Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 63170
Yayın Tarihi : 11/21/2014 6:02:08 PM
تعداد مشاهدات : 381

Cuma Namazının İslam Dinindeki Yeri ve Önemi

Cuma namazının teşri edilmesiyle, bu ibadi amel müslümanların haftalık en önemli ibadi, toplumsal ve siyasi farızasına dönüşmüş oldu
 
Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah  Ramazani
Tarih: 21.11.14

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.
 

Haiz  olduğu    dini,  sosyal, terbiyevi, ibadi ve  ahlaki  öneme   binaen  bu  haftaki  Cuma  hutbemizi,  Cuma  namazı  farızasının  bazı  önemli  hususlarının  izahına  ayırdık. Konuya  girmeden  önce   şu  hatırlatmada  bulunmak  istiyorum.  54 seneden  fazladır    Hamburg’un   Ulu  Camisi  hükmünde  olan ve   cami  olarak  inşa edilen  tek   camisinde  yani  İmam  Ali  Camisinde   Cuma  namazı  dini   merciliğin atadığı  imamlar  tarafından eda olunmaktadır..  Sürekli  olarak  farklı  kavimlerden ve  mezheplerden  müminlerin  katılmasıyla  eda  olunan   Cuma  namazları  bir  çok   ferdi ve  toplumsal  ibadi ve  ahlaki hayır  ve  berekete  vesile  olmuştur.

Dini öğretiler  açısından  Cuma  günü müminlerin  toplanma  günü ve müslümanlar  nezdinde fevkelade  bir  öneme  haiz  bulunmmaktadır.  Konuyla  ilgili  olarak  tarihi  nakillerde  şöyle  denilmektedir. Müslümanların  sayısının  Medinede  artmasının  ardından, bir  toplanma  gününün  belirlenmesi  konusunda  birbirleriyle  konuşup  danışan  müminler,  Cuma  gününü  kendileri  için  toplanma  günü  olarak  seçtiler. İlk  aylarda   bu  günde  müminler  bir araya  gelip birbirleriyle  konuşup   öğle  namazını  cemaatle  kılarak  dağılıyorlardı.  Peygamber   Efendimiz hicretten  sonraki  ilk  günlerde  cemaat  namazı  kılarak  müminlerin  bu  girişimini tespit edip  pekiştirmiş   oldu.  Yavaş  yavaş  bu  gün  müslümanların  hafta  sonu ve  ibadet  günü  olarak kabul edildi.  Cuma  namazının  teşri   edilmesiyle,  bu  ibadi amel  müslümanların   haftalık  en  önemli  ibadi,  toplumsal ve  siyasi  farızasına  dönüşmüş  oldu.
Öyleki ondan böyle İslamın  siyasi  ve  toplumsal  mahiyeti  bu  günde  sergilenyor ve  dış  dünyaya  yansıtılıyordu.

Cuma   namazı   farızası  topluca  eda  olunması  gereken  bir  farıza  olduğundan  dolayı en  az  beş  müminin  katılımıyla  eda edilebilir. Bazı  mezhepler   12 veya  40  müminin  katılımının    gerekli  olduğu  kanaatindedirler. Cuma  hutbesinde  İmam  hem  kendisi ve  hem de  cemaatı   takvalı  olmaya,  Allahtan  korkmaya  helal ve  harama  riayet etmeye  davet  etmekle  yükümlüdür.  Hatip  ayrıca   Cuma  hutbesinde bir  dini  konunun  yanı   sıra  müslümanların aktuel  sorun ve  müşkülleri   hakkında    konuşup   halkı  aydınlatmalı. Cuma  namazı ibadi etkileri ve  yararlarının  yanı  sıra, kendine  mahsus  bir  takım  özellikleri taşımaktadır. Bir  şehirin  halkının   Cuma  namazı  için o  şehirin  ulu camisinde  bir  araya  gelmeleri ve  namazı  cemaatle  kılmaları  lazım. İki hutbeye  kulak  vermeli. Namazdaymışcasına  iki  hutbeye   kulak  vermelidirler.  Çünkü  iki   hutbe  iki  rekat  namazın  yerine  geçmektedir.  Bunun için  cemaatın   kibleye   dönerek   tam  bir  sükunet ve  sessizlikle pur  dikkatle  hutbeleri  dinlemesi  lazım.  Hutbe  okunduğu  zaman konuşmak.  Bir  şey  okumak veya  bir  şey  yeyip  içmek  caiz  değildir.  Cuma  hutbelerini   Cuma   Namazının  ruhu  olarak  tanımlamak  pek ala  mümkündür. Dolayısıyla   Cuma  hatibinin  Cuma  hutbelerinin   içeriğine  büyük  bir  önem  atfetmesi  lazım. Hutbelerinde  hem    bireylerin ve  hem de  toplumun  görev  ve  yükümlülükleri  ele  alınmalı


Cuma  namazını  birlikte  eda eden  müminlerin  omuz  omuza  verip  düzenli  saflar  oluşturmaları ve  belli  bir  disiplin  ile  namazlarını  kılmaları,  Cuma  namazının maneviyat  ve  ruhaniyetinin dahada  artması ve  müslümanların  birlik ve  kardeşliğinin görkem ve azametine   vesile  olmaktadır. Cuma  namazı  Allah  ile  irtibat  için çok  önemli  bir   fırsattır.  Konuyla  ilgili   olarak  Yüce  Rabbimiz  Cuma  süresinde  şöyle   buyurmaktadır.

‘‘Ey  İman edenler!  Cuma  günü  namaza  çağrıldığında,  Allah’ın  zikrine  koşun ve  alış-verişi  bırakın  Eğer  bilseniz  bu sizin için daha  iyidir‘‘

Ayet,   Cuma  günü  kılınacak  olana  namazın  toplu  şekilde  yani  cemaatle  kılınmasını  açıkca  ifade etmektedir.  Ayrıca  ezan sesi  işitilir  işitilmez    her türlü  alış – veriş  ve   ticaret  ile  meşguliyeti  bırakmak  gerek. Bu  ayete göre,   Cuma  namazı   Allaha  doğru bir  seyir  almak  için diğer  insanlarla ve  hatta  varlıkla birleşmek ve  O’na   doğru  koordineli  bir hareket  sergileme  yeri  ve  zamanıdır. Ayetlerden  bu  günün  Allah’ın  lütuf  ve inayetinden  yararlanmak  için de Hak  Teala  tarafından    verilmiş  bir   fırsat  olduğu  anlaşılmaktadır.

‘‘  Namaz  biitince  yeryüzüne dağılın  ve   Allah’ın  lütfundan  kendi  payınızı arayın. Allah’ı  çok anın.  Umulurki  kurtuluşa  erersiniz.”


Ayet,  namaz  bittikten  sonra  herkesin  tekrar  işine ve gücüne  takva azığıyla  donanmış  şekilde dönebileceğine  vurgu  yapmaktadır.  Tabiki  işe ve  güce  daldığında  Allah’ı  unutmamak ve  O’nu  asıl  maksat ve  maksud  olarak  görüp  kazandığının   O’nun  canibinden  bir   lütuf ve  ihsan  olduğuna    canu  gönülden  inanarak  hareket  etmelidir. Hayatın    maksadının  Allah’ın  rızasını  tahsil  etmek ve O’na   takarrub etmek  (yanaşmak)  olduğundan  gaflet etmemelidir.  Cuma  namazının   birinci  rekatında  Fatiha  suresinden  sonra  Cuma  suresinin  okunması  mustehaptır. Bu  Surenin   içeriği  ve  ayetleri  üzerinde  eğer  insan  derinden düşünüp,  tefsirini  okursa  çok  şeyler ve  derin   manalar elde  eder. Cuma  namazının  mana ve  felsefesini  de  bu  surenin   muhtavasından   anlamak  mümkündür. Cuma  namazının  hayır ve  sevabı ve  İslam dinindeki  üstün ve  ulvi  makamını  idrak etmiş  olan müminler  bu  gün  geldiğinde, bu namazın manevi,  ibadi ve  ahlaki   bereketinden ve  mevhibelerinden  yararlanmak  için   vasfedilmez  bir   coşku ve  heyacanla  camilere  koşarlar.
 

Cuma  namazının  içeriğindende  anlaşıldığı  üzere,  İnsanın  yaşam  amacı  Allah  rızası  olmalı.  Bütün  varlığın  kendisini  tesbih ettiği  Rabbul  Alemini, İnsanoğlu da  bütün   mahlukat   ile  birlikte  tesbih etmeli ve tesbih  edenlerin  kervanından  geri  kalmamalı. Peygamberler de  insanları  mabud  ile  tanıştırmak ve  ona  ibadet ve  tesbihi  öğretmek  için  gönderilmiştir. Tesbih edenlerin  kervanına  katılmak  isteyen  insanın  Peygamberlerin taliminden,  terbiyesinden, onların  öğrettiği nefis tezkiyesinden geçmesi,  ilim,  irfan ve  hikmetle  donanmış  olması  lazım. Bu  vesileyle  insan dalalet ve sapıklıktan  uzaklaşıp  ilahi sıfatlarla  muttasıf  bir  tekamule  ulaşabilir.

Eğer  insan Allaha  doğru  yol  almak  ve  ona  yaklaşmak isterse,  Allah  yolu  ona  kolaylaştırır.  Elinden  tutar,  lütuf,  ihsan ve  muhabbetini ona  yağdırır. Tabiki  Allah’ın  sevgisini ve  ihsanını  kazanmak  için peygamberin  öğretilerini   öğrenmek ve  yaşamak  gerek. Nitekim  Kur’anı Kerimde de Yüce  Allah  Peygamberine  şu  hususu insanlara hatırlatmasını  istiyor. “ Eğer  Allah’ı  seviyorsanız.  Bana  uyun ki  Allah  ta sizleri  sevmiş  olsun.”  

 

Yüce Allah Cuma  suresinin  sonunda  şu  hatırlatmada  bulunmaktadır:    Her müslüman şu  gerçeği  iyice  idrak etmelidir ki; Allah’a  iman insanı  cavidan ve  ebedi  kılmaktadır. Namaza gelmiş  olan mümin     Cuma    hutbelerine  canu  gönülden  kulak  vermeli ve  işittiği  ilahi  ayetler, vaaz  ile  hikmetlerle  kalbini  cilalamalı,  bir  başka  ifadeyle  kalbini  ilahi   nur ve  hikmetle  ihya  etmelidir.  Cuma namazı ilahi  emir ve  yasakların  hatırlatılması  açısından da  çok  önemli  bir  fırsattır. Çünkü  insan unutkan  bir  varlıktır ve  hatırlatmanın  müminlere  faydası  vardır. Cuma  namazı  kişinin  kendi  görev  ve  sorumluluğunu  tanıması ve  yerine  getirmek için  çabalaması  açısından da  büyük  bir  önem  taşımaktadır. Cuma  namazı   müslümanların  bir  haftalık  sosyal, siyasal ve  ahlaki  durumunu  görüşmek ve  sorunların  halli  için de mümtaz  bir  fırsattır. İmamın   bir  hutbesini  sosyal   ve  toplumsal  gelişmelere ve  mevcut  sorunlarla   bu  sorunları   çözümüne  ayırmalıdır. Her  müslüman  da gelişmelere ve sorunlara dikkatle  kendisine  düşeni öğrenip  yapmaya  gayret  sarfetmeli.

Cuma  namazının etkileri ve   faydaları  oldukça  çoktur.  Buna  binaendir  ki  sevgili  Peygamberimiz çocuklarımıza   Cuma  namasını   hatırlatmamızı ve  bu  vecibe  hakkında   onları  aydınlatmamızı  talep  etmektedir.  “Cuma  gününü  çocuklarınıza hatırlatın”  Bir  başka   hadisinde de   sevgili  Peygamberimiz  şöyle  buyurmaktdır:   “ Allah’ın  rızasını tahsil ve  mükafatını  almak  için  Cuma   namazına  gelen insanın günahlarını  Allah  bağışlar ve onun için  yeni  bir  hesap açar” Bunun için   Cuma  namazını  ihmal  etmemek  gerek.  Konuyla  ilgili  olarak  İmam  Muhammed  Bakır   Hazretleri   şöyle  buyurmaktadır: “  Hiç  bir  gerekçesi  olmadan kasıtlı  olarak   Cuma  Namazını  terkedenin    diğer namazları  kabul  olmaz” Yani  diğer  namazlarının  fazla  bir  değeri ve  faydası  olmaz.    İmam  hazretleri  başka  bir  beyanında   Cuma  namazı  hakkında şöyle  diyor:  “Allah’a  yemin ederim  ki   bana  şöyle  haber  verdiler: Allah Resulünün Ashabı  Perşembe  gününden itibaren  kendilerini  Cuma  namazına  hazırlıyorlardı”  Bir  başka   rivayette  de  şöyle  denilmektedir:  “İmam  Musa  Kazım (a.s) Perşembe  gününden itibaren  Cuma  gününe  hazırlanıyordu.” İmam  Rıza da  Cuma  namazı  konusunda  şöyle  diyor:  “ Cuma  günü genel  bir toplanma  günüdür. Allah Cuma İmamını  onlara  vaaz etmek ve  onları Allah’ın itaatına teşvik edip onları  günahlardan  korkutmak  için bu günü bir  sebep   kılmıştır.”

 Cuma  hatibi  hutbesinde  müslümanların  genel menfaat ve  maslahatlarını nazarı  itibara  almalı,  grupsal veya meşrepsel  yaklaşımlardan  şiddetli   bir  şekilde  kaçınmalıdır.  Bunun için  Cuma  imamlığını  üstlenecek  kimsede  aranan  şartlar    günlük  cemaat  namazlarını  kıldıran  imamda  aranan şartlardan  daha  fazladır. Bazı rivayetlerde  Cuma  imamının  şartları  hakkkında  şöyle  denilmektedir: Adil  olmalı, kıraatı  düzgün  olmalı ve masum  bir  İmam veya müctehid  bir  İslam  hakimi( Ulül Emr) tarafından   bu  göreve  atanmış  olmalı  ki  Cuma namazını  kıldırma  salahiyetini  elde  etmiş  olsun. Ayrıca  Cuma    İmamının zamanındaki  hadiseler ile  İslam  toplumu   ve  dünyadaki  gelişmeler  hakkında  bilgi  sahibi  olmalı. Cumanın  genel atmosferi Allaha  kulluk,  ibadet ve  masiyetten-günahlardan  uzak  durma  atmosferi  olmalı. İnsan   Cuma  namazını  ganimet  bilerek  hem Rabb-ul Alemin  ile  irtibatını güçlendirmeli ve  hem de  diğer  insanlara  karşı    çok güzel ve  insani  bir  şekilde  davranmayı  öğrenmeli

Cuma  namazının kendine  has  bir  takım adap ve  kuralları  bulunmaktadır: Cuma  namazına  giden  her  müslümanın  bu adap ve  kurallara   riayet etmesi  lazım. Namaza  giden  insanın  en  güzel ve  temiz  elbisesini  giymesi  lazım. Güzel  koku sürmeli. Huzur ve  sükunetle camide  hazır  olmalı,  kibleye  yönelmeli ve pur dikkat   hutbeleri  dinleyip   hutbenin  vaaz ve  nasihatlerinden  azami  dersi  almalıdır. Cuma   namazı ve  hutbeleri  fikri ve  manevi olarak  insanın  rüşd ve  tekamulünü yakalamak  için en iyi  fırsattır. İnsan  Cuma  hutbelerinden  hayat  dersi almalı ve    ve ibadetinden azami  hazzı ve  lezzeti yakalamlı.

 

Cuma  hutbesini  normal  bir  konuşmayı  dinlediğimiz   gibi dinlememeliyiz. Hutbeyi   öğle  vakti  dinleyen  mümin kimse    namazdaymış  gibi  davranmalı. Bütün  fakihler   cumanın  iki  hütbesinin  öğlenin  iki  rekat  namazı  yerine  geçtiği ve    cumanın farzı  olarak  kılınan diğer  iki  rekatın da  öğlenin  diğer  iki  rekatının yerine  geçtiğine hükmetmişlerdir. Bunun için namaza gelen mümin sağa  sola iltifat etmeden veya herhangi  bir  yere  yaslanmadan kibleye  yönelik   durup  tam huzur ve  dikkatle  hutbeleri  dinleyerk   ruhunu  taltif edip  Allah’ın  zikri ve  fikriyle  kalbini  huzur ve  güvene  kavuşturmalı.

Yüce  Allah  hepimizi  adabı ve  erkanıyla  Cuma  namazını  kılmakta  muvaffak eylesin.

 

 

 

 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :