Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 66962
Yayın Tarihi : 1/23/2015 1:53:59 PM
تعداد مشاهدات : 237

İslamı Tanıma 132 (İslam ve İnsan Hakları 8)

Geçmiş hutbelerimizde insan haklarının teşrii (yasaması) ve sınrlarının belirlenmesinin salahiyetinin sadece Hakk Tealaya ait olduğunu söylemiştik. Allahtan başka hiç kimse insan hakları konusunda kapsayıcı ve kuşatıcı bir kanun koyamaz

 
 
Tarih: 26.12.14
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah Ramazani

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.
 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.
 
Geçmiş  hutbelerimizde  insan  haklarının teşrii (yasaması)  ve sınrlarının  belirlenmesinin  salahiyetinin   sadece  Hakk  Tealaya ait  olduğunu  söylemiştik. Allahtan  başka  hiç  kimse  insan  hakları  konusunda  kapsayıcı ve  kuşatıcı  bir  kanun    koyamaz. İnsan  haklarıyla  ilgili  kanunlarda  tüm   insanlar  arasındaki   müştereklerden  gaflet etmeme ve  bunları  ciddi  bir  şekilde  göz  önünde  bulundurmak  gerek.  Dolayısyla  ilahi  ayetlere  bir  göz  attığımızda   insanlar  arasındaki  fıtri  müşterekleri  dört  kategoride  ele  alabiliriz.  Insan fıtratı
1- Allah  arayışında ve O’nun ekseninde  olmak  ister.
2-Hayvan  ötesi  bir    yapıya  ve  özelliklere  haiz  bulunmaktadır.  Bu  bütün  insanlarda  mevcut   bulunmaktadır.
3-Fıtri eğilimler sonradan kazanılmaz,  insanın  zatında  mevcut  bulunmaktadır.
4- Fıtri  istek ve  eğilimler değişim  kabul etmez.
 
Konuyla  ilgili  olarak  Rum  suresi  30.  Ayeti  kerimede  Yüce  Mevla  şöyle  buyurmaktadır.
 
“ Yüzünü  hakka   yönelmiş  olarak  dine  çevir. Allah’ın, insanları  üzerine  yaratmış  olduğu  yaratışına(fıtrata), Allah’ın  yaratışında  bir  değişiklik olamaz. İşte  sağlam  din  budur.  Fakat  insanların  çoğu  bilmezler.” Rum 30
 
İnsanlar  arasındaki  müşterek    bu fıtri  boyut  eğer  hakkıyla  inkişaf ederse,  bütün  insanlar  huzur,  barış, asayış ve  güvenlik içerisinde yaşamış  olacaklardı. Bu  şu  demektir.  İnsanlar  kendi  fıtri  taleplerine  olumlu  cevap  verdikleri  sürece  sonuç  olarak fikri,  ahlaki ve  manevi  rüşd ve  tealiyi elde  etmiş  olacaklardır. Sonuç  olarak insanlık  toplumu, ilahi  değerler gereği  herkese insancıl   bir  yaklaşım  sergileyecek  bir  rüşd ve  tekamulü  yakalamış  olacaktır. Zira   hem  Hakk ve  hem de   Apaçık  Hakk Allahtır
“İşte bu,  Allah’ın    Hakk ve  O’nu  bırakıpta  yalvardıkları şeylerin batıl ve  Allah’ın   yüce ve  büyük  olmasındandır..”  Lokman 30
 
“İşte  o  gün, Allah  onların  hakettiği  cezayı tam olarak  onlara verir  ve Allah’ın apaçık  Hakk  olduğunu  bilirler.”  Nur  25.
Hakk  ondan  neşet etmekte.  Ondan kaynaklanmaktadır.
“Hakk  rabbindendir” Bakara 147 .
  Hak  Allahtan  olduğundan  ve  Onun  tarafından   sınırları  belirlendiğinde  her türlü  hata,  yanlış, sehv.  unutkanlık ve  butlandan  beri ve uzak olur.
 
Bu  meyanda  şöyle önemli  bir   soru  gündeme  gelmektedir. 1400  sene  önce  nazil  olan  Kur’anı  Kerim   günümüz  insanının,  insan  haklarıyla  ilgili   sorularına ve  taleplerine  nasıl   cevap  verebilir. Acaba  Kur’an  insanoğlunun insan haklarıyla  ilgili  tüm ihtiyaçlarına   cevap  verebilirmi?
 
Bu  sorunun  cevabında  şu  hususa  değinmek  gerek. İnsan  haklarından  söz  edildiğinde  dün  ile   bu  gün ve  yarınki  insan  arasında  bir   fark    mevzubahis   olamaz. İnsan  insandır ve  hakta  haktır. İnsanların  ortak  ihtiyaçları  yaratılışın  ilk  gününden   günümüze dek hep aynı  olmuştur ve aynı  kalmaya  da devam edecektir. İnsanların  birbirlerine  karşı  insanca  davranması,  kimseye   zulüm etmemesi,  kadınların ve erkeklerin  karşılıklı  olarak  birbirlerinin  haklarına  saygılı  davranıp   saygınlık ve hareminin  korunmasına   itinalı  davranması, akılcılık,  tefekkür  adalet, karşılıklı  samimi ve  dürüstçe  davranış,  bireysel  ve  toplumsal  ilişkilerde  ahlaki   kurallara  riayet edilmesi,  siyasete,  ekonomiye ve  hükümete  ahlakın  hakim  olması,  kadının  toplum  ve  ailedeki  hak  ve  saygınlığının  korunması, adalet alanında  hem  güç ve  hem de  servet   dağılımında  adilane  bir  davranış sergilenmesi ve  benzeri  sorunlar   yanlızca  dünkü  insanı veya  bu günkü  insanı  ilgilendirmiyor.Bunlar, yaratılışın  başından  sonuna  kadar  tüm   insanlık  birey ve  toplumlarını  ilgilendiren ve  her  birey ve  toplum  için  hayati  önem  taşıyan  hususlardır. Yani her  zaman  ve mekanda  insanları  ilgilendiren  hususlardır. Dolayısıyla  müslümanlar insan ve  onun  hukuki   konumuyla  ilgili  tüm  hususların Kur’anı  Kerimde mevcut  bulunduğuna inanmaktadır.  “Biz  her  şeyi açıklayan  Kitabı  sana tedrici  olarak  indirdik” Nahl  89
Rivayetlerde de  bu  hususa  işaret edilmiştir. Konuyla  ilgili  olarak  İmam  Sadık ( a.s)  şöyle   buyurmaktadır:
 “Şanı  Yüce  olan Allah  her  şeyin   beyanını Kur’anda  nazil  etmiştir. Allah kulların  ihtiyaç  duyduğu ve kulun  keşke  şu  hususta mevcut  bulunsaydı  diyemeceği  şekilde  her  şeyi  açıklamış ve  hiç  bir  şeyi  terk etmemiştir.”  (Kafi  c 1. s 59  rivayet 1)
 
İmam  Bakır  hazretlerinden   gelen  bir   başka  rivayette  şöyle  denilmektedir:
“ Allah  ümmetin  ihtiyaç  duyduğu  hiç  bir  şeyi  Kur’anı Kerimde  terk etmemiş.  Onu  peygamberine   açıklamış.  Her  şeyin  sınırını  belirlemiş ve  ona  delalet eden  bir  delil kılmıştır. Bu  sınırı  aşanlar  için de   bir  had  (sınır) koymuştur.”     (Kafi c 1.s 59  rivayet 2)
 
Bu  rivayetlere  göre  yaşamın  farklı  alanlarında  insanların  gerek  bireysel ve  gerekse  toplumsal alanlarda ihtiyaç  duydukları  hususlar  Kur’anda  zikredilmiştir.  Konuyla  ilgili  olarak  İmam  Sadık  Hazretlerinden  gelen  bir  diğer  rivayette  ise  şöyle  denilmektedir.
  “ Allah’ın  Kitabında  sizden  öncekilerin  ve sizden sonrakilerin  haberleri ve  aranızda  yargının  yapılması  için  gerekli hükümler   mevcut  bulunmaktadır ve biz  bunu biliyoruz.”  ( aynı  kaynak  rivayet  9)
 
Eğer  Kur’anı  Kerimin   sağlıklı ve  doğru  bir  şekilde  anlaşılması  için  çaba   gösterilirse, insanlık,  insan  yaşamı  ile  ilgili  kayıbını (elde etmek  istediğini)  bulmuş  olur. Böylece  hayatının  hiç  bir  aşamasında  hayret ve  şaşkınlık  yaşamıyacaktır. İnsan  hukukuyla  ilgili   prensip ve  metotlar saptanmış  olacaktır. Kur’anın  insanla  ilgili  hususları  farlı  boyutlarıyla gündeme  getirip   insanın  gerçek  ihtiyaçlarına  ışık  tuttuğuna  dikkatle, İnsan  hakları ve  yaşamıyla  ilgili gerekli  tüm  kanunları  çıkarmak  mümkündür.
 
Ayrıca insanlar arasındaki  müşterek  hususların  belli  bir  zaman ve  mekanla sınırlı  olmadığı,  zaman ve  mekan  üstü  gerçekler  olduğunu ve  her  zamanda ve  mekanda  bu  müşterek  ihtiyaç ve  hususların mevcut  olduğuna  dikkatle, Sağlıklı  çıkarımların  yapılması  için  Peygamberin ve  imamların  bu  hususlarla  ilgili  beyan ve  izahlarına da  baş vurarak İlahi  vahiyden insan hakları  kanunlarını istihrac etmek  (çıkarmak )  gerek.
 
 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :