Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 73914
Yayın Tarihi : 4/30/2015 5:01:06 PM
تعداد مشاهدات : 494

İslamı Tanıma 142 (İslam ve İnsan Hakları 18)

İslamın insan için öngördüğü tüm hakların başında hayat hakkının geldiği herkesçe malum ve gün ışığı gibi açık ve aşikar. Sahip olduğu saygınlık ve kutsallıktan dolayı hiç bir insana başkasının hayatına kast etmesi veya hayatına son vermesi hakkı tanınmamış ve yetkisi verilmemiştir.
 
Tarih: 17.04.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani
 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.

İnsan  hakları  evrensel beyannamesini   ele  alıp  incelerken üçüncü  maddeye  varmıştık. Bu  maddede  şöyle  denilmektedir.  “Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.”

Bu  maddede   dikkatler  üç  hakka çekilmektedir bu cümleden, hayat, özgürlük ve  kişisel  emniyyet  hakkı.  Yüseysel  bir  yaklaşımla   hiç  bir  kimsenin bu  hakların  varlığı ve  gerekliliğine  itiraz  etmiyeceği kesindir. Bu  meyanda  bu  üç  hakkın   İslam  dininde   ve  öğretilerinde de  resmen  tanındığını  hatırlatmak  gerek. Tabiki  hayat  hakkı  dediğimizde  nasıl  bir  hayattan  bahsediyoruz veya  nasıl  bir  hayat kastediyoruz? Bu  oldukça  önemli olan  bir  husustur.  Bu husus  oldukça  önemlidir. Maddi  hayat mı?  Manevi hayat mı? Her  ikis  mi? Örneğin  bir  çok  kimsenin  hayat  hakkını   onları  öldürerek  yok eden  katil ve  cani  bir  kimse   hayat   hakkına  sahip  olabilir mi? Eğer  böylesi  bir   cani   hayat  hakkına sahip  olacaksa  bunun  delil ve  gerekçesi  nedir?


 

İslamın  insan  için  öngördüğü  tüm  hakların  başında  hayat  hakkının geldiği   herkesçe  malum ve  gün ışığı   gibi açık ve aşikar.  Sahip  olduğu  saygınlık ve  kutsallıktan  dolayı  hiç  bir  insana  başkasının  hayatına  kast  etmesi veya  hayatına  son  vermesi  hakkı  tanınmamış  ve  yetkisi  verilmemiştir.  Bu  hak  o  kadar   ulvi ve  önemlidir  ki  bir  insanın  maddi  hayatına  son vermek   bütün  insanlığın hayatına son  vermek  şeklinde  telakki edilmiştir.  “Bir  cana  karşılık  olmadan veya    yeryüzünde  bozgunculuk  yapmak  için bir  insanı  öldüren  sanki  bütün insanları  öldürmüştür.” 
 
Bu ayeti  kerimede  çok  önemli   bir hususa  işaret   edilmiştir. Eğer  bir  insan    kasıtlı  olarak  başka  birisinin  hayatına  kastedip  onu  öldürürse veya  insanlığa  karşı  büyük  bir  cinayet  işlerse  ve  insanların  manevi  haklarının  çiğnenmesi ve  zayi  olmasına  sebebiyet  verirse.  Örneğin   uyuşturucu  maddelerle insanları   uyuşturucu alışkanlığına  mübtela  kılsa veya  toplumda  korku ve  dehşet  şebekeleri oluşturup  insanların    huzur ve  asayışını  mahvetseler veya insanları terör ve  cinayetlerle  öldürseler.  Bu  tür  büyük  cinayetler ve  suçlar  işleyenlere ve  yüzlerce  binlerce  kişinin   maddi  manevi  hayatını  harap  eden  canilere  karşı ne yapmak  lazım ve  onların   sebep  olduğu  maddi ve  manevi  zarar  ve  kayıpları  nasıl  telafi etmek  gerek?



Her  ne  kadar  bu  tür   caniler  için  de  hayat  hakkını  savunan ve  bu  sloganı  dillendiren  insanlar  olabilir. Ancak  her  ne bahane ve  mantıkla  olursa  olsun  bu  tür  iddiaların  akli ve  mantıki  savunması  olmaz.    Tabiki  dünyanın akil  insanları ve  düşünen kafaları da    bunca  cinayet  işleyen    ve suçsuz  insanları  öldüren   kimselerin  bir  kaç  sene   cezaevinde  yatarak  cezalandırılmasının   yeterli olacağını  ve   böylece  cinayetlerinin  cezasını  görmüş  olacaklarını  kabul etmezler. Tabiki   ceza  kanunlarını  tedvin edenler  arasında  bu  konuda  görüş   farklılıkları  mevcut   bulunmaktadır. İlgili  kanuni  düzenlemelerde insanların  maddi ve  manevi  tüm  haklarının  nazarı  itibara  alınması  gerek. Bu  tür  cinayetler ve   öldürmelerin  bırakacağı  telafisi  zor  hasar ve  kayıbı daha  köklü ve  derin  bir   şekilde  ele alıp   önleyici  kanunların  tedvini  için  üzerinde  kafa  yormak  gerek.
 
Her    halukarda  bu  tür fasid,  cani ve  tehlikeli  insanların  nasıl ve  ne  şekilde  cezalandırılması  gerektiği  konusunda  bir  çok  soru  mevcut  bulunmaktadır.  Bu  soruların    ilmi ve    gerçekçi  bir şekilde  ele  alınması lazım. Bu soruları  görmezlikten  gelemeyiz. Kendilerine   insan  bile  denmeyecek ve  her  yönüyle  insanlığı  fesada  götüren,  huzursuzluk  yaratan ve  beşeri  toplumun asayış ve  güvenliğini  tehdit eden bu  insanların  hakkıyla    cezalandırılması  gerektır ki,  başkaları  bundan  ibret  alıp  suçsuz  insanların  en  üstün  hakkı  olan  hayat  hakkına  kastetmesinler.  Öte  yandan  ahlaki ve  manevi  olarak  toplumun  huzur   ve  güvenliğini  tehdid  ederek insanların  manevi  hayatına     kastedenlerin  tahdit ve  tehlikeleri de ciddiye  alınmalıdır. Çünkü  manevi  kriz  beraberinde   kimlik krizini  getirir  bu  kriz  neticesinde de  bir  çok  çeşt  ruhi  hastalıklar  depresyonlar  şekillenir.  Kur’an açısından  manevi ve  ruhi  krizler  veya   cehalet  neticesinde  kendini  kaybetmiş  olan toplumlar  ve  insanlar  ölü  insanlar  hükmündedirler.  “ Ölüydünüz  Allah sizleri  ihya  etti”   Bu ayeti  kerimede  hem   ölümden  sonraki  hayat ve  hem de  manevi  hayata  dikkatler  çekilmiştir.

Dolayısıyla Kur’an açısından gerek  kişinin kendisi veya  başkaları  tarafından  maddi veya  manevi  hayatına  kastedilmesi ve  yok edilmesi    yasaktır.  Çünkü  hayat  Allah tarafından insana  bağışlanmıştır. Binaen aleyh  insani   bir   vazife  olarak  hayat  hakkının korunması  her kes  için  bir   vazifedir. Dolayısıyla hayata  hiç  bir  şekilde  zarar  vermemek  gerek. Bundan  dolayıdır ki  İslam    intiharın  haram oluşu  üzerinde  önemle  durmaktadır. Şartlar  ne olursa  olsun   kişinin intiharla  hayatına  son  vermesi   tesvib edilemez.

Allah (c.c)’ın  İsrail  oğullarıyla  olan misakının  önemli  şartlarından   biri, haksız  yere  kanın  dökülmemesi  hakkındadır.  “Hatırlarsanız  birbirinizin  kanını  dökmemek ve   birbirinizi  yerinizden  ve  yurdunuzdan etmemeniz  için  sizden bir  misak (taahhut)  almıştık.”

Tabiki   bu  sözleşme  yalnızca İsrail oğullarıyla  sınırlı  değildir.  Tüm  semavi  şeriatlerde bu  hüküm  mevcut  bulunmaktadır.  Öldürmek  dahil  bir  çok  büyük  günah ve   suçları Allah  Kur’anı  Kerimde En’am  suresi  151 ayeti  kerimede  Peygamberi  Ekreme  şu  şekilde  beyan buyurmaktadır. 

“ De  ki: “ Gelin Rabbinizin size  haram  kıldığı  şeyleri  söyliyeyim: Allaha   hiç  bir  şeyi  ortak  koşmayın, baba ve  anneye  iyilikte  bulunun, çocuklarınızı yoksulluk yüzünden öldürmeyin,  size de  onlara da  biz rızık  veriyoruz, kötülüklerin  açığına da  gizlisine de  yaklaşmayın ve  hak olan durum  mustesna, Allah’ın  haram  kıldığı  nefsi  öldürmeyin. İşte düşünüp anlayasınız diye Allah  bunları size  tavsiye etti..”


 Ayrıca diğer  bazı  ayetlerde ise   kasıtlı  olarak  başkalarının  canına  kıyan  insanlar  şiddetli  bir  azab  ile  tehdit  olunmaktalar. Allah’ın  va’di  kesinlikle  gerçekleşecektir. “ Kasıtlı  olarak bir  mümini öldürenin  cezası  cehennemdir orada  kalacaktır, Allah  ona  gazap etmiştir,  onu  lanetlemiş ve  ona  büyük  bir  azab  hazırlamıştır.”

Buna   binaen  Kur’an açısından  insanların maddi ve  manevi hayatlarına  son  vermenin  cezası  oldukça  büyüktür.  Çünkü   İslam insan   hayatını   savunmaktadır. Bunun için  insan  hayatına  kastedenler  için  hem  dünya  ve  hem de  ahirette ceza ve azab  öngörülmüştür. İnsanlığın  düşünür ve akilleri de insanların  maddi ve  manevi  hayatlarına  ciddi  bir  şekilde  saygı  gösterilmesi ve  korunması  için  tüm  imkan ve  mueyyidelerin seferber  edilmesi  konusunda  hemfikirdirler.
 
Vesselamu  aleykum wa  rahmatullahı  wa  barakatuhu.
 





 

 

 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :