Hamburg Islam Merkezi
Delicious facebook RSS ارسال به دوستان baskı Kaydet خروجی XML خروجی متنی خروجی PDF
Haber Kodu : 46323
Yayın Tarihi : 2/19/2014 7:13:00 PM
تعداد مشاهدات : 508

İslamı Tanıma 105 (İslam ve Güvenlik 12)

Geçmiş hutbelerimizde emniyeti tehdit eden hususlara değinmiştik. Bu konunun devamında güvenlik ve emniyeti tehdit eden ahlaki faktörlere değieneceğiz.

 

Hatip: Hamburg İslam Merkezi Başkanı Ayetullah  Ramazani

Tarih: 14.02.14

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemlerin Yüce Rabbi olan Allah’a olsun. Bizi doğru yola hidayet eden odur. Eğer O’nun hidayeti olmasaydı doğru yola gelmiyecektik. Ona iman ediyoruz. Ona güveniyoruz, Ona tevekkül ediyoruz, Ona ibadet ediyor ve Ondan yardım ve medet talebinde bulunuyoruz. Salat ve selam ise kalblerimizin mahbubu, nefislerimizin  munisi, günahlarımızın şefaatçısı ve hastalıklarımızın tabibi sevgili Peygamberimiz Hatemul Enbiya,  Rahmetenlilalemin Hz. Muhammed Mustafa ile risaletinin ve ilminin varisi ve sünnetinin muhafızı olan mutahhar Ehl-i Beyti ile   mucadele ve dava arakadaşlarından seçkin Ashabının üzerine olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi ise tüm müslümanların ve bilhassa burada hazır bulunan muhterem bacılar ve değerli kardeşlerin üzerine olsun.

 Başta kendi nefsim olmak üzere hepinizi İlahi takvaya, Allah’ın emirlerine sarılmaya ve yasaklarından ise kaçınmaya davet ediyorum. Takva en iyi azık  cennetin anahtarı ve cehennem  ateşine  karşı  ise  koruyucu  siperdir.

 

Geçmiş hutbelerimizde  emniyeti  tehdit eden  hususlara  değinmiştik. Bu  konunun devamında  güvenlik ve  emniyeti  tehdit eden  ahlaki  faktörlere  değieneceğiz.

 

Güvenliği  tehdit  eden ahlaki  faktörler.

Konuyla  ilgili  olarak  önce   şu  hatırlatmada  bulunmak  isterim.  Her  türlü  ahlaki  erdem  ve  fazilet  toplumun  emniyet ve  güvenliğinin  temininde  önemli  bir  rol  oynar. Örneğin  eğer  bir  toplum  aklılcılık, adalet, hikmet,  iffet, yardım severlik  ve  haya gibi erdem  ve  faziletlere  doğru  yol  alırsa, insanlar arası  bir  çok  ilişki  sağlıklı bir  şekilde  sağlam  bir  zemine  oturtulmuş  olur.  Çünkü  buı  vesileyle  hem  bireysel ve  hem de  toplumsal  potansiyeller doğru  bir  yöne  kanalize  edilmiş   ve emanete riayet, başkalarına  hizmet.  yardım severlik.,  cömetlik, fedakarlık ve  özveri   fakirlik ve  sefalete  son  vermek  için  başkalarına  yardım  ve  bağış gibi  erdemler ve  değerler  toplumda  yaygınlık kazanmış ve  kök  salmış   ve  bu değerlerin  her  biri  toplumun  emniyet ve  güvenliğinin  istihkmaına  katkı sağlamış  olur. Ancak  toplumun mezkur  fazilet ve erdemlerden  uzaklaşması, insanları  birbirlerine  karşı  güvensiz  kılar,  hatta  daha  kötüsü, millet  ile yönetim arasındaki  ilişkiler  kötüleşir, işbirliği ve  dayanışma  önemini  elden vermiş  olur. Dolayısıyla    bireysel ve  toplumsal  güvenlik  farklı açılardan yara  almış  olur. Bunun için  ahlaki  rezaletler ve  kötülükler  hem bireysel ve  hem de  toplumsal açıdan güvenliği  tehdit  eden  önemli  faktörlerdir. Bu  hütbemizde  biz  genel  hatlarıyla  konuyu ele alacağız ayrıntılarını  ise  yeri ve  zamanı  geldiğinde  konuşaacağız.

 

İnsani  kaynakları idare  etmenin ahlakı  prensipleri:

Her  şeyden  önce  ‘‘on ahlak‘‘  prensibi  olarak adlandırılan, insani kaynakları  idare etmenin  prensiplerini  ele  alacağız.
1-İnsanın üstün konumu ve  onuru  sürekli  olarak  göz  önünde   bulundurulmalı.
2- kamu  kaynaklarına ahlaki  vicdan  ile  yaklaşılmalı, tarafsız  olunmalı ve  bu konuda  herkese  eşit  yaklaşılmalı.
3-Liyakat esasına  özen gösterilmeli ve  ayrımcılıktan kaçınılmalı
4-Görev ve  sorumluluk  belli  bir  makam  ve mevkiyi  elde etmek için değil de kişilerin  kendi  görev ve  sorumluluklarını  en  güzel  bir  şekilde  yerine  getirecek  bir  yetkinliğe  sahip  olmaları esasına göre verilmeli.
5-Çalışanların işi  ile  toplum arasındaki  irtibat  ve ilişkiye  dikkat  etmek  gerek.
6- İstidat  ve yeteneklerin  inkişafını  beraberinde  getirecek  olan  metotları kullanmak  gerek.
7-Katılmı  sağlamak  için  umumda   motıvasyon ve hedef  icad edecek  programlarda  bulunmak.
8-Toplumun tüm katmanlarının  hak  ve  hukukunun  sağlanması  için sorumluca  davranmak.
9-Her  kese adilane  davranmak
10-İnsanların  özel  hayatlarına  girmemek. Çünkü  özel alana  girmek hem biryesel ve  hem de  ailevi güvensizliği  beraberinde  getirir.

 

 Toplumsal alanda  ahlaktan  maksat, toplumda  müsbet etki bırakan  her  türlü tutum  ve  davranıştır.  Tabiki  etrafla  olan  ilişkileri olumlu yönden etkileyen ahlaki hususlar önceliklidir. Toplumsal  güvenlikten  bahsettiğimizde  güvenliğin  teminini   direkt  olarak  etkileyen ahlaki  erdemler ve   rezaletlere  değinmemiz  gerek.  Söhbetimizin  bu  bölümünde  bu  önemli  faktörlere  değineceğim.

 

Toplumun  istikrar  ve  güvenliğinde  önemli   bir  rol ifa eden  faktörlerin  başında, işlerin  kanun ve  kurallara  göre  yapılması  ve  görev  dağılımının ehliyete  göre  şekillenmesidir. Çünkü   muhtelif  toplumsal  konularda  eğer  yöneticiler  kanun  kurallara   göre  davranırlarsa, halk  ile  hakimiyet arasındaki  itimat  ve  güven  artmış  olur. Aksi  takdirde  güvensizlik  ve  huzursuzluk   baş  göstermiş  olur. Nitekim  toplum  idaresinde  kurallar ve ehliyet  yerine  ilişkiler  işlerse,  hükümete  olan  güven azalmış  olacaktır.  Dolayısıyla  iktidarı  ilişkiler  doğrultusunda  kullanmak  ahlaksızlıktır.

İslam akrabalık ilişkilerinin güçlü  tutulmasını  sürekli  olarak  vurgulamakta, ancak amme  menfaatının veya  başkalarının  haklarının   bu  ilişkilere  kurban edilmemesi  şartıyla. Akraba  ilişkileri  idari  düzene  sirayet ettirilirse, telafisi zor  toplumsal  zararları  beraberinde  getirir. Bu  durumda    hükümet  halk  nezdinde  tamamen  güvenlik  kaybına  uğramış  olur.  Yönetilenlere itimadın azalması oranında  toplumsal  güvensizlik te artmış  olur. Nitekim Emir-ul Müminin Munzır bin Carud  al-Abdi adındaki yöneticiye  şu  tavsiyelerde  bulunmaktadır: Kişilere  verilecek  sorumluluklar da akrabalık ilişkileri  nazarı  itibare  alınmamalı. Ona gönderdiği  mektupta ehil olmayan  insanlara  sorumluluklar  vermesinden  dolayı  kendisini  yermekte ve  şöyle   demekte: ‘’ Eğer   senin  hakkında  bana söyledikleri doğruysa, evindeki  deven ve  ayakkabının bağı senden  daha  hayırlıdır. Haiz  olduğun  bu  sıfatları taşıyan  bir  kimse  sınır  muhafızlığı yapmaya ve  her  hangi  bir  iş  yapmaya  layık değildir.  Böylesi  birisinin  derecesini  yükseltmek veya  ona  bir  şeyi  emanet  bırakmak  doğru  değildir.’’

 

Emir-ul Mümininin  görüşü  şudur:  Eğer  bir  insan akrabalık  ilişkilerine  göre  görevleri  dağıtıyorsa, ve  idari  konularda  akrabalık duygularını  kontrol edemiyorsa,  böylesi  bir  kimsenin  yönetici  olmaması ve  bulunduğu  sorumluluğu  ehil  olana  terketmesi  lazım

 

Vesselamu aleykum wa  rahmatullahi wa  barakatuhu

 


Yorum



Başkaları Görmesin
تصویر امنیتی :