkalarına bu delilleri dayatmak veya zorla kabul ettirmek gibi bir gayem yok” derdi.  4- Öğrenci Yetiştirme SevgisiAyetullah Burucerdi’nin öğrenci yetiştirmeye karşı özel bir ilgi ve alakası vardı. Çeşitli vesileler, maddi ve manevi teşvikler ile öğrenci yetiştiriyordu. Bunun kendisi üstadın ilim ve fazilete ne kadar önem verdiğini gösteren açık bir örnektir. Hatta bazen genç ve yeni bir öğrencinin yapmış olduğu küçük bir ilmi çalışma için o kadar büyük teşviklerde bulunuyordu ki sanırsınız ki o genç öğrenci eşsiz bir başarıya imza atmıştı.
Üstat, öğrenci yetiştirirken ahlaki konulara çok dikkat ederdi. Bazen ahlak üstadı merhum Hacı Mirza Ali Şirazi’yi İsfahan’dan davet ederek Kum İlim Havzasındaki öğrencilerin ahlaki konuları o büyük üstattan öğrenmelerini sağlardı.

5- Benzersiz Bir CömertlikCömertlik, Peygamberlerin ve Ehlibeyt İmamlarının siresi olup, dinin ilkeleri arasında yer alır. Nebevi hadislerde zikir edildiğine göre, “Cömertlik Allah’ın yaratmış olduğu en yüce erdemlerdendir.”
Üstat, çok cömert ve eli açık bir kişiliğe sahipti. Hassas dönemlerde ihtiyaç sahibi insanlara özellikle yardım ederdi. Anlattıklarına göre, üstadınAyetullah Buruceri’ye memleketi olan Burucerd’te kaldığı dönemlerde babasından miras olarak bir arazi kalmıştı. Bu arazinin bir kısmını satarak,  fakirlere halka vermişti. Bu yardımları yaparken de İmam Hasan’’n (a.s) sünnetini uygulamıştır. (Yani yaptığı yardımlar, borç vermek babında değil karşılıksızdı.)“Biz (Ehlibeyt) verdiğimiz parayı geri almayız.”Onun cömertliği hakkında insanı hayrete düşüren durumlarında biri de eğer üstadın parası yanlışlıkla da olsa birinin eline geçerse onu geri almamasıydı.
Şöyle anlatılır:Üstat, Burucerd’te yaşadığı dönemde kendine ait mülklerden birini sattığı esnada ihtiyaç sahibi birisi üstadın yanına gelmiş. Üstat, almış olduğu paranın bir miktarını elindeki zarftan çıkarıp ihtiyaç sahibine vermek için başka bir zarfa bırakmış ama bir vesile ile zarflar karışmış. İhtiyaç sahibi olan kişi üstadın yanından ayrıldıktan sonra zarfı açtığında içindeki miktardan dolayı bir yanlışlık olduğunu anlıyor ve parayı geri getiriyor. Zarfı üstada takdim ettiğinde üstat kabul etmeyerek şöyle buyuruyor: “Biz, verdiğimiz parayı geri almayız.”
Yine bir gün üstat evinin önünde oturmuştu. Şahsın biri üstadın yanına gelerek elindeki bir miktar parayı “sanırım humus veya imam hakkıydı” üstada takdim ediyor. O esnada şiddetli rüzgâr paraları sağa sola savurmuş. Orada bulunan öğrenciler paraları toplayarak üstada takdim ediyorlar fakat üstat kabul etmeyerek şöyle diyor “Almıyorum çünkü paralar gerçek sahiplerine ulaşmıştır.”
6-  Disiplinli OlmakAdaletli ve düzene uygun yaşamak, Allah’ın rab sıfatının kilididir. Hz Ali (a.s) iftiharlık yaşantısında evlatlarına ve dostlarına şöyle buyuruyor:“Size takvalı olmayı, Allah’tan sakınmayı ve disiplinli olmayı tavsiye ediyorum.”
Ayetullah Burucerdi’nin şahsi görüşüne göre ilim havzaları her açıdan nizami ve disiplinli olmalıdır. Bundan dolayı bazı âlimleri disiplin muhafızları olarak atayarak öğrencilerin davranış ve ahlaki sorumlulukları hakkında bilgiler alıyordu. Eğer bir öğrenci hata veya yanlış bir iş yapmışsa ilk önce tavsiye ve nasihatler ile yapmış olduğu hatalardan geri dönmesini sağlıyordu. Ama tavsiye ve nasihatlerin öğrenci üzerinde faydalı olmadığını hissettiği an onu havzadan uzaklaştırıyordu. Bunun nedeni havzanın düzeninin korunması ve havzaya leke getirecek yersiz ve ahlak dışı hareketlerin önünün alınmasıydı.
Üstat, işlerin yoğun olması nedeniyle bazen rahatsızlanırdı buna rağmen yeni eğitim ve öğretim yılının başladığı dönemde tedrislerine devam edip, Kum İlim Havzasının derslere başlamasını sağlıyordu.Üstat, sadece derslerde değil hatta evinde veya dışarıda bile giydiği elbiselere özen gösterir tertipli bir şekilde yaşamını sürdürürdü.
7- Ruhaniyeti KorumakKur’an’ı Kerim izzetin sadece Allah’a, Peygambere ve müminlere ait olduğunu buyurur. Bu nedenle mümin insanın Allah’ın bahşettiği izzeti başka bir şey ile değiştirmeye veya takas etmeye hakkı yoktur. (Münafıkun – 8)
Ayetullah Burucerdi’nin düşüncesine göre âlim her zaman dik durmalı ve izzet sahibi olmalıdır. Hiçbir zaman zillete boyun eğmemeli, ağa babaların zenginlikleri karşısında ram olmamalı ve ne kendi şahsiyetinden ne de dini değerlerden taviz vermemelidir.
Ayetullah Burucerdi kendisine vucuhat (humus, zekât veya imam hakkı) olarak bir miktar para getiren zengin birisinin verdiği parayla kendisine minnet bırakmaya kalktığını görseydi o parayı kabul etmezdi.  

8- Alimlik Vasıflarının Korunması İçin Mücadeleİslam âlimlerinin ve özellikle içtihat makamı sahibi olanların en büyük afetlerinden birisi insanların rızasını celp etmeye çalışması ve bir âlimden ziyade sıradan bir insan gibi yaşamasıdır.
Halkın yönetimini üstlenenler veya onlara kanaat önderi olanlar sıradan insanlar gibi hareket etmemeli ve kendi vazifesini en iyi şekilde yerine getirmelidir. Zira normal bir insan gibi yaşamayı tercih ederler Allah’ın kendilerine sunmuş olduğu ilahi makamları kaybetmeye mahkûmdurlar.
Enbiya ve Peygamberler yaşamları boyunca yanlış yaşam tarzları ile mücadele etmiş ve doğru olmayan işlerin ilahi sünnet olarak algılanmasına karşı çaba sarf etmiştir. Ayetullah Burucerdi de son nefesine kadar halkın rızasını kazanacak işlerden hep uzak durmuş, hiçbir zaman insanların gönlü hoş olsun diye yaşamamıştır.

Üstat İnsanların İsteklerinin Değil, Halkın ÖnderiydiAyetullah Burucerdi, insanların nefsi isteklerinin lideri değildi. Aksine halk için bir kanaat önderi ve yol göstericiydi. Üstadın bu alanda hepsini burada anlatmaya güç yetiremeyeceğimiz kadar birçok çalışması vardır. Sadece şunu örnek vermek isterim ki, İmam Hüseyin (a.s) için düzenlenen matem programlarında bazen halk tarafından taşkınlık denebilecek yanlış uygulamalar gördüğünde üstat itiraz eder, hataları düzeltirdi. Hatta bazen halk üstada itiraz edip saygısızlık bile yapıyordu. Öyle ki halk, üstadın uyarılarına karşı kendilerini şöyle savunurdu; “Biz yılın 364 günü sana taklit ediyoruz fakat bugün (Aşura Günü) sana taklit etmiyoruz.”

9- Zahiri ve Batini Temizlik:Temizlik, imanın simgesi, sevginin anahtarı ve kişinin şahsiyetidir. Ayetullah Burucerdi, nezafet ve temizlik konularına karşı oldukça hassas davranırdı. Hatta ömrünün son zamanlarını hep yatakta geçirmesine rağmen zahiri beden temizliğine o kadar çok önem gösteriyordu ki, Üstadın tedavisi için Paris’ten davet edilen Profesör Muris, üstadı yatakta gördüğünde şöyle bir cümle kullanmıştı: “Şimdiye kadar hiçbir âlim beni böyle etkilememiştir.”
Üstadın dostlarından bazılarının nakil ettiklerine göre Prof. Muris gelmeden önce Üstat bir tarak istemiş ve saç ve sakallarını düzelterek şöyle buyurmuştu: “Müslümanların önderi ve rehberi temiz ve düzenli olmalıdır.”
10- Din ve Siyasetin Bir olduğuna İnanmakSiyaset insanlar arasında yaygın olan mananın aksine toplum içerisinde adaleti sağlamak, bireyin hukuk kuralları uyacağı ortam ve şartları temin etmek, Allah’ın her insan vermiş olduğu fıtri özgürlükleri korumak, her türlü tehlike ve saldırılardan uzak huzur ve emniyetle yoğrulmuş yaşam standardını yakalamak için çalışmaktır. Bu siyaset şekli aynı zamanda İlahi Elçilerin en büyük hedeflerindendi.
“Ve onlar ile beraber kitabı ve mizanı indirdik ki insanlar arasında adaletle hükmetsinler.” (Hadid 25)
Açıktır ki din siyasetle ilintili bir terim değil tam tersine din ve siyaset tek bir kavramdır. Her fakih olan toplumsal ve bireysel suçlarda ceza haddi uygularken veya cihat konusunda hüküm ya da fetva verirken otomatik olarak siyaset yapmıştır zaten. Din ile siyaseti ayrı iki kavram gibi algılayıp halka böyle aksettirenlerin bu yaklaşımı din hakkında fazla bilgi sahibi olmadıklarının göstergesidir. Ayetullah Burucerdi, derin ve basiretli bir bakış açısıyla dindar toplumların siyasetten ayrı olamayacağını en ince detaylarına kadar ispat etmiştir.

11- Müslümanların Vahdetine Olan HassasiyetiMüslümanların din düşmanları karşısında muzaffer olmasındaki en büyük etken İslami birliği tahsis etmeleri ve her türlü tefrikadan uzak durmalarıdır. Zira bölünmüşlük ve münakaşa beraberinde güçsüzlüğü getirir.

“Hep birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın.” (Al’i İmran 103)
Ayetullah Burucerdi’nin en büyük hedeflerinden biri de Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin oluşturulmasıydı. Özellikle İslam mezhepleri arasında birbirlerine karşı daha duyarlı ve anlayışlı olmaları gerektiğini vurgulardı.
Ayetullah Burucerdi, İslami Mezhepler Yakınlaştırma Kurumunun temellerini atarak, Mısır El ezher Üniversitesi ve Dar’ul Takrip başta olmak üzere okullar ve üniversiteler arasında fikir alışverişini her zaman teşvik etmiştir.
Üstat, Şeyh Ezher’in Şia müçtehitlerinin fetvalarını kendi fetvaları ile karşılaştırıp Şia âlimlerinin vermiş olduğu fetvayı onaylayarak fetva verdiğini söylemişti.
Merhum Allame Şeyh Muhammed Taki Kumi, İslami Mezhepler Yakınlaştırma Kurumun’da birçok çalışmalar başlatmış ve Üstadın yardımı ile Şeyh Muhammed Şeltut’un tarihi fetvayı vermesine vesile olmuştur.
İranlı âlimler ve Beyt-ül Mukaddes’te yaşayan âlimlerden oluşan bir heyetin Arap ülkelerine gerçekleştirdiği yolculukta Şeyh Ezher ve Üstat Şeltut ile yapılan görüşmelerin tamamı Ayetullah Burucerdi’ye rapor olarak takdim edildi.
Raporu okuyan Ayetullah Burucerdi şöyle dedi: “Bir gün gelecek Müslümanlar arasındaki bu yakınlaşma ve birlikte çalışma azmi İslami vahdet ve birliği oluşturacaktır.”
Evet! İslami Vahdet üstadın en büyük arzularından biriydi.

 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :