Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 64192
Yayın Tarihi : 12/3/2014 4:53:36 PM
تعداد مشاهدات : 250

Kan Kılıca Galiptir

Suudi Arabistan hükümetinin bu kararından vazgeçmesi zor bir ihtimaldir. Çünkü bu onun için bir Yezid savaşı haline gelmiştir. Başka türlü bölgedeki direnişi bastıramayacağı düşüncesindedir. Halbuki, Ayetullah Nemr’in başlattığı bu Hüseyni direniş onun şehadetiyle birlikte Suud rejimini bitirmeye yetecek bir direnişi de artık Hicaz topraklarında başlatacaktır.


Yazar: Betül Hanzala


Allah’ın Adıyla

Suudi Arabistan Krallığı’nın sırf şii olduğu için tutukladığı Ayetullah Nemr Bakır Emin el-Nemir’in tutuklu olarak hapislerde kalışının 840. günü bugün..

“Hz. Hüseyin bizim geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimiz” diyen Nemr, Kerbela hadisesinin her toprakta ve her zamanda gerçekleştiğini, bu yüzden de geleceğimiz için bize yol gösterici bir kılavuz olduğunu ve düşmanı anlamada ve direnişi hazmetmede bize bir basiret sağladığını söylerken kendi Kerbelası olan Suudi Arabistan Krallığı hapisanelerindeki direnişini ve belki de çok yakın gelecekte şehadetini bize armağan etmektedir.

1960 doğumlu Nemr hakkında sizlere ufakta olsa bilgi vermekten şeref duyacağım. Zira FZalim ve  zorbaların ülkesi haline  gelmiş ve  bir  aile  adına  anılan ve asıl adı Hicaz  olan  Haremeyn  ülkesi ve  bu günkü  sahte adıyla Suudi Arabistan’da bu direnişi ancak Hz. Hüseyin’in korkusuzluğuna aşık olmuş, onun bıraktığı mirası kanıyla taşımaya Lebbeyk diyerek koşmuş ve bizleri bu direnişiyle derinden sarsmış bir bir alimi geçte olsa Türkiye’nin tanıması için ufacık bir katkıda bulunmak onun şerefli direnişi karşısında yapılabilecek en basit bir tedamun ve dayanışma eylemidir.

Ayetullah Nemr, Suudi Arabistan’ın Doğu bölgesi olan Katif’de dünyaya geldi. 1979 yılı İran İslam Devriminden sonra Arabistan’daki “Harem İntifadası”ndan sonra İran ile ilişkilerini koparan Suud hükümetinin Şiilere yaptığı baskıdan kaçarak İran’a 19 yaşında yerleşerek medrese eğitimine başladı. İran’da Medrese eğitimini Seyyid Muhammed Taki Müderrisi’den aldıktan sonra Suriye’ye yerleşen Nemr, 1994 yılında Suud hükümetinin Şiilere karşı tutumunu yumuşatmasının ardından Arabistan’a geri döndü.

Bütün Şii alimleri gibi Ayetullah Nemr de zulme ve istibdada boyun eğmeyen Hüseyin direnişini kendi ülkesinde korkusuzca icra etmekten çekinmeyince hükümetle arası her zaman tutuklamalarla ve ev hapsiyle geçti. 2003 yılında sırf cemaatine Kerbela anısına namaz kıldırdığı için tutuklandı ve o yıldan sonra hapisane ve ev hapsi arasında gidip gelen çileli hayatına da başlamış oldu. 2009 yılında Baki mezarlığını ziyarete gelmiş Şii kadınlarını döven Suud polislerinin bu tutumuna karşı, minberinden sarfettiği o meşhur Hüseynî ifadeleri Suud hükümetini çıldırtmaya yetti: “ Bu sözlerim belki de hapisanede ya da toprak altına girmemle birlikte son bulacak. Ancak biliyorum ki bu dünya Hakk ve Batıl’ın mücadelesinin sürdüğü bir savaş meydanıdır. Bu yüzden ben de savaşımızı vermek için buradayım. Kadınlarımıza yapılan zulmü gördük. Suud hükümeti güvenliğimizi elimizden almış şerefimizle oynamaya başlamıştır. Susmamız isteniyor ancak asla susmayacağız!”

2011 yılında Nemr, hapisanelerdeki şii tutukluların derhal salıverilmesi için ikinci en büyük İntifadasını başlatır. Özellikle de 2012 yılında içişleri bakanı ve kralın varisi olan Prens Nayif bin Abdulaziz’in ölümünü büyük bir bayram olarak algılanması için halka minberinden seslenen Nemr aslında kaplan anlamına gelen Nemr adına yakışır bir tutum sergilemiştir. Hz. Ali’nin kaplanı gibi davranarak Suudi Arabistan’da yıllardır Şiilere kan kusturan Prens Nayif’in ölümünün ardından adeta bir Nemrut’tan ya da Firavun’dan bahseder gibi bahsetmiş ve “ Bir zalimden daha yeryüzü kurtulmuştur, Elhamdulillah” diyerek Suud rejiminin firavunluğunu korkusuzca halka duyurmuştur. Bu açıklamasının ardından tutuklanan Nemr yıllardır yattığı hapisanede korkunç işkencelere maruz kalarak hastane ve hapisane arasında iki yıl geçirmiştir.

Hapisanede tutulmasının bile Hüseyni direnişi kuvvetlendirdiğini gözlemleyen Suud rejimi, geçen  yazın Ayetullah  Nemr’i idam cezasına çarptırmıştır. Ululemre itaatsizlik, ülke çapında huzursuzluğa neden verme, Suud hükümetinin meşruiyetine zarar verme ve ona biyat etmemekten idam cezasına çarptırıldığını ilan eden Kraliyet adeta, Yezid’in Hz. Hüseyin direnişine gösterdiği kini kusmaktadır. Ayetullah Nemr de Hz. Hüseyin’in direnişini bize kanıyla hediye etmekte ve bize kanın kılıca galip geleceğini bir kez daha hatırlatmaktadır.

Ayetullah Nemr ne IŞİD gibi çocukların ve kadınların kanını akıtmış, ne de kelleleri keserek onlarla yemek yemişti. O zulmün karşısında kaplanlar gibi direnmiş, ölüme merhaba diyecek kadar yıllarca hapisanelerde İmamların çektiği işkenceleri çekeceğini bile bile zulme karşı Kerbela direnişini başlatmıştı. İstediği de buydu zaten!!! İmam Sadık’a izleyici olmak!! İmam Hüseyin’e izleyici olmak!! Ne mutlu ona ki dünyadaki Hakk ve Batıl savaşında kendi payına düşen görevi korkusuzca yerine getirerek Hz. Hüseyin’in dostu olmayı hak kazanmıştır.

Suudi rejiminin içinde çocukluğunu geçirmiş ve Vahhabi zihniyeti ile yıllarca eğitilmiş birisi olarak şunu diyebilirim ki Suudi Arabistan hükümetinin bu kararından vazgeçmesi zor bir ihtimaldir. Çünkü bu onun için bir Yezid savaşı haline gelmiştir. Başka türlü bölgedeki direnişi bastıramayacağı düşüncesindedir. Halbuki, Ayetullah Nemr’in başlattığı bu Hüseyni direniş onun şehadetiyle birlikte Suud rejimini bitirmeye yetecek bir direnişi de artık Hicaz topraklarında başlatacaktır.

Onlarca kabilenin arasından sadece Suud kabilesinin adını taşıyan Suudi Arabistan Krallığı’nın bu despot tutumu diğer kabileler ile arasındaki husumeti her zaman zinde tutarak yıllardır iktidar savaşının kraliyet çevresinde verilmesine neden olmuştur. Bu yüzden eğer idam hükmü gerçekleşirse, bu sadece Hüseyni direnişi başlatarak devletin çökmesine neden olmayacak aynı zamanda Suud kabilesine husumet besleyen diğer kabilelerin bu direnişi fırsat bilerek kendi direnişlerini de başlatmalarına neden olacaktır.

Bugün Nemr Cuması olarak Avrupa’nın bir çok başkentlerinde Ayetullah Nemr için yürüyüş yapılacak. Dünya çapındaki insan hakları örgütlerinin sessiz kaldığı, IŞİD’in bile birçok Sünni alimlerce mücahit ilan edildiği bir dünyada Ayetullah Nemr’in verdiği bu kutsal şehadet savaşı, Hüseyni direnişe aşık olanları kıskandırmakta ve o direnişin bir parçası olmak için onları şehadet yarışına Lebbeyk nidalarıyla itmektedir..Bir kadın ve mustazaf olarak bizler kalemimizle bu direnişin bir ucundan dahi olsa tutarak Ayetullah Nemr’in direnişine biatımızı ilan ediyoruz ve İmam-ı Zaman’ın zuhuru için bu Cuma’yı Nemr Cuması ilan ediyoruz..

Selam olsun sana ey Ali’nin kaplanı, Hüseyin’in yârânı, İmamların cennnetteki komşusu! !
Lebbeyk Ya İmam!!

 

24 Ekim 2014

Betül Hanzala


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :