Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 66480
Yayın Tarihi : 1/16/2015 2:13:10 PM
تعداد مشاهدات : 175

İslam Dini'nin İnsana Bakışı

Yazar: Muhammed Avcı

"Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık, karada, denizde ve havada kendilerini taşıyacak vasıtalar nasip ettik, onlara helal ve hoş rızıklar verdik ve onları yarattığımız varlıkların bir çoğundan üstün kıldık." 17/70

İslam dini insana zati itibariyle yaratılmışlar arasında benzeri olmayan bir kimlik vermektedir. Evet! İslam bütün insanları bil kuvve bil istidat bütün yaratılmışlardan üstün görmektedir. Çünkü yeryüzünde Allah adına hüküm edecek olan insan özel bir imtiyazla yaratılmış bir kimliğe sahiptir. Yer yüzünün halifesi olan insanın fıtratında hakikat nuru vardır. Bu nedenle yaratılmışlardan farklı bir makama sahiptir. Bu makam İlahi aşkın merkezi meleklerin secdegahıdır.

İnsan fıtratında varolan hakikat nurunu koruduğu müddetçe insan olarak anılır ve ona insani değer verilir, zaten insanın gerçeği odur. İnsanın kimliğine yakışmayan şeytani ve nefsani gayri ahlaki isteklerle kirletildiği zaman insani kimliği kaybeder ve yaratılmışlar arasında en zaralı varlık olarak kabul edilir.

İnsan yaradılış itibariyle eşit yaratılmıştır. Yüce İslam Peygamberi irad etmiş olduğu hutbesinde bütün insanlığa şöyle seslenir:

„Ey insanlar! Muhakkak Allah sizleri bir babadan bir anneden kardeş olarak yaratmıştır. Bazılarınız bazılarına üstünlük taslamasın; Allah’ın insanlardan istediği birbiriyle tanışması, ve aralarında sevginin ve muhabbetin oluşması, iyilik ve hayır üzere yardımlaşmayı dilemektedir. Subhan olan Allah bazılarını bazılarına renkleri, malları, dilleri, nesebleri bakımından üstün kılmamıştır. Belki bazılarını bazılarına üstün olması imanlarından sadakatlarında ve güzel amellerindendir. Sizin dünya ve ahirette en üstün olanınız Allah’a kullukta kusur etmeyen ve hayırlı işler yapan insanlara yardımda bulunandır; günahlardan ve insanlara zarar vermeden uzak ve yardım sevenizdir.”

Ayet ve hadislerden yola çıkarak insan denilen varlığın kimlik tesbitine gidecek olursak yaratılmışlar arasında farklı değerlerde kimlik alabilirler. Önce insani kimlik kazanmak için yaradılış felsefesine uygun hayatını şekilendirerek fıtratına uygun bir hayat tarzını yaşıyarak Kur’an Mektebi'nden almış olduğu kimlikle insan olduklarını kanıtlamış olanlar. Bu kimliğe sahip olanlar insani değerlere saygı duyan ırk, renk, dil ve farklı inançlara sahip olanlara saygı duyarak onların değerlerine saldırmazlar.

İkinci bir kimlik tesbitinde karşımıza iki yüzlü iki boyutlu ve bukalemun tipi bir kimliğe sahip birileri dünya sahnesinde görülür. İnsanlığın en çok zarar gördüğü varlık insani kıyafet giyisisi altında farklı zeminlerde farklı görüntü sergiliyerek insanları aldatır, devletler, milletler, ırklar ve kabileler arasında savaş çıkarır. Bu tiplere Kur’anKerim şu kimliği verir.

’’Nezaman onlara: < Yer yüzünde fesat çıkarmayın> denilse < biz sadece barışçı ve islah edicileriz> derler. Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir; lakin şuurları yok, farkında değiller.’’ 2/ 11-12

Kur’anKerim bu tip olanların kimliğine münafık yazar. İnsanlık tarihinde en zararlı varlıklar bunlardır. Billhassa İslam dini bunlardan en çok zarar görendir. Bunlar Yahudiler'in arasında, Mesihiler'in arasında, kafirlerin arasında, müşriklerin arasında ve Müslümanlar'ın arasında yaşamaktalar; bunların görevi yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökmektir. Yer ve zamanına göre bazen Yahudi olur kan döker bazen Mesihi olur kan döker bazen kafir kıyafetinde kan döker bazende İslami bir kıyafet ve söylemle kan döker ve fitne yapar.

Dünya sahnesinde varolan üçüncü derecede bir kimliğe sahip olanlar müşrikler ve kafirlerdir. Bunlar Allah’a şirk koşan veya inkar edenlerdir. Bunların kimliğine isim olarak şunu yazar.

’’Büyüklük taslayanlar dediler ki: .>.“ 7/76

Bunlar müminlerin inandığı alemlerin Rabbi olan Allah’ı inkar ederler ve kafir ismini kendilerine seçerler. Bunların hedefinde İslam dini vardır. Bunlar sömürgeci kapital sahibi olan kimselerdir. Bunlar dünya nüfusunun yüzde yirmisini teşkil ederler; ama yüzde seksenini sömürürler. Bundan dolayıdır ki İslam dinine düşmanlık ederler, zira İslam adalet ve eşitlik dinidir, sömürüye karşıdır, bu nedenle hedeflerinde İslam vardır. Bunlar İslam'ın adalet ve eşitlik dini olduğunu bildikleri için Müslümanlar'ın üzerinde çeşitli oyunlar oynayarak sömürdükleri yüzde sekseninin uyanmamaları için büyük paralar harcıyarak terör örgütlerini yetiştirirler. Yetiştirdikleri terörist insanları bölge ve coğrafyaya göre ayarlar ve onlara Müslüman kimliğini verirler. Kendi sömürü ve saltanatlarına zarar vermeyecek İslam kıyafeti altında İslam Ümmeti'nin başına hırsızları, soyguncuları ve kralları getirirler. Bunların şemsiyesi altında hırçın, azgın, merhametsiz, taşkınlığı seven ve maceracı İslam adı altında yetiştirerek ne İslam'ın nede insanlığın kabul etmiyeceği eylemleri yaptırarak mukaddes İslam dinini gerici ve vahşet dini olduğunu, sömürülmekte olan yüzde seksene gösterirler ve sömürmeye devam ederler.

Günümüzde yaşanan terör eylemleri ve savaşlar dünyayı sömürmekte olan şer güçler olduğu akıl sahibi ve düşünen insanlar tarafından açıkça bilinmektedir. Var olan terör örgütleri dünya insanını sömürmekte olan sömürgeci devletlerin milli istihbarat güçleri tarafından kurulmuş ve desteği de petrol kuyularının sahipleri tarafından ödenmektedir. Milli şeflerin eğitip örgütledikleri insanlara İslami bir görüntü ve söylemlerinde İslami bir söylem vererek hedef tahtası olarak Muhammedi İslam'ın yok edilmesi onlardan istenmiştir. Bu istek, düşünmesini bilen akıl sahibi insanlar tarafından çok açık bir şekilde bilinmektedir.

Yıllar yılıdır İslam beldelerinde milyonlarca insanın öldüğü ve hanelerin virane edildiği, binlerce ilim adamı, mütefekkir ve aydının terör kurbanı olduğunu yaşadığımız asır buna tanıklık etmektedir. Terör kurbanı olmuş binlerce İslami kimliğe sahip olan ilim adamlarına dünya devletlerinden en küçük bir tepki teröristler verilmemiştir. Daha yakın tarihte İran İslam Cumhuriyeti'nde en üst düzeyde ilim adamları terör kurbanı oldular ve hiç kimse ilim adamlarına yapılan teröre en küçük bir kınama dahi yapmadı. Acaba bu ilim adamları şu karikatürcüler kadar insanlığa faydası yokmuydu? İnsanlık hizmetinde, insanlığa hizmet etmekte olan insanlar terör ediliyor sanki herkeste bayram havası esiyor ve öldürenlere terörist demeye bile dilleri varmıyor. Ama nedense Fransa'da 12 kişinin terör edilmesi devletler düzeyinde kınama yapıldığı gibi Fransa'da yapılacak yürüyüşe başbakanlık düzeyinde katılım yapılıyor. Fransa'daki 12 karikatürcünün öldürülmesine bütün devletlerin tepki göstermeleri her akıl sahibinin onaylıyacağı bir konudur. Ama bu işi bu kadar büyüterek başbakanlık düzeyinde Fransa'daki yürüyüşe katılmaları düşündürücüdür! Çünkü Fransa'daki yapılan bu terön eş zamanlı Nijerya’da ikibin insan aynı terör örgütünün yapmış olduğu cinayet dünya medyasına yansımasına rağmen birtek ülke kınama bile yapmadı. Buda aklını başkasının cebine koymamış ve düşünmesini bilen akıllı insanları düşündürmektedir ve kafalarda soru işaretidir.  

Bizler öldürülen karikatürcülerın desteklenmesine ve teröristlerin kınanmasına karşı değiliz çünkü biz Müslümanlar terörün her türlüsüne karşıyız. Zaten dinimiz de buna müsaade etmemektedir ve haramdır. Ancak bizim Davutoğlu’na soracak bir kaç sorumuz var!

Sayın Davutoğlu, İran İslam Cumhuriyeti'nde terör edilen ilim adamlarına hiçmi hiç bir tepki göstermediniz! Acaba kınamanız ve bugün göstermiş olduğunuz tepkiyi yapabilmeniz için terör edilmiş İran’daki ilim adamlarının Fransız olmaları mı gerekiyordu? Rabbim Allah Resulüm Muhammed’dir (s.a.a) diyenleri öldürenleri terörist kabul etmiyormusunuz? İnsanlığın değerlerini ve bilhassa Müslümanlar'ın, Mesihiler'in ve Yahudiler'in mukaddesatına hakaret edici karikatür yapanları öldürenler mi sadece teröristtir? Mukaddes İslam dini terör eylemlerini haram kıldığı gibi insani olan değerleri de küçültmek, hakaret etmek ve alaya almayıda haram saymaktadır.

Sayın Davutoğlu ve beraberindekiler, karikatürcülere destek yürüyüşü yapmak için gittiğiniz Paris'te katılımıcılara şu soruyu sormanız gerekmezmiydi? Bu öldürülenler de suçlu değillermi? Bu karikatüristlerin yapmış oldukları karikatürlerle duygusal ve fanatik olanları teröre teşvik etmiyorlarmı?

Sayın Davutoğlu bugün kınamak için toplanmış olduğunuz Paris'te siz ve müttefikleriniz bugün dünyayı tehdit eden terör örgütlerinin projrlerini kimler çizmiş, lojistik desteği kimler sağlamış ve sağlamakta, maddi finanslarını kimler sağlamakta. Bunlara en modern silahları kimler temin etmekte, Ortadoğu ülkelerine geçişlerini kimler sağlamakta ve eğitimlerini kimlerin vermekte olduğunu bilmiyormusunuz? Siz bunu çok iyi bilmektesiniz; şimdi kimi kime şikayet ediyorsunuz?

Sayın Davutoğlu yoksa yeni bir planınızmı var? Çünkü İslam beldelerini kan gölüne boğmuş günde binlerce insan can veriyor evler yıkılıyor çocuklar yetim kalıyor, bunlar için hiçmi hiç tepki  yapmıyacaksınız? Hatta Fransa'daki cinayeti yapanlar Müslümanlar'ın başlarını kestikleri zaman onları alkışlayıp destek veriyordunuz; Şimdi sayın Davutoğlu’na sormamız gerekir! Sayın Davutoğlu dökülen İslam Ümmeti'nin kanı 12 Fransız kanı kadar kıymetli değilmi? Nijerya'da 2000  mümin ve muvahhidin Batı destekli teröristler tarafından şehid edilmeleri senin hiçmi hiç burnun kemiğini sızlatmadı? Acaba Müslümanlar sizin yanınızde çokmu ucuz ve değersiz? Yoksa ucuz bulduğunuz Müslüman kanını yeni projelerle Paris toplantısıyla eyleme mi geçireceksiniz?

Kol kola Fransa sokaklarında kimleri protesto ettiniz? Protesto ettiğiniz teröristler Avrupa'da örgütlenerek Türkiye üzerinden Müslümanlar'ın başını kesmeye gitmiyorlarmı? Türkiye’den geçerek Müslümanlar'ın kanını dökmüyorlarmı? Ve yine Avrupa'ya dönmek için Türkiye'yi kullanarak rahat birşekilde Avrupa'ya dönmüyorlarmı? Allah’tan korkun İslam adına sizlere bağlanmış olanları aldatmayın! Ey Müslümanlar yeter artık bu Batı dostlarına aldanmayın! Bakın Allah ne güzel uyarıyor bizi:

’’Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne bir yardımcı vardır.’’ 2/120

Muhammed Avci


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :