Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 69092
Yayın Tarihi : 2/21/2015 6:01:37 PM
تعداد مشاهدات : 448

İslamı Tanıma 135 (İslam ve İnsan Hakları 11)

Günümüzde ahlak ve maneviyat hakkında konuşan ve bu hususun önemini vurgulayan bir çok bilim adamı vardır. Ayrıca insan haklarının farklı alanlarıyla, vatandaşlık hakları hakkında da bir çok çeşit kanun tedvin edilip yürülüğe konmuştur.

Tarih: 23.01.2015
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.


Günümüzde ahlak ve  maneviyat hakkında konuşan ve   bu hususun  önemini  vurgulayan  bir çok  bilim adamı  vardır.  Ayrıca  insan  haklarının farklı alanlarıyla,  vatandaşlık  hakları  hakkında da  bir  çok  çeşit  kanun  tedvin edilip  yürülüğe  konmuştur.  Tabiki  bu  arada insan  hakları  evrensel   beyannamesiyle  kadın  hakları,  çevre  sağlığı, çocuk  hakları, kitle  imha  silahlarının  üretim  ve  kullanımının ve  bilhassa  atom  silahlarının  yasağı  ile  ilgili  bir  çok  çeşit  konvensiyon mevcut  bulunmaktadır. Bütün  bu  kanun ve   konvansiyonların asıl  amacı  insanların    barış ve  güven  içerisinde yaşamalarını ve   farklı  kültür.  din ve  renklere  sahip  olmalarına  rağmen  insanlara barışçıl  bir  yaşam,  dostluk ve  sevgi  ruhunu  yaşatmaktır.

Bununla  birlikte  günümüzde  insanların  açlık ve  yoksulluktan  dolayı   nasıl  ölmekte  olduklarına  ve  insanların  büyük  bir  kısmının  fakirlik  sınırının altında yaşadıklarına  ve  temel  yaşam  ihtiyaçlarını  temin etmekten  aciz   olduklarına  tanık   tanık  olmaktayız.  Adalet, maneviyat, akılcılık, sosyal dayanışma ve  insan  onuru  gibi   slogaların  sürekli  olarak  dillendirilmesine  rağmen servet ve  güç  dağılımda  bir  eşitlik ve adalet  söz  konusu  değildir. Öte  yandan  farklı   isimler ve  başlıklar  altında  zulüm  ve  diktatörlük dünyanın bir  çok  yerinde  yaşamın  esef  verici    bir   gerçeği ve  parçası   halini  almıştır.  İnsan  onuru ve haysiyeti   bu  vesilesiyle  ciddi  yaralar  almaktadır.


Din adamları ve  kanaat  önderleri  insanlığın  bu acı  durumu  hakkında  sürekli,   konuşmuş ve  konuşmaya devam  etmekteler.  Toplumda baş  gösteren  insan hakları  ihlallerinin  önlenmesi    ve  adaletin  temini  için  dünyada  bir  çok  konferansın  düzenlenmiş  olmasına  rağmen  insan  haklarında  bir  düzelme  görülmediği  gibi    toplumsal  sınıflar arasındaki  gediğinse   daha  da   büyümekte   olduğunu  görmekteyiz.  Zenginlik ve  güç  dağılımında  adalettten  hiç  bir  eser  yok. İnsanlık  camiasını  bu  acı ve  dramatik   proplemlerin  gırdabından  kurtarmak  için  ilgili  çevre ve  kurumların  ciddi  bir  şekilde  bir  çözüm  yolu  bulmak  için  çaba  göstermek  lazım.  Bu  gün  insanlık  bir  yandan  her  zamandan  daha  fazla  güvenlik ve   barışa  ihtiyaç   duyarken,  öte  yandan     insanlık daha  ciddi  tehlikelerin  tehdidi  altında  bulunmaktadır.   Dolayısıyla  her   zamandan  daha  fazla  manevi ve  ahlaki  değerlere  ihtiyaç  vardır. Buna  binaendir  ki  Hans  Küng  gibi  bazı  batılı  düşünürler,  Dünya  ahlakı  tezini  gündeme getirmişlerdir.  Bu  düşünürler  fakirlik,  zulüm, diktatörlük, servet ve  güç   dağılımdaki  adaletzilik yüzünden  insanlık  camaisının  ciddi   bir  krizle  karşı  karıya   bulunduğuna  inanmaktalar.  Formel (resmiyette)  olarak  farklı alanlarda   hukuki  düzenlemelerin  varlığına  rağmen  her  geçen  gün  insanların hukuki  durum  dahada  kötüleşmektedir. Asıl  ciddi  sorun bu  kanunların  uygulamasında  yatmaktadır. Kanunun  uygulanması  belki de  kanunun   kendisinden  daha  fazla  önemlidir.


Müşterek  dünya ahlakı  teziyle,   farklı  din ve  kültürlere  mensup  olan  tüm  dünya  insanlarını  birbirine  yakınlaştırıp   barıştırmak  lazım. Tabiki  böylesi  bir   barışı ve  dünya  yaşamının  geleceğini  teminat  altına  almak  için, dinler  arası  barışı  sağlamak  lazım.  Bu  barış  ta dinler  arası   diyalog ve  dini  önderlere ve  kutsallara  ve   farklı  dinlerin  mensupları  karşı  saygı  göstermekle  ancak  mümkün  olabilir.  


Dinlerin  kutsalları,  önderleri ve  mensuplarına  her  ne bahane veya adla  olursa  olsun, saygısızlık  ve  hakaret  yapılması  veya  alay edilmesi  kabul  edilemez.  İnancı  ne  olursa  olsun  insana  saygı  göstermek ve  onurunu  teminat altına  almak  gerek.  Siyaseti  ahlaka  kenetleyip ve  onunla  birleştirerek  dünyanın  bütün  liderlerini  temel  insani  değerler  üzerine  inşa  edilmiş  olan bir  ahlaki  doktirine   davet  etmek   lazım.   Hans   Küng  dünya  ahlakı   doktirininde  iki  temel esas  üzerinde  durmaktadır. Yeni  dünya  düzeni   ahlaki  temeller  üzerine   inşa  edilmeli  ve  her  insana    dini ve   düşüncesine  bakmadan  insan  olarak davranmayı  bir  temel esas  olarak  tüm insanlara  kabul ettirmeli. Buna  ilaveten her  kese  yaşam  umudu   kazandırmak,   geleceğe  dair  bir perspektiv  sunmak,  insanları  içten   inşa  edip  insanları  başkalarına  ahlaklı ve saygılı  davranmaya çağırmak  gerek.  İnsanlar  hayatları  boyunca  şu  altın  kanuna  yani  “Kendin  için  istediğini  başkalarına   iste  ve  kendin  için  istemediğini  başkalarına  isteme“

 İmam  Ali  hazretlerinin  ifadesiyle:
“Ey oğlum! Nefsini  kendinle  başkaları arasında tartı  haline  getir; Kendin  için sevdiğin  şeyleri  başkaları  için de  sev, kendin  için kerih (iğrenç) gördüğün  şeyleri  başkaları  için de  kerih  gör. Zulme  uğramayı  sevmediğin  gibi, kimseyede  zulmetme. Nasıl sana  iyi  davranmalarını  istersen, sen de  iyi  davran. Başkalarında  çirkin  gördüğün    şeyi, kendin  için de  çirkin  gör. Onlar  yaptıklarıyla  seni  hoşnut  ettikleri  gibi,  sen de onları   razı  et.“

 

Bu  temel prensiplerin  altında  şiddet  kullanılmaması ve  diğerlerinin  hayat   hakkına  saygılı  olma  felsefesi  yatmaktadır.  Yaşam  hakkı  insanlık  bireylerinin en  temel  hakkıdır ve  bu  hakkın  hiç  bir  şekilde  çiğnenmemesi veya  alınmaması  gerek.

Çatışmalar ve  ihtilaflar, şiddet ve  saldırganlığa  baş  vurmadan adilane  bir  şekilde halledilmeli. Her  sorunu    askeri  operasyonla   halletmeye   kalkışmak yanlıştır.  Siyasi  gücü  elinde  bulunduranlar adalet  çerçevesinde  hareket   etmeli  ve   sorunların  hallinde  barışçıl  yönetemlere  baş  vurmalıdırlar. Aile  terbiyesi ve  yaşamında da  çocuklara  sorunların  şiddetle ve  kaba  güçle   halledilmesinin  doğru  bir  metot  olmadığı  öğretilmelidir. İnsanlara, yaşam  çevresi ve  çevre  sağlığının  korunması  için  gösterilen   çabaların  ciddi ve   güvenilir  olduğunu  öğretmek ve  bu  hususta    inandırıcı   olmak gerek. İnsanların  tümü  hava, su  ve  toprak  gibi  tabii  kaynakları  adilane  kullanma  hakkına sahip  olmalıdırlar.  Şu  hususun üzerinde de   durmak  gerekir, dini,  rengi,  ırkı ve  kültürü  ne  olursa  olsun, insanlara  yardım  yapılmalı.  Azınlık  hakları  günümüzde  bir  çok  ülkede çiğnenmektedir.  Azınlık  haklarına  saygılı  davranmak  aslında   insan  haklarının  önemli  bir  kısmını  oluşturmaktadır.

Dünya   ahlakının  bir  diğer  temel ilkesi  ise  dayanışmayı esas  edinen  bir    ana  kültüre, adilane   ekonomik  sisteme, dürüst  bir  yaşam  tarzına ve  kadın erkek  eşitliğine  bağlılık  göstermek.

Bu  ilkelerin  uygulanması  için  insanların  vicdan ve  bilinçlerinin  değişmesi ve  herkese  insan  haysiyet ve   onurunun  üstün  bir  değerinin  olduğunun  öğretilmesi  lazım. Tüm  insanlara  sorumluluk  taşıma   bilinci kazandırılmalı, Fedakarlık ve  özveride  bulunmanın  önemi, başkalarının dertlerini  paylaşma ve    onlarla  iyi ve  kötü   günde dayanışma  duygusunun  canlandırılması   lazım.

İnsan   bu  ilkelere  dikkatle insanlar  arasındaki  ilişkilere  dikkatle  teveccüh ederse, Ahlak  ile  insan  hakları  arasındaki  ilişkinin  ne  kadar  özel  bir  önem taşıdığını  görecektir. Buna  binaendir  ki  Allah’ın  elçileri toplumun muslihleri  olarak  adlandırılmaktadır.  Onlar  her  yönüyle  toplumu  ıslah  etmekte ve  taşları  yerine  oturtmaktalar. Ahlakın toplumsal ve  bireysel  hayatta  ne  kadar  büyük  bir  önem  taşıdığını ve   ahlaklı  olunduğunda  topluma  ne  yararlar ve  faydalar  kazandırdığını  altını  çizmek  için  sevgili  peygamberimiz  şöyle   buyurmaktadır:

„Ben  ancak  insanlara  üstün ahlakı  tamamlamak  için  gönderildim.“

Dolayısıyla her  şey  ahlaki  olmalı,  ahlaki  bir  yaşam   dinin   en  temel  öğretisi  sayılmaktadır. Bir    başka  ifadesinde  ise  Sevgili  Peygamberimiz “Ben ancak  öğretmen  olarak  gönderildim“   Yani  insanlara    nasıl ahlaklı  yaşayabileceklerinin  yolunu  öğretmek  için  gönderildim.


Böylece insanlara   kitabı, hikmeti, arınıp  temizlenmeyi ve  ilahi  ayetleri   okumayı, Peygamberi  öğretilerin  temel   ögeleri olarak  tanımlayabiliriz.  Nitekim  Yüce  Mevla  Cuma  Suresinin  ilk  ayetlerinde  şöyle   buyurmaktadır.
“Okuma  ve  yazma  bilmeyenler  içinde,  kendilerinden olan ve  onlara ayetlerini  okuyan, onları  arındıran, kitap  ve  hikmeti  öğreten  bir  elçi  gönderen  odur. Oysa  onlar, bundan  önce  apaçık  bir  sapıklık  içindeydiler.“


Bazı  Kur’an  ayetlerinde  önce talimden( öğretmekten) ve   sonra   tezkiyeden bahsedilirken,  bu  ayette  önce  tezkiyeden  ve  sonra    kitap ve  hikmetin  taliminden  bahsedilmektedir.   Bu  ayette  nefis  tezkiyesine      öncelik   verilmesinin  sebebine  gelince, Aslında  nefis  tezkiyesi ve  arınması  her  şeyden  önceliklidir. Arınma  ve    temizlenme  olmadan   elde  edilen  bilgi  çoğu  zaman  insana  fayda    getirmemektedir.   Nefsi  temizlik ve  arınmaya   kavuşmak  için  islami  öğretileri  amelen  uygulamak  lazım.  İslami amelleri  uygulamak  için de  bunları  bilmek  lazım.  Bunun için  bazen  bilgi ve  bazende  tezkiyeye  öncelik  verilmektedir.

Konuya  daha  bir  açıklık kazandırmak  için   abdest  ile  namazı  örnek  olarak  verebiliriz.

Namaz  abdestten  önemliidir.  Ancak   abdest te  namaza  bir  hazırlık  olduğundan  dolayı   büyük  bir  önem  taşımakta ve  bir   vecibe  kılınmıştır.

Sonuç  olarak  şunu  söyleyebeliriz: Ahlak  insan  haklarının  uygulanması ve  bu  haklara  riayet edilmesinden çok  önemli  bir    rol  ifa etmektedir. Bunun için ahlakı, hukuki  kanunların  temel  dayanağı  olarak  görmek  lazım.  İnsani  temel  değerlerin uygulanmasınadan ahlak   hasıl  olur.  İnsanlar ahlaklı  olduklarında  başkaların   haklarına  saygı ve  riayet  konusunda da  azami  dikkat ve  özen  göstereceklerdir.


Vesselamu aleykum wa  rahmetullahi wa  berekatuhu
 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :